Sünnetsiz İslam Düşünülemez

Sünnetsiz İslam Düşünülemez

Ebubekir Sifil Hoca;Modern dönemde Müslümanların yaşadığı en önemli mesele budur. Kur’an ve sünnete olan zinhi ve kalbi bağlılığımızda şüphe yok; fakat bu iki kaynağı bireysel ve toplumsal hayatımıza indirme aşamasında problem var. Bu da birden fazla unsurun bir arada bulunmamasından kaynaklanan bir arızadır. Yani kurumlarınız Kur’an ve sünnet zemininde şekillenmemişse, eğitim sisteminiz böyle bir hayatı hedeflemiyorsa, ilişkileriniz İslam’ın öngördüğü çerçevede değil, modern hayatın size dayattığı çerçevede oluşmak, gelişmek durumundaysa, sorun var demektir. Eğer herkes kendi bireysel hayatında bildiklerini yaşar, aile içi ilişkilerinden işyerindeki münasebetlerine, komşularla ilişkilerinden akrabalarıyla münasebetlerine kadar, hayatı bütünüyle kuşatan ilişkiler ağını merkezden çevreye doğru, İslam’ın öngördüğü ilkeler doğrultusunda dizayn etmeye çalışırsa bu problem aşılır.

İslam dünyasında mealci akımlar var. Bunlar binlerce yıllık geleneğin bir tarafa bırakılabileceğini ve kaynak olarak Kur’an-ı Kerim’in yeterli olduğunu ileri sürüyorlar. Sizin mealciliğe yaklaşımınız nedir?

Ebubekir Sifil Hoca; 
Modern dönemde Müslümanların karşı karşıya olduğu en önemli problemlerden birisi mealcilik. Din Kur’an’a, Kur’an meale indirgeniyor ve ortaya tabiri caizse bir karikatür çıkıyor. Din, Kur’an ve sünnetin birlikte oluşturduğu merkez etrafında ümmetin müktesebatıyla vücud bulmuştur. Kur’an ve sünnet vahiy ürünü iki kaynaktır ama din bunlardan ibaret değildir. Müslümanların cehdi, çabası, içtihadı, icması, bütün bunlar dindir. Kimse bunlar din değil diyemez. Örneğin sahabe-i kiram bir konuda icma ettiği zaman ‘sahabenin icmaı Kur’an’da ve sünnette yok, bizi bağlamaz’ denilebilir mi? Tabi ki bizi bağlar; çünkü onlar adım adım vahyin inşa ettiği bir toplumdur. Onların bir konuda tespiti, (Kur’an’ı ve sünneti bilfiil yaşayarak görmüş nesiller olarak) bizim için bir kaynak değeri ifade eder. Onlar bu dini, Kur’an’ı ve sünneti bizden daha iyi biliyordu. Bunda şüphe yok. O zaman onlar bir meselede icma etmişse bu da bizi bağlar. Şimdi bunu devre dışı tutuyorlar, Kur’an’ın hayata aktarılması için olmazsa olmaz kaynak olan sünneti bütünüyle dışarda tutuyorlar (dolayısıyla Peygamber Efendimizi), ellerinde kala kala Kur’an’ın metni kalıyor. Onu da meale indirgiyorlar ve ‘din budur’ diyorlar. Uzun tarihi boyunca bu ümmetin yaşamadığı bir garabettir bu. Aklı başında hiçbir kimseden, hiçbir âlimden, hiçbir toplumdan sadır olmaması gereken bir şeydir bu.


Geleneği sorgulamak vb. gibi garabet başlıklar altında bin 400 yıllık birikime karşı son derece ukalaca, son derece edepsizce bir tavır var. Neyi sorguluyorsunuz? Hangi müktesebatla, hangi yetkiyle sorguluyorsunuz? Bunu söyleyen insanların önüne gelenek dedikleri müktesebata ait bir metin koyduğunuzda, o metni yanlışsız okuyamıyorlar ve o metnin ait olduğu bütünü sorgulamak gibi bir tavır içindeler. Tehlikeli bir şey bu. Kimse kusura bakmasın, aklından zoru olan bir insanın kendisini devlet başkanı zannetmesi gibi bir şeydir bu.

Ebubekir Sifil,Sözü Müstakim Kılmak 2

Yazar Hakkında: Muhammed Ali

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*