Yeni Bir Fıkıh Yazmak

İslam coğrafyasındaki bu kaosu görüp tahlil eden ve sahaya inmemiş olanların çoğu kez önerdikleri en cılız ve gülünç çözümlerden birisi budur. Derler ki, yeni bir fıkıh yazalım! Şimdi sormak lazım: Bu fıkhı neye göre yazacaksınız. Kuran’a ve sahih hadislere göre yazacaksanız varacağınız nokta; Ebu Hanife, Şafii, Malik, İmam Ahmed, İbrahim Nehai, Cafer-i Sadık, Zühri veya diğerlerinin varacağı noktadır.
Çünkü onlar da bu yoldan gittiler ve dinin genişliğinden faydalanıp, asli konularda aynı olsa da, furuatta farklı neticelere vardılar. Dini nassların zenginliğinden yararlandılar.

Dinin usulüne göre hareket edecekseniz, varsayalım ki yeni bir fıkıh yazdınız! Varacağınız yer budur. “Hayır biz mezhep imamlarının takip ettiği yolu izlemeyeceğiz” diyorsanız bu yolu takip etmeyeceğiz diyorsanız, o zaman Kuran-ı Kerim’i kendi hava hevesinize göre yorumlayıp hadisleri, sahabe içtihadlarını, kıyası yok sayıp arzunuza göre bir din mi oluşturacaksınız? Eğer buna “evet” diyorsanız; yolunuz da siz de başarısız olmaya mahkûmsunuz. İtibar görmeyeceksiniz.
Yaptığınız işin sonu hüsran olur. Hem dünyada ve hem de ahirette.

Diyanet teşkilatında görev almadan önce, akademik hüviyetiyle üniversitede yer alıp da rahat konuşan ve “yeni fıkha gerek var” diyenlerin hepsinin teşkilatta görev alınca, sahaya inince, halkı görünce bu sözlerinden ve söylemlerinden rücu ettiklerini yakınen gördüm. Bunun yığınla örneği vardır. Bu nedenle de din adına ahkâm kesen insanların ayaklarını sağlam zemine dayandırıp konuşmaları en doğru yoldur. 

Nihat Hatipoğlu – 8.8.2014 – Sabah

Yazar Hakkında: Yusuf Aslan

Tarih talebesi ve ilme pek meraklı.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*