Günümüz Tesettürlü Kadınları Zor Durumda

Günümüz Tesettürlü Kadınları Zor DurumdaİBRAHİM HALİL ER

Özellikle  evli erkeklere söylüyorum. Günümüzde tesettürlü bayanlar gerçekten zor durumda.
Hayat, modernizm ile idealleri arasında sıkışmış durumdadırlar.
Çoğunun sohbet edecek dertleşecek bir sosyal çevresi bile yok. (Akraba çevreleri kıskançlık, çekememezlik ve dedikodu ile dolu. Bu durum kadınları daha da yıpratıyor.)
Bu nedenle tesettürlü ve hatta çarşaflı bayanlar facebook’ta sohbet etmeyi tercih ediyor.
Tabi ki onların sohbet ettikleri de hemcinsleri değil, erkekler oluyor. Önce dini muhabbet ve sonra özele kayıyor.
Erkeklerle sohbet etmeyi sevmelerinin nedeni, o sanal erkeklerin onların hoşuna giden tüm sözleri söylemeleri. Birçoğu hayatta eşlerinden duymadıkları iltifatları burada duymalarıyla kendilerini bir prenses gibi hissetmeye başlıyorlar.
Bu durum, nefislerine hoş geldiği gibi, sohbetler sonraları mahrem alanlara ve en azından düşüncede aldatmaya kadar gidiyor.
Yoğun bir boşanma furyası gelebilir.
Peki, erkekler ne yapıyor?
Mütedeyyin erkekler, eşlerinin başörtüsü ve namazlarına aldanıp eşlerine toz kondurmadıklarından hiçbir şeyden haberleri olmadığı gibi işi öğrendiklerinde ise çoğunlukla geç oluyor. Genellikle öğrenmeleri de yine eşlerinin kavga ve boşanma talepleriyle oluyor.

Peki, ne yapmalı?
Mütedeyyin erkeklerin eşlerini ihmal etmemeleri ve haftanın belli günlerini onlara tahsis etmeli, ayrıca her gün bir kaç saatini eşleriyle muhabbet etmeye, gezmeye ve ortak faaliyetlerde bulunmaya ayırmalıdırlar. Hatta eşlerinin sevdiği ortamlara takılarak onları anlamaya çalışmalıdırlar.
Çoğu erkek eşlerini tanıdığını sanır ama aslında eşlerinin onlara gösterdiği sahte yüzü tanırlar. Eşlerinin zamanla değiştiğini görmezler. Halbuki her şey değiştiği gibi eşleri de değişmiştir. Bu nedenle eşlerini ihmal etmemelidirler. Eşlerinin sanal ortamlarda aradığı huzuru, mutluluğu ve iltifatları mutlaka kendileri yerine getirmelidirler.
Bazı erkeklerin “biz kadınların her dediğini yapmak zorunda mıyız” eleştirisini duyar gibi oluyorum. Ama olay o kadar basit değil. Kadın, toplumun hassas terazisidir. Toplumdaki en ufak bir değişimi kendisinde yansıtır. Bu nedenle bir toplumun değişimi veya yozlaşmasını kadın üzerinden takip edebilirsiniz.
Kadınlarımız, modernizm karşısında bocalamışlardır. Özellikle yalnız kalmışlardır. Bu yalnızlığı bilgisayarla değil eşleriyle gidermelidirler. Kadın iltifat duymazsa, güneşe hasret kalan çiçek gibi solar. Bu nedenle onlara iltifatı esirgememelidir. Çoğu erkek, evlendikten sonra eşine kur yapmayı unutur ve bu durum evlilikleri bitirdiği gibi kadının bu ihtiyacını başka yönlerden gidermesine yol açar.
Eşlerinize sahip çıkın. Yalnız bırakmayın. Gezin, ortak faaliyetlerde bulunun. İyi sosyal çevrelere götürün. Ama mutlaka yalnızlığını giderin.
Sonuçta o sizin namusunuz. Namusunuzu emanet ettiğiniz kişiye hem hürmet edin. Hem saygı gösterin. Hem sabredin ve hem de anlamaya çalışın. Psikolojik ve sosyal ihtiyaçlarını giderin. Evlerinizi ve eşlerinizi ihmal etmeyin.
İSLAMİ FEMİNİST KADINLARIN ÖZLEDİĞİ ERKEK MODELİ VE İSLAMIN ERKEKLERE VERDİĞİ HAKLAR
Birçok İslami kadın kuruluşlarının veya Müslüman/mütedeyyin aydın kadınları okuduğumda İslam’ın kadın/erkek hakları konusunda kafalarının karışık olduğunu gördüğüm gibi maalesef konuyu hem anlamadıklarını ve hem de suladıklarını görüyorum.
Genelde çoğu sözüne şöyle başlar:
Efendim! Peygamber (sav)’de eşine yardım etmiş, ev işini yapmıştır.
Çoğu bunu söyler. Peki, bu söylemle neyi amaçlarlar?
Bu sözle birincisi Mütedeyyin erkeklerin Resulullah’ı kendilerine örnek almadığını savunmuş olurlar. İşte kadın erkek ilişkisine böyle çarpık baktıkları için maalesef sorun çözme değil, sorun üretme merkezi olmuşlar, hatta evlerinde çoğu eşleriyle kavgalıdır veya boşanma eşiğine gelmiştir.
Peki, nasıl okunmalı?
Burada Resulallah’ın bu davranışıyla eşlerimizle birlikte ev işleri yapabileceğimiz anlaşıldığı gibi, eşlerimize yardım etmemiz de (tabi ki vakti varsa) güzel olduğunu göstermektedir. Bu bir emir değil, aile içi muhabbetin gelişmesi yönünde bir harekettir. Eşler birlikte ev işlerini yaparak ortak bir duygu geliştirir, muhabbetleri artmış olur.
Fakat günümüz kadınları, işten yorgun argın gelen erkeğin mutfağa gidip yemek yapmasını, camları silmesini ve evin her türlü işini yapmasını beklemektedirler. Bu yanlıştır ve erkeğin konumlanmasına aykırıdır. Çünkü erkeğin görev alanı ev değil dışarısıdır. (Tabi ki karı koca çalışıyor ve eve birlikte geliyorlarsa ev işlerini paylaşmaları doğaldır, konumuz çalışan kadınlar değil)
Ayrıca, Resulullah’ın muhterem eşleri, evin temizliği ve işlerini Resulullah’tan beklemedikleri gibi, onun yaptığı yardımdan dolayı şeref duymakta ve müteşekkir olmaktadır. Fakat günümüz feminist İslamcı kadınları bunu erkeğin bir görevi gibi sunmaktadırlar.
Ayrıca bu kadınlar muhterem annelerimiz gibi tek göz bir evde yaşamayı, bazı günler aç kalmayı ve üzerlerine kuma gelmesini kabul etsinler biz de ev islerine yardım ederiz.
Peki diyelim ki günümüz feminist kadınları İslam’ın kendilerine verdiği bu hakları elde etmek için mücadele ediyorlar. Saygı duyarız. O halde Allah’ın erkeğe dörde kadar evlenme izni vermesi olayını da kabul etsinler ki onların samimiyetine inanalım. Yani hak ise hak…
Günümüz feminist İslamcıları çocuk bakma yükümlüğüne de sahip olmadıklarını ve çocuğa erkeğin bakması gerektiğini söylerken, boşanmada çocuğu almak için neden mücadele ederler?
Ya da boşandıklarında nafaka neden isterler? Çünkü İslam’da kadına nafaka yoktur. Sadece çocuk emziriyorsa bunun ücretini verir.
Ya da mirasta neden erkekle eşit miktarda ister de ayetle sabit olan yarısını almak istemez?
Ayrıca, ayette sabit olan kadınlar için en güzelinin evlerinde oturmak olduğunu neden görmezlikten gelip de dışarda dolaşırlar?
Kocasının izni olmadan kadının dışarı çıkamayacağı, onun izin vermediği kişilerle konuşmayacağını neden göz ardı ederler?
Kadının kocasının sözünü dinlemesi gerektiği sözünü dinlemediği zaman (nuşuz) kocası tarafından dövülebileceği ayetini ne yapacaklar?
Erkeğe verilen haklar daha fazladır. Erkek, aile mutluluğu için bu hakların birçoğundan fedakârlık yaparken kadın neden bir hak ve hukuk diye tutturmuştur?
Lütfen tutarlı olsunlar…
Çünkü ailede ve evlilikte asıl olan birliktelik, paylaşım ve muhabbettir. Yasal haklar çift yönlüdür.
Not: Tabi ki bizim sözümüz İslamcı Feminist Kadınlara yöneliktir. Yoksa biz kadınların sömürülmesini/ezilmesini/şiddet görmesini/dövülmesini asla tavsiye etmiyoruz.
Ama bu sıralar güçlenen bu feminist kadınlar, solcu ve kart feministlerle işbirliğine girip Müslüman/mütedeyyin erkeklere karşı mücadele etmekte ve İslami argümanları kullanmaktadırlar. Biz de bu nedenle onları uyarmaya çalışıyoruz.
Kadınlarımız Resulullah’ın eşleri gibi olduklarında erkekler de Resulullah gibi davranırlar.

 

Yazar Hakkında: Muhammed Ali

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*