Dinde Zorlama Yoktur

Dinde Zorlama Yoktur

Şâri Teâlâ, getirdiği yükümlülüklerle kişilerin meşakkat ve sıkıntıya sokulmasını istememiştir. Buna şu hususlar delâlet eder:

(1)

Bu konuda gelen nasslara örnekler:

“O peygamber, … onların ağır yüklerini indirir, zor tekliflerini hafifletir”[1]

“Rabbimiz! Bizden öncekilere yüklediğin gibibize de ağır yük yükleme.Rabbimiz Bize gücümüzün yetmeyeceği şeyi taşıtma.[2]

Hadiste ise: (Kulun bu duası üzerine) Yüce Allah: “(Tamam öyle) yaptım” buyurdu,[3] denilmiştir.”[4]

Yine Yüce Allah: “Allah kişiye ancak gücünün yeteceği kadar yükler.[5]

“Allah size kolaylık ister, zorluk istemez[6]

“Dinde sizin için bir zorluk kılmamıştır[7]

“İnsan zayıf yaratılmış olduğundan Allah sizden yükü hafifletmek ister[8]

“Allah sizi zorlamak istemez, Allah sizi arıtıp üzerinize olan nimetini tamamlamak ister ki şükredesiniz”[9] buyurur.

Hadiste de: “Hanîflik ve hoşgörüye dayalı (bir şeriatla) gönderildim[10]

“Hz. Peygamber, iki şey arasında muhayyer kılınmışsa, günah olmadıkça mutlaka daha kolay olanını tercih et­miştir[11] buyrulur. Burada “günah olmadıkça” diye kayıtlanmıştır. Çünkü günahın terkinde onun sırf bir terk olması açısından bir güçlük bulunmamaktadır.[12]

Bu mânâda daha pek çok nass bulunmak­tadır. Eğer Şâri’ Teâlâ meşakkati kastetmiş olsaydı, o zaman kolaylık ve hafifletmeyi murad etmiş olmaz, güçlük ve zorluğu dilemiş olurdu. Bu ise sakattır.

(2)

Ruhsatların meşruluğu sabittir ve bu konu gayet kesindir. Bun­lar, dinden olduğu zorunlu olarak bilinen konulardandır. Yolculuk se­bebiyle namazı kısaltma, oruç tutmama, iki namazı birleştirerek kılma, zaruret halinde haram kılınmış şeyleri yeme ya da içme… gibi. Bunların mevcut ve meşru oluşu, güçlük ve meşakkatin mutlak surette kaldırılmış olduğuna kesin bir delildir. Aynı şekilde aşırılık, tekellüf, amellerin devamlılığını kesintiye uğratacak şeylere sebebi­yet vermek gibi şeylerin yasaklanması da konumuza delil olmaktadır. Eğer Sâri’ Teâlâ teklifte meşakkat dilemiş olsaydı, o zaman ne ruhsat ne de hafifletme bulunmazdı.

(3)

Teklifte meşakkatin bulunmadığına dair icmâ’ın bulunuşu. Bu durum, Şâri’in meşakkate yönelik bir kastının bulunmadığının bir de­lilidir. Eğer bulunsaydı, o zaman şeriat içerisinde çelişki ve tutarsızlık olurdu.[13] Böyle bir şey ise şeriattan uzaktır. Çünkü şeriatın yumuşak­lık, hoşgörü ve kolaylık esası üzerine konulmuş olduğu sabit iken, diğer taraftan da onun konulması sırasında mükelleflerin sıkıntıya ve güçlüğe itilmesi gibi bir maksat bulunsaydı, o zaman birbirine zıt olan unsurların şeriat bünyesinde toplanması gibi onun münezzeh olduğu bir durum ortaya çıkardı.

————-

[1] A’râf, 7/157.

[2] Bakara 2/286.

[3] Âyet duadan ibarettir, bu itibarla delîli tamamlayan unsur bu hadis olmak­tadır.

[4] Ibn Kesir, 1/343.

[5] Bakara, 2/285.

[6] Bakara 2/185.

[7] Hac 22/78.

[8] Nisa 4/28.

[9] Mâide5/6.

[10] Ahmed, 6/116, 233, 5/266.

[11] Buharı, Menâkıb, 23; Müslim, Fedâil, 77, 78.

[12] Bu sadece günahların terkine has bir şey değildir. Bütün terklerde sözü edi­len durum vardır. Bu itibarla müellifin «. ..”günah olmadıkça” diye kayıtlan­mıştır….» şeklindeki sözü pek açık değildir.

[13] Bu ifadeler aslında müstakil dördüncü bir delîl olmaktadır. Eğer müellif dör­düncü bir delil de şudur diye söz başı yapsaydı daha açık olurdu.

 

Yazar Hakkında: Muhammed Ali

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*