Keramet

KerametAlemde (kerametle) tasarruf etme ve gaybı bilme nevinden olmak üzere muta­savvıflar için hasıl olan hususlar, bizzat değil, bilarazdır, (tesadüfen ve kazaradır, occidental). Bu durum, işin başında kastolunmuş değildir. Çünkü gaybı bilme ve kâinatta tasarrufta bulunma hususu kast olunsa, ona yönelmek, Allah’tan başkasına teveccüh etmek olurdu.

Bu ise eşyada tasarrufta bulunmayı ve gayba vakıf olmayı gaye haline getirmekten başka bir şey değildir. O halde böyle davranmak ne kadar zararlı bir alışveriştir! Zira bu husus hakikatta şirkten ibarettir. Sofilerden biri: “İrfan(sahibi olmak) için irfanı tercih eden, ikinci bir ilaha kail olmuş bulunur”, demiştir. (İrfan ve marifet, gaybı bilmek için değil, Allah hakkında bilgi sahibi olmak için tercih ve tahsil edilmelidir). Onun için sûfîler teveccühleriyle Mabudu kastederler, ondan başka hiç bir şeyi gaye edinmezler. Bu esnada sûfîlere bir şey hasıl olursa, bizzat değil, bil-araz hasıl olur, böyle şeyler onların maksadı değildir. Sûfîlerin bir çoğu, tesadüfen önüne böyle bir şey çıkarsa, ondan kaçar, ona değer vermez.

Zira o, Allah’ı, diğer herhangi bir şey için değil, sadece zatı için irade etmektedir. Bu nevi (keşfi) hallerin, sûfîler için hâsıl olduğu da bilinmektedir. Sûfîler için vâki olan gaybı haber verme ve başkasının kalbinde olanı bilme haline fıraset ve keşf (physiognomy, removal) adını vermektedirler. Kendileri için vaki olan tasarrufa (supernatural acti­vity) da keramet ismi verilmektedir. Onlar hakkında bu nevi şeylerin vukuu konusun­da inkâr edilecek ve yadırganacak hiç bir şey yoktur.

Yazar Hakkında: Muhammed Ali

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*