Global

Sanatçı düşünür ve âlimlerimizin ortak ruh özellikleri bir mütaarrif ruha sahip oluşlarıydı. Bu ruhumuzu malesef “Tanzimat” ile beraber kaybederiz! Batı… Bu Mağrib denilen; Akşam ülkesi, medeniyeti kendi tilki ruhu medeniyetini yansıtan hıncahınç kıyı­cılık ve emperyalizm kokan; “Global” mefhumu, onun ruhunun dimensiyonlarını yansıtan bir kırık aynadır. Bu mefhum, cihanşü­mul mefhumun karşısındaki tedaisi bir umman değil, bir ırmak bile değil, bir sığ göl’dür!.. Kanlı emperyalizm emellerinin yeni renkli bir şalı:Bu kan renginde, insan kanından oluşan bir tül, bir perde olan:”Globalizm”in mana ve tedaisi. Yeni bir hecesiz kelimesidir, bu çavuş ve tilki medeniyetinin. Bizim cihanşümul kelimesinin tedaisi, gökleri ve yerleri kucaklamaktır…

İslâm tarihçileri eserlerini yazarken muhakkak ki, tabiî olarak başlangıcından yani insanın ilk dönemlerinden anlatmaya başlar­lardı. Bizler bu bir nevi sıfır noktasından başlayıp yani Adem (a. s.) başlayıp, yaşadığı çağa kadar anlatma kültürünü ve zihniyetini, Batı’nın bu çift başlı dünya görüşünü temsil eden, bu bulamaç mef­humları olan: Kültür ve Zivilizasyon yüzünden, kendi irfanımızın bu asıl anlamını başlangıç felsefesini unuttuk.

Batı dairesi içinde daha doğrusu bu labirent şekilli, zaviyeli, nefesli ve bir ebedi fragment ve bu kırık parça normlu, ruhlu medeniyeti yüzünden unuttuk. Batı her daim, sürekli ayrıştıran,fragmentleştiren, bir parçanın parçası; bu bütünü pek görmeyen erişemeyen bir fragmet medeniyetidir.

Onlar asla bir bütün olarak insanları kucaklayan, cihanşümul bir ruh, irade ve ufka sahip de­ğildirler. Bizde düşünce ve ruhta cihanşümullük, bir kristalleşme­nin bütün dimensiyonlarını berrak bir çizgiye kalb etme cehdinin cehdidir, İslam Vahiy Medeniyeti. Hep bu zifiri karanlıkları, ışığa dönüştürme çabası içindedir. Ama maalesef bizler bu asıl ruhu ve irtifa zihniyetini unuttuk!

Batı’da “Globalizm” ise, ruhunun ren­ginin yansıtması olan sömürgecilik kokar. Kırık dimensiyonların, dar ve hududlu ufukların ve sadece kan emmenin ve sömürgecili­ğin ifadesidir; Globalizm… Milletleri ve insanlarını bir “Şey”, bir “Ding” görmenin ifadesidir: Avrupa Globalizmi…

Bugün büyük maddi ve siyasi gücü elinde tutan, bir avuç ka­ranlık gürûhun emellerinin cümle kapısıdır: Globalizm. Tarih bo­yunca karanlık ve latenz siyasetin güçleri, her daim ellerindeki hudutsuz maddi imkanlar ve Kari Marks’ın önemini ve kudretini Batı’ya anlattığı “Sermaye-Kapital” mefhumu, yani sermayeleriyle dünyaya hakim olurlar. Bu sermayelerinde kan, insan kanı kokar. Onların zehirli tırnağı paralarıdır.

Bu tırnaklarını kesin, bunların hiçbiri sokakta tek başına yürümek cesaretine sahip olamazlar. Parasız bunlar ödlektirler. İnsanlığın ödlek acuları. Dünyanın büyük sermaye sahipleri savaşların, terörlerin ve adaletsizliğin ilk ve en güçlü müsebipleridir, bu meş’um gürûh. Ellerindeki kapitallerle devşirmedikleri, alt üst etmedikleri kişi ve kişileri yok gibidirler. Bankalar, sigortalar ve gizli ihtilâllerin silahı olan: Basın ve yayın onların en büyük güç ve devşirme, devirme silahıdır!

Sahi niçin, cihangir ve cihangüşa ceddim Yavuz Selim Han Hazretleri, Doğu seferi için bir Ermeni tefeciden borç para aldık­tan sonra ve Feth-i fıltuh, Fetih-i mübinlerin dönüşünde, Devlet-i Alî’yenin mâliyesinin kasalarını doldurduktan sonra, Devletin ka­sasını boşaltacak olanlara “Beddua” eder ki? Kim bu ülkenin iki asırdır, hâzinelerini yağmalıyan, zimmetine geçiren bu meş’um gürûhlar ve müslüman Türke iliğine kadar düşman bu bir avuç karanlık kekeme aileler ile hesaplaşacak?

Ekrem Tahir – Yarı Türk,Hitabevi yay.syf.19-20

Yazar Hakkında: Muhammed Ali

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*