Hesap eden, sayı sayar

Hesap eden, sayı sayar. Hesap eden, sayı sayar. Sayı ise artan birşeydir ve sayının aslı ‘bir’dir. Birlikten, yani Kelime’den onuncuya, yani insanlıktan ibâret son mertebeye varıncaya kadar sayılıp, sayıcı yeni bir sayı inşâ etme­ye güç yetirmeyince onun sonundan birliğin başlangıcına geri döner ve biri onun üzerine ilave eder. Böylece, bu toplam ve ilaveden, dü­şünen, bilen ve eyleyen insan meydana gelir. Şu halde birinci, keli­medir; ikinci, akıldır; üçüncü, nefistir; dördüncü, maddedir; beşinci, tabiattır; altıncı, cisimdir; yedinci, feleklerdir; sekizinci, unsurlardır; dokuzuncu, doğumlulardır ve onuncu, insandır. Sayıcı geri döndü, “bir”i, “on”a kattı. Böylece bu artma, peygamberlik (nübüvvet) ve el­çilik (risâlet) oldu. Bir başta olduğu gibi, on sondadır; son ise başa geri dönüştür.

Bu öncüller ile anlaşıldı ki, sayının sonu, “on”dur. “On” ise “ilk bir”e dönüktür, ilk bir ise Tümel Akıl’dır. Tümel Akıl, Yüce Allah’ın konuşmasından bir kelimenin eseridir. Düşünme ise Tümel Akl’ın eseridir, öyleyse düşünme, bir ibârenin biçimi, bir işâretin kendisi, harflerin şekli ve seslerin hecelenişi değildir. Tam tersine, düşünme,insan nefsinin, bilgisine yerleşmiş, aklına girmiş, şekilsiz ve cisimsiz soyut biçimi ifade edebilmesidir. İnsan nefsi, ne vakit kalp aynasın­da fertleri ve özleriyle nesnelerin hakikatlerini tasavvur eder, nefis onları dile getirebilir, zihin onları düşünebilir; akıl, onların içini ve dışını kuşatırsa, işte o zaman nefse, düşünen adı verilir. Açıklama yapmasa ve dille söylemese de o adama düşünen denir.

Bunun aslı, Yüce Allah’ın şöyle dediği yerde, Kur’an sırlarından bir sırdır: “Bu kitabımız,size gerçeği nutkediyor/söylüyor’’ Bu kitap, ifâde aleti değildir.Fakat kitap, işâret aracı da değildir. Fakat kitap, her şeyi örtülü biçimde içerdiğinden, tüm gizli şeyleri kuşattığından ve varlıkların inceleri­ni, kalınlarım, hafiflerini ve kabalannı kapsadığından; bir de Yüce Allah “Kitapta birşeyi eksik bırakmadık”  ve “Kuru ve yaş, sadece açıkla­yıcı olan Kitab’dadır” diye buyurduğundan dolayı, işte bu anlamda Yüce Allah, kitabına nâtık adını veriyor. Böylece, akıllı kişi bilecek ki, düşünen insan, Allah’ın kitabını kendine örnek alan ve Allah’ın kelimelerinin içeriklerini tasavvur eden kişidir. Söylediğimiz şeyin hakikatini bilmeyen, söyleyici olsa da,dilsizdir;onu anlamayan, dinleyici olsa da;  sağırdır.Nitekim Yüce Allah.’’Onlar,sağırdır, dilsizdir,kördür.”der.

 

İmam Gazali,Düşünme,Konuşma ve Söz Üzerine

Yazar Hakkında: Muhammed Ali

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*