Hadisler ve İçtihad

Soru 1-Sahih hadisle, mezhebimizin içtihadı tearuz ederse hangisine göre amel edeceğiz? Ebu Hanife, “Benim içtihadım sahih bir hadisle çelişirse içtihadımı terk ediniz sahih hadisi alınız” demiştir. Bu söz ne demektir? Ebu Hanife bu sözü müçtehit olan talebeleri için mi, yoksa bizim için mi söylemiştir? Yani “hadisi alınız”dan maksat “o hadisten hüküm çıkarınız” demektir her halde. […]

Zamanı ve Zemini Yanlış Bir Gündem:Taklid Meselesi

Modern zamanların modası hiç geçmeyen temel tartışma konularından birisi taklid meselesi. Kimilerinin, “bilgi çağı”na yakıştıramadığı için –kıvırcık saçlarını düzleştirmek uğruna kendisine en olmaz işkenceleri reva gören zenciler misali– “kendinden nefret” şizofrenisiyle lanetlediği, kimilerinin de sözümona daha “içeriden” bir söylemle, aklını yele verme pahasına “din dışılıklar” listesinin ilk sıralarına yerleştirdiği taklid… Bu tartışmada, eşyanın tabiatına hakim […]

Fıkıh-Hukuk Karşılaştırması

Varlığı ve hayatı müslümanca “algılama”nın zemini Akide ise, “yaşama”nın zemini de Fıkıh’tır. Fıkıh’tan bahsettiğimizde, Din’in hayata akseden, ete-kemiğe bürünmüş yönünden bahsetmiş oluyoruz. Fıkıh, Din’in, inanç alanının dışına taşmayan, yaşanan canlı hayata dair fiilî ve aktif yönlendirmelerde bulunmayan bir “öğreti”den ibaret olmadığını gösteren en önemli boyutudur. Zira Din, hayata Fıkıh yoluyla müdahil olur. Bu yönüyle Fıkıh, […]

Amel Edilmeyen Hadisler

Hadis Tarihi ve Hadis Usulü eserlerinde, Ehl-i Hadis‘e mensup, Fıkıh nosyonuna sahip olmayan birçok alimin, hadislerle amel noktasında –özellikle mütearız hadislerin çokluğu ve Fıkhu’l-hadis konusundaki birikimlerinin azlığı dolayısıyla– yaşadığı tıkanıklığı Fıkıh imamlarına başvurmak suretiyle aştığını anlatan önemli anekdotlar vardır. Bu durum, belli bir sisteme dayanmadan hadislerle amel ameliyesinin sağlıklı bir şekilde gerçekleştirilemeyeceğinin çarpıcı bir göstergesidir. Yine bu sebepledir ki, –birkaçı hariç– büyük Hadis […]

Selefi Kimdir?

Bir kimsenin ‘Ben Hanefîyim’ demesi o kimsenin aslında ben ‘Selefe tabiyim’ demesi anlamındadır. Ben selefe ittiba ediyorum diyen bir kimse mutlak surette fıkhî bir mezhebe intisap edecek. Çünkü sahabenin fıkhî istinbatları bu kitaplarda kayıtlıdır ve kitaplarda kayıtlı bu görüşler kesintisiz bir biçimde mezhep imamlarına kadar gelmiştir. Ben İmam Ebû Hanîfe’ye tabiyim dediğimde İmam Ebû Hanîfe’nin […]

Çocuk Gelinler,Sübyancılık ya da “Kültür Çarpması”

Boşanmış kadınların bekleyeceği iddet sürelerini hükme bağlayan 65/et-Talâk, 4 ayetinde yer alan “adet görmeyenler” bendi üzerinden geçtiğimiz günlerde koparılan kıyamet, bu ülkede dine şaşı bakanların ürperti verici psikolojisini bir kere daha ortaya çıkardı. İlgililerince son derece detaylı biçimde kompartmanlara ayrılarak incelenen bu konunun ideolojik saplantılarla istismar edilmesi, her şeyden önce bir “ahlak” problemi olarak görülmelidir. […]

Hz.Ömer’in Hadislerin Yazıya Geçirilmesi Konusundaki Tutumu

Hz. Ömer (r.a)’in, Sünnet’in temel nakil vasıtası olan hadisler karşısında olumsuz bir tutum içinde olduğu iddiası, iki temele dayanmaktadır: Bunlardan birincisi hadislerin “yazıya geçirilmesini” doğru bulmadığını, diğeri de “rivayet edilmesine”karşı çıktığını anlatan rivayetlerdir. Bu noktalardan ikincisini bir sonraki ara başlığa bırakarak, burada birinci nokta üzerinde duracağız. Aşağıdaki iktibaslar, Hz. Ömer (r.a)’in hadislerin yazıya geçirilmesine taraftar olmadığını […]