Kur’an, o dönemin koşullarına göre mi inmiştir?

Kur’an evrensel ve ezeli bir kitaptır. Yani, hem tüm dünyaya hem de tüm zamanlara hitap eden bir kitaptır. Bu noktadan hükümleri tüm zamanları kapsamaktadır. Dolayısıyla getirdiği hükümler sadece belirli bir kavme veya zamana bağlı değil, tüm zamanlara ve milletlere hitap etmektedir.

Diğer taraftan, Allah’ın iki şeriatı vardır.

1. Tekvini şeriat ki, kainattaki kanunlardır.

2. Teşrii şeriat ki, Kur’anın hükümleridir.

Birinci şeriata herkes yaratılışından gelen bir mecburiyetle uymak zorundadır. Uymazsa cezasını peşin çeker. Su içmeye mecbur olması gibi.

Fakat ikinci şeriata herkes uymak zorunda değildir. Buna uymak iradidir. Yani uymazsa yaşamı sona ermez.

İşte kainatta geçerli olan şeriat için, birisi “bu diğer asırlara hitap ediyordu, bizim asrımıza hitap etmiyor” derse, o zaman, Allah’ın yarattığından başka bir su, hava, güneş bulması gerekiyor.

Aynen öylede Kur’anın hükümleri, her asrı doyurmaktadır ve kıyamete kadar geçerlidir. Bundan gıdalanmam diyen birisinin, onun hükümleri gibi canlı ve taze hükümler ve kanunlar getirmesi gerekir. Bu da zaten mümkün değildir.

Peygamber efendimizin tebliğ edip açıkladığı Allah kelamı Kur’an; varlığını ve rehberliğini dünya durdukça sürdürecek olan, çağları kucaklayan ve aşan, daima tazeliğini ve güncelliğini koruyan, insanları geriye değil daima ileriye götüren, bilimsel ve teknik gelişmelerle çatışmayan, bir kitaptır. Bu kitabın insanlığa sunduğu öğüt ve ilkeler, hüküm ve tavsiyeler, helal ve haramlar, emir ve yasaklar, misal ve kıssalar ve bildirdiği gerçekler zamanın geçmesiyle değişmez, eskimez ve değerini yitirmez.

Yüce Rabb’imiz bu hususu Kur’an-ı Kerîm’de şöyle bildirmektedir: “Rabb’inin sözü (Kur’an), hem doğruluk hem de adalet bakımından tamamlanmıştır. Onun sözlerini değiştirebilecek kimse yoktur.” (En’am Suresi, 6/115)

Geçmişi ve geleceği kuşatan Allah’ın kelamı olan Kur’an’ın değişmezliğine, evrenselliğine, çağları kucaklayan insanları her zaman en doğruya götüren bir kitap olduğuna inancımız tamdır. Kur’an âyetleri değişmez. Ancak insanlar ilim, kültür ve teknik bakımından geliştikçe Kur’an’ın anlaşılması ve hayata geçirilmesi de gelişip değişebilir. Kur’an’ın hedeflediği amaçlar değişmez ancak araçlar değişebilir. Mesela Kur’an’da “temizlik” emredilmiştir. Bu bir ilkedir. Bu ilke değişmez. Ama temizlik vasıtaları her zaman gelişip değişebilir. İnsanın avret yerlerini örtmesi farzdır.

Bu farz değişmez fakat avret yerlerini örtecek giysilerin kumaşı, şekli ve biçimi değişebilir. Kur’an’da “Düşmanlara karşı gücünüz yettiği kadar kuvvet ve cihat için bağlanıp beslenen atlar hazırlayın” (Enfal, 8/60) buyurulmuştur. Ayette geçen “at” bir vasıtadır. Bu vasıta değişebilir. Çağımızda atın yerini motorlu vasıtalar, tanklar, uçaklar ve füzeler almıştır, dolayısıyla bu vasıtalar her zaman gelişip değişebilir.

Bu misalleri çoğaltmak mümkündür. Vurgulamak istediğimiz gerçek, âyet ve hadislerin değişmezliğidir. Ancak amaçlara götüren vasıtalar ile âyet ve hadislerde açıkça zikredilmeyen, yorum ve içtihada dayanan hükümler değişebilir.

İslam’ın bütün emir ve yasakları insanların mutluluğu içindir. Dünya ve âhirette mutlu olmak için İslam’ı iyi öğrenmeli, iyi anlamalı, emir ve yasaklarına tam uymalıyız. Peygamber efendimiz şöyle buyurur: “Ey İnsanlar! size sımsıkı sarılıp ahkamını uyguladığınızda asla sapıtmayacağınız iki şey bıraktım. Bu iki şey; Allah’ın Kitabı ve Peygamberinizin Sünnetidir.” (el-Münzirî, et-Tergîp ve’t-Terhib, I, 80.Beyrut, 1968)

Böyle sonsuz bir ilim ve hikmet sahibi tarafından kıyamete kadar devam etmek üzere gönderilen Kur’an için “şimdi indirilseydi farklı olurdu” demek hiç de isabetli değildir.

https://sorularlaislamiyet.com/kuran-o-donemin-kosullarina-gore-mi-inmistir

Yazar Hakkında: Yusuf Aslan

Tarih talebesi ve ilme pek meraklı.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*