İnsanın Düşmanları ve Şeytanın Köleleri

İnsanın ne kadar da çok düşmanı var.

Önce, insan kendi kendinin düşmanı. Nefs, ruha zıt bir üslupla dünyaya yönelir, eşyayı kucaklar ve oluşu yorumlarken, her şeyden önce insanın kendi kendine olan zulmünü dile getirmekte, varlık aynasına insan biçiminde bu zulmün gölgesini düşürmektedir. Nefs,insanın enfüsi düşmanı. İçten vuran düşman. Ve insanın bütün öbür düşmanlarıyla elbirliği eden düşman.

Onsuz hiç bir düşman insana gerçek bir zarar ulaştıramaz.Sonra, şeytan, insanın en büyük düşmanı. Ataktan gelen düşman. Eşyanın bütün haz silahlarını donanarak ve bizzat içimizdeki düşman nefsle binbir türlü anlaşmalar İmzalayarak karşımıza dikilen düşman.

Bir yanda eşya, bir yanda nefs, özü aldatıcılıktan yoğrulu şeytan, ağını dünyaya geren bir zulm örümceğidir. En teorik ve metafizik zulmden en pratik zulme kadar iplikçiklerini uzatan bir kötülük ahtapotu. Şeytan mele­ği aldatamaz. Çünkü: meleğin nefsi yok. Nefs, şeytana tam karşılık ve denk düşen bir iç şeytandır adeta.

Bir başka deyişle, nefs adeta bir nevi enfüsî şeytan ve şeytan adeta bir nevi afakî nefs. Avcının tuzağı olan kuşa kanan ve sonunda av olan kuş gibi, nefs de içimizde şer çağrılarına hemen cevap vermeğe hazır beklemektedir. Onun üstünde ruh ve ruhun üstün kuvvetleri olmasa, gözcülük ve bekçilik etmese, kimbilir nefsle şeytan ne oyunlar, ne düzenler kurarların insan için.

Şeytandan sonra ve şeytanla birlikte putlar ve putlaştırmalar, insanın en büyük düşmanlarındandır.

Putlara insanları tapmaya götüren şeytandır. Şeytan,şu veya bu anlamda insanların dikkatini çeken ölmüş kişilerden birtakım mitler örer, bu tarih veya masal kahramanlarından bir takım putlar yontar ve insanları doğrudan doğruya veya dolaylı olarak bunlara tapmaya çağırır. Bu tapmanın bin türlü biçimi vardır ve hepsinin özü Allaha tapmaya engel olmak, Allah’a yaratı­cılıkta ortak koşmak, Allah’ın kudretini putlara izafe etmektir.

İnsanlar bir başka insanı putlaştırırken farkında olmadan kendi nefslerinin köleliğini yaparlar.

Nefs şeytanın baştan çıkarışıyla üstün sanılan kişilerin şahsında kendinden bile gizleyerek tanrılaşmayı denemek ister. Şeytan, insan ve nefsin ördüğü put, insan ruhunu bağlayan bir donma, bir taşlaşma, bir felç işaretidir.Nefs, şeytan ve putlardan sonra insanın düşmanları firavunlar, tiranlar, diktatörler, zalim ırklar, kavimler ve insanlardır. Bunlar hem Allahın, hem insanın düşmanıdırlar.

Zaten Allaha düşman olan, insanın dostu olabilir mi?

Putlar, ölmüş ve masalların ve geç­miş zamanın alacakaranlığına karışmış, mitleşmiş kişilerin tanrılaştırılmasından doğmuşken, firavunlar, daha sağlıklarında kendilerini tanrılaştırmaya kalkmış­lardır. Nemrutlar, firavunlar ve benzerleri, insanların Allaha tapmalarına karşı savaş açmışlar, halkı zorla kendilerine taptırmaya çalışmışlar, burada işlenmedik zulüm bırakmamışlar, sonunda Allahın cezasına çarpılmışlar, en şerefsiz ölümlerle yok olup gitmişlerdir.

Firavunlar, diktatörler ve tiranlar şeytanın köleleridirler. İçlerini kaplayan gurur ve büyüklenmek illeti, şeytanın melek ve insan önünde kapıldığı aşağılık duygusundan onlara bulaşmış bir kötülük, bir hastalıktır.

Yaratan, öldüren, tekrar dirilten, ezeli ve ebedi Allaha boyun eğmemek,başkaldırmak, insanları O’na yönelmekten çevirmek, tanrılaşmak ve ebedileşmek için yapılan boş ve gülünç çabalardır. Allah’ın zaman kılıcı, bunları biçmiştir.

Çağımızda da insanın düşmanı ve şeytanın kölesi modern firavunlar, diktatörler gelip gitmekte, zaman aynasında boylarının ölçüsünü almaktadırlar. Ve daha
kötüsü bunlar sistemlerini kurmuşlardır.

Allah’ı inkâr etmenin, Allah’a başkaldırmanın sistemleri, insanlığın bugün en büyük felaketi olarak başına dikilmiştir. Kapitalizm ve komünizm, her türlü kurnaz ve gizli kapaklı aldatıcı tatlı kelimeler altında insanları tanrı yolundan soğutmanın insanı maddeye ve zalimlere taptırmanın korkunç çarklarını kurmuşlardır.

Babilin Harut ve Marutu, bugünün aya varan korkunç tekniği olarak bu şeytansı sistemlerin buyruğundadır. Şeytanın köleleri, gece gündüz efendilerini memnun etmeğe çalışmaktadır.

(Ruhun Dirilişi, Diriliş Yay. 1974, İstanbul)

Ümran Dergisi,150.sayı

Yazar Hakkında: Muhammed Ali

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*