İlahi Nur Güneşten Üstündür

Sonra biz deriz ki: Göğsün genişletilmesi demek olan bu manevi nûr, şu sebeblerden ötürü güneşin nûrdan daha üstündür:

1) Güneşin nurunu bulut engelleyebilir. Halbuki marifet güneşinin nurunu yedi kat pek bile engelleyemez. Çünkü Hak Teâlâ, “Güzel kelimeler ancak O’na yükselir” (Fatır. 1o) buyurmuştur.

2) Güneş geceleri batar, gündüzleri çıkar. Nitekim Hz. İbrahim (a.s), “Ben batanları sevmem” (En’am, 74) demiştir. Fakat marifet güneşi geceleri de batmaz. Çünkü Allah Teâlâ, “Gerçekten gece kalkan nefs, uygunluk itibarıyla daha kuvvetlidir” (Müzemmil,6) ve “(Onlar) seherlerde istiğfar ederler” (al-i Imran, 17) buyurmuştur. Hatta ruhani lutufiarın en mükemmeli, geceleri gerçekleşir. Nitekim Cenâb-ı Hak, “Kulu (Muhammed’i) bir gece yürüten (Allah’ın şâm ne yücedir!” (isra,1) buyurmuştur.

3) Güneş fânidir. Nitekim Allah Teâlâ, “Güneş dürülüp sarıldığında…”(Tekvir, 1) buyurur. Marifet güneşi ise fâni değildir. Nitekim Cenâb-ı Hak, “(Sizlere) Rahim Rabbiniz tarafından sözlü selâm olsun”(Yâsin, 58) buyurur.

4) Ay güneşin tam önüne geldiğinde güneş tutulur. Fakat marifet nuru, yani “Eşhedü enlâ ilahe illallah” marifetidir, buna “Eşhedü enne Muhammeden Resulullah” ayının nuru onun tam karşısında (yanında) yer almadıkça, bunun nuru uzuvlar alemine ulaşamaz.

5) Güneş yüzleri karartır, marifetullah ise onları parlatır. Nitekim Cenâb-ı Hak, “O gün kimi yüzler ağarır kimi yüzler mosmor kesilir” (al-i Imran, 106) buyurmuştur.

6) Güneş yakar, marifetullahın nuru ise kişiyi yanmaktan kurtarır. Nitekim cehennemin şöyle dediği rivayet edilmiştir: “Ey mü’min çabuk geç. Çünkü nurun ateşimi söndürüyor”

7) Güneş baş ağrısı yapar. Marifetullah ise, yüceltir. Nitekim Cenâb-ı Hak, “Güzel kelimeler ancak O’na yükselir” (Fâtır, 10) buyurmuştur.

8) Güneşin faydası dünyevidir. Marifetulullah’ın faydası ise uhrevidir. Nitekim Cenâb-ı Hak, “Baki olan salih ameller ise Rabb’min nezdinde mükâfat olarak daha hayırlıdır” (Kehf, 46) buyurur.

9) Gökteki güneş, yeryüzündekilerin; yeryüzündeki marifetullah ise gökyüzündekilerin zînetidir.

10) Güneş şekil itibarı ile üstte, mana ve değer bakımından ise alttadır Bu, tekebbür ile hasede delâlet eder. Marifetullah ise, şekil itibarı ile altta, mana ve değerce üsttedir. Bu da, şeref ve tevâma delâlet eder.

11) Güneş, mahlûkatın hallerini ortaya çıkarır, gösterir. Marifetullah sayesinde ise kalb yaratıcısına ulaşır.

12) Güneş, dost-düşman herkes üzerine doğar. Marifetullah ise ancak Allah’ın dostları için doğar. Binâenaleyh marifetullah böyte güzel sıfatlara sahib olduğu için, Hı. Musa (a.s) “Va Rabbi. göğsüme genişlik ver” demiştir. Bundaki nükteler şunlardır:

Kalb Genişliği Kavramındaki Bazı İncelikler

1) Güneş Allah’ın, sonunda yok olmak üzere tutuşturduğu bir kandildir. Nitekim Cenabı Hak, ”Onun üzerinde olan herşey fanidir” (Rahman, 26) buyurur. Marifetullah ateşini ise, hiç sönmemek üzere (baki olsun diye) yakmıştır. Binâenaleyh fâni olmak üzere yarattığına, şeytan bile yaklaşsa yanar. Nitekim o, “karşısında gözetip duran) bir şihâb (ateş parçası) bulur”(cin, 9). Sönmemek üzere yaratılan Marifetullah’a ise şeytan nasıl yaklaşabilir? İşte bundan ötürü Hz. Musa (a.s) “Rabbim göğsüme genişlik ver” demiştir.

2) Allah Teâlâ, güneşi gökyüzünde yakmış ve tutuşturmuştur ki o, bunca uzak olmasına rağmen evindeki karanlığı giderir. Allah marifet güneşini ise, kalbinde tutuşturmuştur. Bu güneş sana bunca yakın olması ile, mâsiyet ve küfür zulmetini oradan silip atamaz mı hiç?…

3) Bir lamba yakan, onu garanti eder ve ona destek olur. Marifet lambasını tutuşturmuş olan da Allah’tır. Çünkü “Fakat Allah imanı size sevdirdi” (Hücurat,7) buyurmuştur. Binâenaleyh hiç O, bu lambayı sürdürüp, desteklemez olur mu? İşte, “Rabbim göğsüme genişlik ver”, bu manayadır.

4) Hırsız evde bir lambanın yandığını gördüğünde oraya yaklaşmaz. Allah senin kalbinde marifet kandilini yakınca, şeytan oraya nasıl yaklaşabilir? İşte bundan dolay; Hz. Musa (a.s) “Rabbim göğsüme genişlik ver” demiştir.

5) Mecusiler, bir ateş yakmışlardır. Binâenaleyh, onlar onu söndürmek istemezler, el-Meliku’l Kuddüs olan Allah da, iman kandilini senin kalbinde yakmıştır, artık onun sönmesine nasıl razı olur?

Fahruddin Er-Râzi, Tefsir-i Kebir Mefâtihu’l-Gayb, Akçağ Yayınları: 15/486-488

Yazar Hakkında: Muhammed Ali

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*