Dinde İç-Dış İlişkisi: Zahir ve Bâtın

  Dinin tıpkı bir madalyon gibi iki tarafı, iki yüzü vardır. Bir yüzde temizlikten ibadetlere, haram ve helallerden ticaret hayatına kadar uzanan kurallar, emir ve yasaklar… Diğer yüzde ise insanın iç dünyasını, gönlünü, akleden ve hisseden bir varlık olarak duruşunu, bakışını, sevgisini, nefretini konu alan derunî boyut… Yani “zahir” ve “bâtın”. Yüce dinimiz insanın bu […]

Daha fazla oku
Hangi Tasavvuf

      Özel olarak Tasavvuf tarihiyle ve genel olarak İslamî ilimlerin tarihiyle ilgilenenlerin çok iyi bildiği üzere İslam’ın diğer sahalarında olduğu gibi Tasavvuf sahasında da bir kısım anlayış ve uygulamaların zaman zaman ve yer yer istikametten saptığı görülmüştür. Bu, eşyanın tabiatındandır. Zira insan; mesleğine, meşrebine, içinde bulunduğu dinî ve sosyal çevreye bağlı olarak birinci derecede […]

Daha fazla oku
Bir Bilgi Kaynağı Olarak Tasavvufta Keşfin Değeri

Reşat ÖNGÖREN Giriş: Tasavvuf yoluna girenlerin belli bir mücahede şeklini uyguladıkları bilinmektedir. Bu mücahede sırasında meydana gelen keşf hâlinin sûfiler nazarında ayrı bir önemi vardır. Zira keşf hâlini yaşayan mürid, özellikle duyu organları ve aklın yetersiz kaldığı metafizik alanda bazı bilgilere ulaşmaktadır. Kaynaklarda muhtelif vesilelerle temas edilen bu hâl, henüz değişik boyutlarıyla ele alınıp yeterince […]

Daha fazla oku
Tasavvufun Dinde Bid’at Oluşu İddiası

Gelenek-Yenilik Tasavvuf sadece bir bilgi alanı, bir ilim değildir. Kelâm ve fıkıh gibi ilimlerden farklı olarak aynı zamanda bir yaşama tarzı, dini algılama şekli ve dünya görüşüdür. Bu özelliği itibariyle canlı bir organizmaya benzer: Oluşur, gelişir, güçlenir, her tarafa dal-budak salar, çeşitli süreçlerden geçer. Böyle olunca ilk zahid ve sûfîlerin, zühd ve tasavvuf adı altında […]

Daha fazla oku
Tasavvuf Dine Aykırı Mı? ve İslamcılık

  Sensüz yola girürisem çarem yok adım atmaga Gevdemde kuvvetüm Sensin başum götürüp gitmege… Yunus  Günümüzde insanlar bilgiyi arar oldu, hikmeti değil. Oysa bilgi mazidir, hikmet ise gelecek… Amerika Yerlisi Lumbee Kabilesi Bazı köprülerin altından çok sular aktı. Keşke olmasaydı diyeceğimiz şeyler artık her gün bu topraklarda oluyor… Anadolu Ruhu kayboldu. Yerini nerden geldiği belirli […]

Daha fazla oku
Emredilen Nurani Tevessül

Vesile tutmak iki kısımdır: 1- Emredilmiş nurânî vasıta, 2- Yasaklanmış zulmânî vasıtalardır. Nurânî vasıtalar: Kur’ân-ı Kerîm’de: “Ey İman edenler, Allah’tan korkun. O’na (yaklaşmaya) vesile arayın ve O’nun yolunda savaşın. Tâ ki muradınıza eresiniz.” [Maide,35] diye em- rolunmuştur. İnsanları Allah’a yaklaştıracak her ne var ise nurânî vesile­dir. Namaz vesiledir, namaz kılmakta da Ka’be-i Muazzama vesiledir. Âlimlerin […]

Daha fazla oku
Tasavvufa Dair Genelleme Hataları

Psikoloji adına ortaya konulan her teori Psikoloji adına bağlayıcı değildir. Fizik adına ortaya konulan her teori Fizik adına bağla­yıcı değildir. Ama Psikoloji ve Fizik adına psikolog ve fizikçiler tara­fından genel kabul görmüş olan teoriler nisbeten bağlayıcı­dır ama bunlar bile yeni bilgiler ışığında değişebilir. Şimdi Dinî ilimlere gelirsek: Tefsir ilmi adına ortaya konulan her yorum Tefsir […]

Daha fazla oku
Sufiler Dünya İşlerinden Uzak mı Durur ?

Sûfiler, “dünyayı kınarken dünyanın amaç haline geti­rilmesini eleştirmişlerdir. Yoksa dünyanın araç olarak kulla­nılması zaten kaçınılmazdır. Kuranda da bir yanda semavat (göklerde) ve arzda ( yeryüzünde) olanların “Allah’ın ayetle­ri” (varlığının tanıkları) olduğu vurgulanırken öbür yandan dünya hayatının (el-hayatu’d-dünya) “oyun ve eğlence” ol­duğu vurgulanır. Eğer dünya yalnızca bir araç olarak kulla­nılırsa, insan için Allah’ın ayeti olur. Ama […]

Daha fazla oku
Tasavvuf

Bir tür anlayış İslâm’ı nasıl hayatın dışında sanıyorsa, tasavvufu da İslâm’ın dışında sananlar bulunmaktadır. Tasavvufun Hristiyan rahiplerinin yaşayışından ilham alındığını iddia edenler olduğu gibi, onu Grek felsefesine veya Hint düşüncesine bağlayan farklı görüş ve iddia sahipleri de var. Bir Müslüman’ın cehlinden dolayı düştüğü yanlışa bakarak “İslâm budur” diye bir hükme varmak ne kadar doğru ise, […]

Daha fazla oku
Tevhidin İki Çeşidi:Vahdeti Vücud ve Vahdeti Şuhud

43.MEKTUP Seyyid Nakib Şeyh Ferid Buhârî’ye göndermiştir Tevhidin, vahdet-i vücûd ve vahdet-i şühûd olmak üze­re ikiye ayrıldığı, kişiye gerekli olanın vahdet-i şühûd olduğu Allah size selamet versin, şahsınızı lekeleyecek şeylerden sizi muhafaza etsin, sizi zedeleyecek şeylerden korusun… Tasavvuf ehline göre iki çeşit tevhid vardır: vahdet-i şühûd ve vahdet-i vücûd. Vahdet-i şühûd, tek olanı müşahede etmektir. […]

Daha fazla oku