Menemen Vak’ası Sonrası

Menemen Vak’ası, ülkeyi yönetenlerin yönetim tarzı, halka, dindarlara, basın ve yayın araçlarına bakışları konusunda çok ilgi çekici ipuçları vermektedir. Bizzat M. Kemal Paşa, halkın gözünün korkutulması için mahkûm olanların birer ikişer tecziye edilmesi, hepsinin nihayete bırakılmaması gerektiğini söylemekte ve cezalandırılmayan halkın sürülmesini istemektedir. Çünkü hadiseye karışsın karışmasın bütün halk suçludur.

Bazı gazeteler yayınlarıyla hükümetin korkulacak bir şey olmadığını telkin etmişler böylece muhaliflere cesaret vermişlerdir. Hükümetin korkulması gereken bir şey olarak kabul edilmesi enteresandır. Hükümetin korkulacak bir şey olmadığı intibaı uyanmasına yol açan gazeteciler, Divan-ı Harbe çıkarılmalı, cezalandırılmasalar bile korkutulmalıdırlar. “Hiç bir şey yapılmasa bile Divanıharpte sorguya çekmek lâzımdır.” M. Kemal Paşa, “hürriyet asrında mevkute sahiplerinin yerleri mahpesler değildir” sözlerine de takılmaktadır.
Kadınların dine yönelişleri de yöneticileri rahatsız etmektedir. Kadın hakları konusunda büyük yenilikler yapmak iddiasında olan cumhuriyet yönetiminin, kadınların eğilimleri konusunda sınırlayıcı olduğu görülmektedir. Bu noktada Mustafa Kemal’in bir talimat sayılabilecek sözü şöyledir:

“Bunlara müsamaha etmek doğru değildir. Kumandanlar bilmelidirler ki bu tarikat yok edilecektir, siyasî irtibat aranacaktır.”

Gazi Paşa’nın hitap ettiği komutanların da aynı fikirde olduğu Kâzım Paşa’nın “Bu tarikat muzır bir yılandır, mahvedilmelidir.” ve İsmet Paşa’nın “Başkumandana seferde idam selahiyeti verileceği Teşkilat-ı Esasiyeye girmelidir. Bunda idam cezası Meclise aittir” sözlerinden anlaşılmaktadır. ‘

D.Mehmed Doğan, Türkiye Cumhuriyeti Tarihine Giriş

Yazar: Muhammed Ali

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.