Hayale ve Hakikate Dair

Hayale ve Hakikate Dair

Hakikat o kadar çirkin mi? Neden süprüntü kutularından tedarik ettiğiniz paçavralarla sarıp sarmalıyorsunuz? Yalan daima asil değil ki? Donmuş ruhunuz. Ne ümidin sıcaklığı ne sevginin alevi Sibirya’da vahalar yaratabilir. Derinlere inmeyen bir tecessüs; kumları avuçları ile iten toprağın bağrındaki coşkun sulara inmeyen çölde artezyen fışkırtamayan fışkırtmak istemeyen ürkek mecalsiz hasta bir tecessüs. Kurumuş bir deve dikenine benziyor ruhunuz rüzgarların sürüklediği bir deve dikeni…

Yapraklarınız dağılmış çiçekleriniz dökülmüş meyveniz yok. Bir ağaç ikeleti ruhunuz. bulmaktan korkarak arıyorsunuz. Neyi? Akmayan bir çeşmeye benziyor ruhunuz. Hoyrat eller musluğunu bile sökmüşler. Kitabesi? Kitabesi silinmiş.

Kanatları yok ruhumuzun. Galiba kanatsız doğmuş. Yeis kadar şifasız kutuplar gibi.. hayır kutuplara benzer tarafınız yok. Sadece hastasınız. bir çok insanlar gibi insanlık gibi hastasınız. Hayat atılış demek ileriye yeniye maceraya. Çamura saplanmış araba. Metrukxamalı kırık ve rengi solmuş.

Zindanınızın kapıları açık ama siz hasır bir iskemle kadar o zindanın eşyasından olmuşsunuz. Ve sırtınızda taşıyorsunuz zindanınızı. Yalnız sesiniz yalnız kelime. Uzakalrdan gelen ve kime ait bilinmeyen bir ses. Ve bozuk bir plaktan dökülen kelimeler. Hep aynı. Ve gömülmesi unutulmuş bir cenaze kadar sıkıcısınız bazen. Sususzluğu arttıran ve ağızda buruk.. hayır sadece acı sadece kekremsi bir tat bırakan deniz suyu gibi bir şey.

Başlamadan biten bir oyun bu güldürmeyen ağlatmayan bir oyun. Kader bazen çok ahmak bir rejisör. biz de rollerimizi beceremiyoruz galiba. Güller ıtır olur dağılmadan. Acılar hatıralaşınca güzelleşir. Şair kendi rüyamı çaldı kalbinin boşluğunda diyor. Rüyalarımızı çalacak gitar? Işığa borcumuz yok o bizim için doğmuyor ki güneş bizi ısıttığının farkında bile değil ırmağa teşekkür borçlu değiliz. Şükrün bir şuruun bir niyetin bir fedakarlığın aksi sedasıdır. Şair ben kadehimi diktiğim zaman ziyafet sona erdi şarap kalmışsa uşaklar içsin diyor. Boş bir kadehi dudaklarına götürmek. Hazin olan bu. Kadehte bir cür’a bile yok. Hatta kadeh de yok ortada. Hem kadeh hem bade hem bir şuh sakidir gönül. İçtiğin hayal kadehindeki rüyalarındır. Neden bu rüyaları sen de görmedin? Yaşamak yaralanmaktır. Yaralanmak da güzel.

Cemil Meriç – Jurnal 1 syf;181-182

Gelen arama terimleri:

  • Hayale ve hakikate dair
  • hakikate ve hayale dair

Yazar Hakkında: Muhammed Ali

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*