Türkiye Selçukluları – III. Gıyâseddîn Keyhusrev’in Saltanatı Dönemi-

Turkiye-Selcuklu-Devleti

III. Gıyâseddîn Keyhusrev’in Saltanatı

IV. Rükneddîn Kılıç Arslan’ın öldürülmesinden sonra yerine küçük yaş­taki oğlu Gıyâseddîn Keyhusrev tahta çıkarıldı. Muineddîn Pervâne yine dev­let içindeki üstün mevkiini muhafaza ediyor çevresindeki bütün görevliler ya kendi akrabaları veya adamlarından oluşuyordu. Bu durumda kendisine rakip olarak her iki gruba dâhil bulunmayan Sâhib Ata Fahreddîn Ali’yi gö­rüyordu. Bu bakımdan Muineddîn Pervâne, Sâhib Ata’yı ortadan kaldırmak için fırsat arıyordu. Nitekim Sâhib Ata’nın Kırım’da bulunan sabık Sultan, II. İzzeddîn Keykavus’a yardımda bulunmasını, bu yardımdan kendi haberi ol­masına rağmen, tasfiye için bir fırsat saydı (1271-72). Neticede vezir tutukla­narak görevinden uzaklaştırıldı. Ancak Sahib Ata’nın küçük oğlunun çabasıy­la İlhanlı sultanı Abaka onu huzuruna çağırarak muhakeme etti. Sâhib Ata bu yargılama sonunda hayatını kurtararak geri dönmüş, daha sonra 1275 yazın­da çok değerli hediye ve paralarla eski makamını elde edebilmişti.

Öte taraftan Muineddîn Pervane Anadolu’da baskısı altında bulunduğu Abaka’nın kardeşi Acay’dan şikâyetçi idi. Muhtemelen bu durumu öğrenen Acay ona karşı daha sert davranıyordu. Muineddîn Pervâne ise hayatını tehli­kede görerek Memlûk sultanı Baybars’a gizlice adamlar gönderiyor ve onun­la Moğolları Anadolu’dan uzaklaştırmak konusunda anlaşmaya çalışıyordu (672/1272-1273). Baybars onun bu teklifini kabul etmişse de Anadolu’ya gelecek yıl gelebileceğini bildirmişti. Nitekim Baybars sözünde durarak 673 Şaban/Şubat 1275 tarihinde harekete geçtiyse de, Pervâne ona haber gönde­rerek bu seferin bir sonraki yıla ertelenmesini istemişti. Bu nedenle Baybars da Kilikya Ermenileri üzerine yürüdü.

Diğer taraftan Abaka ise kardeşi Acay’ı 1275 yılında Anadolu’dan geri çekmiş ve onun yerine Moğol kumandanlarından Toku Noyan’ı tayin etmiş­ti. Selçuklu beyleri ve devlet adamları bu yeni Moğol kumandanının izni ol­madan herhangi bir hususta karar veremeyeceklerdi. Böylece Pervâne, Moğollar nezdindeki itibar ve itimadını kaybetmiş oluyordu. Ancak Abaka 1275 yılı Mayıs-Haziran aylarında Acay’ı tekrar Anadolu’ya göndermişti. Fakat İlhanlı sultanı tarafından huzura çağrılan Pervâne ve Toku Noyan’ın birlikte şikâyetleri onun Abaka tarafından geri alınmasına sebep oldu. Yine bu yıl içinde Moğol ve Selçuklulardan oluşan otuz bin kişilik bir ordu Bire kuşat­ması sırasında başarısız kalmıştı (Aralık 1275). Bu sırada Pervâne, Baybars ile tekrar temas kurmuş ve Moğolları Anadolu’dan atmak için Memlûklu ordu­sunu harekete geçirmesini istemişti. Muhtemelen bu haber Baybars’a 1276 baharında ulaşmış, o da bir sefer için mevsimin uygun olmaması sebebiyle Anadolu’ya sonbaharda gelebileceğini bildirerek özür dilemişti. Daha sonra Abaka Han haber göndererek IV. Kılıç Arslan’ın kızı Selçuk Hâtun’u oğlu Argun ile evlendirmek üzere huzuruna getirilmesini istedi. Pervâne, Fahıeddîn Ali ve Selçuk Hâtûn ile beraber yola çıkmış (27 Mayıs 1276) ve Tebriz’e giderek Abaka’nın huzuruna ulaşmıştı.

Selçuk Hâtun’un düğünü için Muineddîn Pervâne, Abaka Han’a giderken Selçuklu Devleti’nde başka olaylar gelişiyor; Beylerbeyi Hatiroğlu Şerefeddîn Moğollara karşı Anadolu’da isyan bayrağını açıyordu. Hatîroğlu öteki Selçuklu beylerini ve III. Gıyâseddîn Keyhusrev’i de bir hareket için kandırmış, ayrıca Memlûk sultanı Baybars’a da Anadolu’ya gelmesi için elçiler göndermişti. Ayrıca altı bin kişilik bir Memlûk birliğinin Emîr Bektut kumandasında keşif maksadıyla Elbistan’a gelmesi isyancıları ümitlendirmişti. Ancak Baybars ise böyle bir hareket için acele edilmemesini, askerleri Mısır’da bulunduğu bir şifâda Anadolu’ya gelmesinin mümkün olmadığını bildiriyordu. Hakikaten zaman geçmiş ve bu sırada Muineddîn Pervâne, Abaka’nın kardeşi Mengti Temür (Kongurtay), Vezir Fahreddîn Ali, Toku ve Todavuiı Noyanlar kuman­dasında otuz bin Moğol askeri ile geri dönmüşlerdi. Neticede Moğollar Sul­tan Baybars’ın bizzat harekete geçmediğini öğrenerek bu isyanı bastırdılar ve Hatiroğlu Şerefeddîn’i yakalayarak yargıladılar. Bu yargılama sırasında Hatîroğlu, Muineddîn Pervâne’yi de Baybars’la mektuplaşmakla itham etti ise de canını kurtaramadı. O ve beraberindeki Selçuklu beylerinin büyük bir kısmı idam edildi (Ekim 1276). Böylece Hatîroğlu isyanı bastırılmış, ancak Moğollar Anadolu’yu daha sıkı bir kontrol altına almışlardı.

Nihayet Sultan Baybars Anadolu’yu Moğol istilasından kurtarmak için 7 Nisan 1277’de Halep’ten yola çıktı. Onun bu sefere çıkmasında Pervâne ile beraber Selçuklu devlet adamlarının teşviklerinin de rol oynadığı rivayet edilmiştir. Baybars ve Memlûklu ordusu Nisan ayı içinde Elbistan Ovası’na ulaş­tı. Burada Moğollar ile Memlûk ordusunun ilk karşılaşması öncü kuvvetleri arasında oldu ve bu ilk savaşta üç bin kişilik Moğol öncüleri bozguna uğradı. Moğol ordusuna Tudavun ve Toku Noyanlar kumanda ediyordu. Muineddîn Pervâne de onlarla beraberdi ve ordunun sayısı Gürcü ve Selçuklu yardımcı kuvvetleri ile on beş-on altı bin kişiye ulaşıyordu. Memlûk ordusunun sayısı ise muhtemelen otuz bin civarında idi. Esas savaş 15 Nisan günü oldu ve Moğolların kesin şekilde mağlubiyetiyle sonuçlandı. Moğollar ile beraber bulu­nan Selçuklu askerleri, ihanetlerinden korkulduğu için ayrı bir grup hâlinde tutulmuşlar, onlar da pek savaşa girmemiş, ileri gelen Selçuklu beylerinden bir kısmı Memlûk ordusuna esir düşmüş veya gönüllü olarak esir olmuşlardı. Muineddîn Pervâne ise savaşın neticesini gördükten sonra önce Kayseri’ye kaçmış, orada bulunan Sultan III. Gıyâseddîn Keyhusrev’i, kendi karısı ve devlet adamlarını beraberine alarak Tokat’a gitmişti. Sultan Baybars Elbistan Ovası’nda kazandığı zaferden sonra Kayseri’ye doğru ilerledi ve 20 Nisan’da büyük bir sevinç ve merasimle karşılandığı bu şehre girdi. Baybars buradan Pervâne’ye haber göndererek huzuruna gelmesini bildirdiyse de, Pervâne onbeş gün daha süre istiyor ve bu arada Abaka ile temasa geçmeye çalışıyordu. Baybars onun ikiyüzlü siyasetini anlamış, ordusunda yiyecek ve yem sıkıntısı başlaması üzerine Kayseri’de altı gün kaldıktan sonra geri dönmüştü.

Muineddîn Pervâne bütün bu olup bitenlerden sonra durumu Abaka’ya bildiriyor, daha önceden olayları öğrenmiş olan Abaka da otuz bin atlı ile Anadolu’ya hareket ediyordu (Haziran 1277). Abaka Han önce savaşın ol­duğu Elbistan Ovası’na ilerledi. Muineddîn Pervâne, Sultan III. Gıyâseddîn Keyhusrev ve Sâhib Fahreddîn Ali de ona iltihak ettiler. Abaka Elbistan Ovası’ndaki Moğol Ölülerini gördüğü zaman çok üzülmüş, bu olayda suçlu olarak Pervâne’yi görmüştü. İlhanlı sultanı önce bu bölgedeki Türkmenlerden eline geçirdiklerini ortadan kaldırmış, daha sonra da Anadolu’daki şehirlerin yağmalanmasını ve halkının öldürülmesini emretmişti. Bu sırada Abaka’nın veziri Şemseddîn Cüveynî ön plana çıkmış, Sivas’ın yarısı ile birkaç şehri sa­tın alarak tahrîb olmaktan ve buraların ahalisini ölümden kurtarmıştı. Buna rağmen birçok ilim ve devlet adamı Moğolların elinden kurtulamayarak öldü. Abaka, Anadolu’da özellikle Türkmenlerin başlattığı isyan hareketleri üzeri­ne, kardeşi Şehzâde Kongurtay’ı Sâhib Ata ile birlikte Karamanlıların cezalan­dırılması için görevlendirdi. Daha sonra o beraberinde Pervâne olduğu halde yoluna devam etti ve yolu üzerinde bulunan ve Pervâne’nin iktâı olan müstah­kem Şebinkarahisar’ın teslimini istedi. Ancak kale kumandanı Seyfeddîn’in burayı Pervâne’ye teslim etmemesi Abaka’nın daha da kızmasına sebep oldu. Neticede Abaka Moğolların yazlık karargâhı olan Van Gölü’nün kuzeyindeki Aladağ’a gelerek burada Pervâne hakkında kumandanları ile görüşmeler yaptı. Bu sırada özellikle Baybars ile gizlice işbirliği yapması ve öldürülen Moğol kumandanlarının ailelerinin ısrarları Pervâne’nin aleyhine oldü. O maiyetiyle öldürüldü (2 Ağustos 1277). Böylece Anadolu tarihinde önemli bir rol oyna­yan bu devlet adamının sağladığı geçici bir sükûn devri sona ermiş oldu.

Kaynak:

Erdoğan Merçil-Müslüman Türk Devletleri Tarihi

Gelen arama terimleri:

  • baybars ile pervane
  • şerefeddin hatıroğlu pdf

Yazar Hakkında: Harun Selçuk

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*