Avn b. Abdillah(r.h)’ın Duası

Mes’ûdî’nin bildirdiğine göre Avn b. Abdillah günahlarını hatırlayıp ağlarken şöyle derdi:

Yazıklar olsun bana! Râbbime asi olmadığım hiç bir şey var mı?

Yazıklar olsun bana! Verdiği nimetlerle O’na asi oldum. Tadı gitmiş ve vebali kalmış hatadan dolayı yazıklar olsun bana! Onun vebali, bana hiçbir faydaları dokunmayacak kâtiplerin yazdığı bir kitaptadır.

Vah işlediğim kötülüğe! Onlardan utanmadım ve Rabbimi gözetmedim.

Yazıklar olsun! Bu meleklerin benim hakkımda tutmayacakları şeyi unuttum, onlar benden gafil olmadıkları halde ben gaflete düştüm. Hayâ etmedim ve Rabbimi gözetmedim!

Vah işlediğim kötülüğe! Benim zayi ettiğimi korudular (yazdılar).

Yazıklar olsun! Nefsime boyun eğdim ve nefsim bana boyun eğmedi.

Yazıklar olsun! Bana ve ona zarar veren şeyde boyun eğdim.

Yazıklar olsun nefsime! Ona ve bana fayda verende bana boyun eğmez miydi? Ben onu ıslah etmek isterim, o ise beni bozmaya çalışır.

Yazıklar olsun! Ben ona insaf ederim, o bana insaf etmez. Onu doğruya eriştirmeye çağırırım, o beni isyana düşmeye çağırır.

Yazıklar olsun! Onu bu konuma indirsem, benim için tam bir düşmandır.

Yazıklar olsun! Bugün beni isyana daldırmak ve yarın yakmadan tutmak istiyor. Rabbim! Onu bu
şekilde bana musallat etme!

Rabbim! Nefsim bana merhamet etmez, sen merhamet et! Ben onu mazur görüyorum, o beni mazur görmüyor. Hayırda benden nefret ediyor, ben de ondan nefret ediyorum. Şerde o beni, ben de onu seviyorum.

Allahım! Beni ondan, onu da benden afiyette kıl ki, ne ben ona, ne de o bana zulmetsin. Ne beni onun eline, ne de onu benim elime bırak.

Yazıklar olsun! Kaçınılmaz olan ölümden nasıl kaçarım? O beni unutmadığı halde, ben onu unuturum.

Yazıklar olsun! Benim izimi sürmektedir. Ondan kaçsam da beni yakalayacaktır.

Yazıklar olsun! Günahımın kalbimi yaraladığını iddia ederim. Fakat ne vücudum rahatlığı bırakıp ibadete yönelir, ne de gözlerim yaşarıp geceleri uykusuz kalır.

Yazıklar olsun! Ben bu durumdayken nasıl uyurum. Benim gibi biri böyle durumda hiç uyuyabilir mi?

Yazıklar olsun! Bu şekilde samimiyetsiz olmaktan korkarım. Rabbim merhamet etmezse, vay başıma gelenlere!

Yazıklar olsun! Nasıl gücüm kırılmaz ve biçare düşmem? Rabbim merhamet etmezse vah halime! Nasıl bu ateşi söndürmek için gayret etmem.Eğer Rabbim merhamet etmezse vay halime!

Yazıklar olsun! Nasıl hatamı hatırlamak,tembelliğimi gidermez ve onu yok edecek şeye yönlendirmez. Rabbim rahmet etmezse vay halime!

Yazıklar olsun! Nasıl ellerimin yaptığı yaramı deşmez! Rabbim bana merhamet etmezse vay halime, vay halime!

Yazıklar olsun! İlk günahım İkincisini işlememe engel olmaz ve işlediğim son hata ilkiyle birlikte günah kazandığımı hatırlatmaz. Rabbim beni
bağışlamazsa halim nice olur, halim nice olur?

Yazıklar olsun! Dilim, kulağım, kalbim ve gözümle yaptıklarım (beni âhiret işinden) alıkoydu. Rabbim beni bağışlamazsa vay halime!

Kıyamet gününde Rabbimi göremezsem, beni temize çıkarmaz, bana bakmaz, benimle konuşmaz ise halim nice olur?

Günahımdan Rabbimin nuruna sığınırım. Amel defterimi solumdan veya arkamdan almaktan ve bu sebeple yüzümün kara olmasından ve gözümün kör olmasından O’na sığınırım. Rabbim bana merhamet etmezse halim nice olur?

Yazıklar olsun! Neyle Rabbime karşılık veririm?

Elimle mi? Dilimle mi? Kulağımla mı? Kalbimle mi? Gözümle mi?

Her birinin aleyhinde delil ve hak isteyeni vardır. Rabbim bana merhamet etmezse halim nice olur?

Günahımı hatırlamak nasıl beni meşgul edenlerden uzaklaştırmaz?

Yazıklar olsun ey nefsim! Ne oldu da unutulmayacağı unutursun,yapılmayacağı yaparsın? Bunların hepsi Rabbinin katında sayılır ve
eskimeyen kitaba yazılır.

Yazıklar olsun! Kıyamet gününde her nefsin yaptıklarından dolayı hesaba çekildiği ve günahlarının cezasını çektiği günden korkmaz mısın?

Ve fani olanı baki olana tercih edersin!

Ey nefsim! Sana yazıklar olsun! Bulunduğun halden uyanmayacak mısın?

Hastalandığında üzülüyor, iyileştiğinde günah işliyorsun Fakir olduğunda üzülüyor, zenginlediğinde fitneye düşüyorsun.

Sana ne oluyor?

Güçlü olduğun zaman azla yetiniyorsun, çalışmaya çağırdığım zaman tembelleşiyorsun. Çalışmadan istediğini görüyorum, öyleyse neden istediğin için çalışmıyorsun?

Ey nefsim! Yazıklar olsun! Neden muhalefet ediyorsun?

Dünyada zahidler gibi söz sarf ediyorsun, ama dünyaya rağbet edenler gibi çalışıyorsun.

Yazıklar olsun! Neden ölümden nefret ediyorsun?

Neden (Allah’a) boyun eğmiyorsun. Neden dünyayı seviyorsun?

Neden amel etmiyorsun?

Ey nefsim! Yazıklar olsun! Razı etmek istemiyor, razı olunmak mı istiyorsun? Kaçınmıyor ve günah işliyorsun!

Sana ne oluyor?

İstediğinde çok istiyorsun da, verdiğinde neden az veriyorsun?

Hayatı mı istiyorsun?

Ama nimetin gitmesinden  ve korku anında ta’zim ediyor ve istekte bulunuyorsun. Rahatlık anında ise çalışmada kusur ediyorsun ve amel etmeden âhireti istiyorsun. Tövbeyi geciktiriyorsun.

Hakkında “konuşmada usta, ancak çalışmada zorlanıyor” denilen gibi olma.Âdemoğullarının bazıları hastalandığında üzülür, iyileştiğinde kendini
güvende zanneder, fakirleştiğinde üzülür, zenginlediğinde fitneye düşer,güçlü olduğunda çalışmaz, istekli olduğunda tembelleşir ve çalışmadan ister.

İstediği şey için çalışmaz, zahidler gibi konuşur ve rağbet ehli gibi amel işlemez, işledikleri için ölümden nefret eder geride bıraktıkları için dünyayı
sever, istediğinde çok ister, verdiğinde az verir, hayatı ister ve sakınmaz, fazla ister ve şükretmez, istediğinde mübalağa eder, çalışmada tembel davranır ve çalışmadan mükâfat ister.

Yazıklar olsun! Ne kadar kandık, ne kadar gaflete düştük ve ne kadar cehalete düştük?

Yazıklar olsun! Bizler niçin yaratıldık, bizden ne isteniyor?

Yazıklar olsun! (Âhiretimiz için) hangi tehlikeye atıldık?

Yazıklar olsun! Kötü amellerle (kendimizi) tehlikeye attık. Biz ne için yaratıldık? Cennet için mi? Yoksa cehennem için mi?

Yazıklar olsun! Bizden ne isteniyor ve sanki istenen bizden başkasını ilgilendiriyor?

Yazıklar olsun! (Yarın) ağızlarımız mühürlenip ellerimiz konuştuğunda, ayaklarımız şahitlik
ettiğinde, gizli işlerimiz ortaya döküldüğünde ve cisimlerimiz (aleyhimizde) şahitlik ettiğinde ne yaparız?

Yazıklar olsun! Çok kusur işledik, mazeretimizde, bizi temize çıkaracak bir şey de yoktur.

Yazıklar olsun! Emelimiz çok uzun ve yaratıcımıza gitmekteyiz. Rabbimiz bizlere rahmet etmezse vah halimize, vay halimize!

Ey Rabbimiz, rahmet et bizlere!

Rabbimiz! Sen hikmet, izzet, ikram, şefkat, rahmet sahibisin. Çok yücesin çok yakınsın çok güçlüsün ve çok lütuf sahibisin. Hükmün, beyanın, hilmin
ve lütfün çok güzeldir. Sen şükredilensin, ilim, hikmet ve ikram sahibisin.

Rabbimiz! Delillerin ne üstün, methin ne çok, kitabın ne kadar açık, azabın ne şiddetli, sevabın ve ihsanın ne çok, övgün ne yüce, imtihanın ne güzel,nimetlerin ne kadar bol, mekânın ne kadar yüce, emrin ne kadar kadim, Arş’ın ne kadar yüce, cezalandırman ne kadar şiddetli, kürsün ne kadar geniş, yarattığın ülkeler ne güzel, kulların ne kadar çok, rızkın ne kadar bol, şükredenin ne kadar fazla, yardımın ne kadar çabuk, yaratıkların ne kadar sağlam, emrin ne kadar güçlü, affın ne kadar nurlu, zikrin ne kadar yüce, hükmün adaletli, sözlerin ne kadar doğru, vaadin ne kadar gerçek ve faydan ne kadar çabuk!

Yazıklar olsun bana! Benden gafil olunmadığı halde gafil oluyorum. Arkamda ağır bir gün varken, nasıl geçimimle sevinirim?

Bana ne yapılacağını bilmezken, nasıl üzüntüm olmaz?

Ecelimin ne zaman olduğunu bilmezken, nasıl dünya beni sevindirir?

Az şey orada bana yeterken, nasıl dünya tutkum büyük olur?

Asıl karar kılacağım yer olmadığı halde sevgim nasıl artar?

Başka yerde karar kılacakken, dünya için nasıl mal biriktiririm?

Arkamda bıraktıklarımın bana yararı olmazken, nasıl onun için hırslanırım?

Benden öncekilerden dünyayı tercih edenlere dünya zarar vermişken, ben nasıl dünyayı tercih ederim?

Tövbe kapısı kapanmadan nasıl amel etmem?

Arkamda kalacak şeyden nasıl hoşlanırım?

Bana yaklaşmışken (âhiret) hesabından nasıl gafil olurum?

Rızkım garanti edilmişken, nasıl onunla meşgul olurum?

Amellerim önüme serileceğine göre, nasıl günah işlemeye devam ederim?

Yegâne kurtuluşum Allah’ın taatındayken, nasıl itaat
etmem?

Benim için ne dilendiğini bilmezken, nasıl çokça ağlamam?

Geçmiş (hatalarım) hatırlatıldığı halde, nasıl gözüm aydın olur?

Nefsimi katlanamayacağı şeye nasıl maruz bırakırım?

Önümde (hesap) varken nasıl gönlüm hoş olur ve ölüm arkamdayken emelim nasıl uzun olur?

Rabbim bana ihsan etmişken, nasıl onu hakkıyla gözetmem?

Yazıklar olsun bana! Gafletim kendimden başkasına zarar verir mi?

Veya nasibim zayi olmuşken başkası benim için çalışır mı? Yahut benim çalışmam (amellerim) başkasına verilir mi? Öyleyse niçin faydası bana olan (amelleri) işlemem?

Yazıklar olsun bana! Ecelim biter ve Rabbim ilk yarattığı gibi beni tekrar diriltir. Sonra beni hesap yerinde durdurur ve hesap sorar. O beni benden daha iyi bilmektedir. Sonra beni dostlarımdan, ailemden, kendimden ve başkalarından uzaklaştıracak (korkunç âhiret ahvalini) müşahede ederim. Yerler ve gökler başka şekle çevrilir. Hâlbuki onlar itaat etmekte, ben ise isyan etmekteyim.

Benim günahlarım gibi günahları olmayan dağlar toz olur. Benim gibi hesapları olmamasına rağmen Güneş ve Ay (mahşerde) toplanır. Yıldızlar benim muhatap olduklarımla muhatap olmamalarına rağmen dökülür ve benim işlediğim amelleri işlemeyen hayvanlar mahşerde diriltilir. Günahı benden daha az olan gençler (o şiddetli ahvalden dolayı) ihtiyarlar.

Yazıklar olsun bana; durumum ne korkunç ve tehlike ne kadar büyük!

Beni bağışla ve taatını tek düşüncem kıl! Cismimi bunun için güçlendir ve nefsimi dünya tutkusundan kurtar!

Beni faydalı olanla meşgul et ve bu hâlim geçinceye kadar bana güç ver!

Beni tekrar dirilttiğinde ihsan ve rahmet et, kötü sorgudan kurtar ve hesabımı kolay kıl!

Zulmüm ve günahım nedeniyle o gün benden yüz çevirme!

Nefislerin, kendinden başkasıyla ilgilenmediği o korkunç günün korkusundan beni emin eyle!

Başkalarının amellerinin fayda vermediği o günde beni amellerimden faydalandır!

Rabbim! Beni yaratan ve annemin karnında bana şekil veren sensin. Nesil nesil müşriklerin sulbünde dolaştırıp, merhamet edilecek ümmetin sulbünden çıkarttın (yarattın). Allahım! Bana rahmet et, îslâm nimetiyle ikram ettiğin gibi taatını ihsan et!

Yaşadığım sürece sana asi olmaktan uzak kıl!

Gizli yanlarımı açığa vurma ve günahlarımın çokluğuyla beni utandırma.

Ey beni yaratan! Sen noksanlıklardan münezzehsin. Sen bütün gizli işlerimi bildiğin halde huzuruna hangi yüzle çıkarım ve Sana bakarım?

Dilime mühür vurduğun ve azalarıma yaptıklarımı söylettiğin zaman Sana nasıl özür beyan ederim?

Ey beni yaratan! Ben sana tövbe eder ve tövbemin
kabulünü gözlerim. Tövbemi kabul et, duamı kabul et, gençliğime merhamet et, sapmalardan uzak tut, anlayışsızlığımı bağışla. Hatalarımı açığa vurup beni rezil etme.

Ey beni yaratan! Sen noksanlıklardan münezzehsin. Sen yardım isteyenlerin yardımcısı ve âbidlerin göz nuru, zahidlerin sevdiğisin. Yardım isteyebileceğim tek kişi Sensin. Gençliğime merhamet et. Tövbemi kabul ve duamı kabul et. Yapmış olduğum günahlardan dolayı beni rezil etme.

Ey Rabbim! Resûlün Muhammed’e (sallallahu aleyhi vesellem) indirdiğin Kitab’ı bana öğrettin. Sonra gördüğün gibi Sana isyan ettim. Sen beni gördüğün ve indirdiğin Kitab’da yasakladığın halde Sana isyan ettiğim için benden daha kötü kimdir?

Ey Rabbim! Eğer günahlarımı ve isyanlarımı hatırlayacak olsam yaptıklarımdan dolayı gözlerime uyku girmez. Ben sana tövbe ediyorum,tövbemi kabul et. Sana iman edip Senden başka ilah olmadığını kabul etmeme rağmen beni Cehennem ateşine yakıt yapma. Beni, annemi ve babamı, bütün Müslümanları rahmetinle bağışla.

Ey Âlemlerin Rabbi! Duamı kabul et!”

Ebu Nuaym – Hilye’tül Evliya,cild.3,S.354,359

Muhammed Ali

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir