Nedir Şu Aşk?

Ailenin ne olup ne olmadığıyla başladık, günümüzde aile ve kadm-erkek ilişkilerindeki değişimler etrafında dolandık ve buradan aşka düştü yolumuz. Aranızda “Ne alakası var, nereden nereye geliverdiniz!” diyenler olabilir. Onlan say­gıyla selamlarım. Lâkin günümüzde evliliklerin geleneksel dünyaya göre birçok değişiklik yaşadığı, mesela bizim kül­türümüzde de bir süreden beri “görücü usulü” yöntemin­den ziyade şöyle ya da böyle […]

Daha fazla oku
Günümüzde Kadın-Erkek İlişkilerinin Halleri

Psikolojik rahatsızlıklar ve geleceğin dünyası arasında­ki bağlan yapıtlarında temel alan Çarpışma yazan J. G. Ballard, yaşadığımız dünyanın “aile karşıtı” niteliğini şu sözleriyle gözler önüne seriyor: “20. yüzyılı egemenliği al­tına alan kâbusun akılla evliliğinden her zamankinden daha belirsiz bir dünya doğdu (…) Yaşamımız 20. yüzyı­lın o büyük, ikiz ana temasının egemenliği altında: seks ve paranoya (…) […]

Daha fazla oku
Kültürel Travmayla Yüzleşmek: Kolektif Acıların Kültürel Temelleri

Sosyal sistemde kimi zaman toplumu rahatsız edecek aksaklıklar oluşur. Örneğin belediye hizmetleri kötüleşe­bilir, okulların eğitim kalitesi düşebilir, ekonomik sıkın­tılar baş gösterebilir, boşanmalar artabilir, sağlık sistemi kötüleşebilir, aile kurumu çözülebilir, biyolojik çeşitlilik azalabilir, organik gıda bulmak zorlaşabilir. Ancak top­lum bunlardan etkilense de bu olumsuzlukların hiç biri kültürel travmanın semptomları olarak algılanmayabilir. Travmanın Kültürel Anlamını Ortaya Çıkarmak […]

Daha fazla oku
Biyoteknolojinin Şantiye Alanı Olarak Beden

Biyoteknolojinin beden üzerindeki tasarrufu, tıb­bi, ticari, felsefi ve politik gibi farklı boyutları içeren bir anlam çerçevesi içine yerleştirilerek değerlendirilebilir. Tedaviyi amaçlayan tıbbi bağlam bedene müdahalenin ahlaki-legal gerekçesinin en kolay ve sağlam temelde savunulabildiği bağlamdır ve genel olarak tartışma dışıdır. Ancak tıp/sağlık boyutunu diğer boyutlardan bağımsız değerlendirmek pek mümkün değildir. Beden bu nokta­da sadece hekimlerin değil, […]

Daha fazla oku
Posthümanizm:İnsanın Ötesinde Ne var?

Matrix serisinin 1999 yapımı ilk filminde ajan Smith, Morpheus’a şöyle der: Türünüzü sınıflandırmaya çalışırken fark ettim. Aslında siz me­meli değilsiniz. Bu gezegendeki tüm memeliler etraflarındaki çevreyle doğal bir uyuma sahiptir. Ancak siz insanlar değilsiniz. Bir bölgeye taşınır ve çoğalırsınız. Tüm doğal kaynaklar tüketi­lene dek çoğalırsınız. Hayatta kalmanızın tek yolu başka bölge­lere yayılmaktır. Gezegende aynı yayılma […]

Daha fazla oku
Sanatta Gerçeklik Meselesi- İslâmî Sanat ve Dil

Sanat özünde bir yansıtma (mimesis) eylemi olarak dikkat çeker. Meselenin öyle ya da böyle ana damarı yansıt­manın ne şekilde yapıldığında saklıdır. Yansıtma biçimleri kaçınılmaz olarak medeniyetlerin sahip oldukları gerçek­lik veya hakikat anlayışına göre oluşur. Sanatkârın eserine kendinden kattığı birtakım ilaveler, esere kişilik anlamında nitelik kazandırabilir fakat onun kimliğini değiştirmez. Konuyu en baştan ele alabilmemize kolaylık […]

Daha fazla oku
Modern ve Postmodern Zamanlarda Eğitimin Varlık-Oluşsal Ufkundaki Dönüşüm Üzerine Bir Deneme

Kasım Küçükalp* Her eğitim anlayışı kendi meşruiyet ve makuliyet mantığını da belirleyen varlık ve hakikat telakkisinin yol açtığı bir varlık-oluşsal ufka ihtiyaç duymak durumundadır. Klasikten, modern ve çağdaş zamanlara gelinceye değin, eğitim anlayışının nasıl bir içerik kazandığı ve nihayet postmodern dünyada nasıl bir boyuta taşındığı meselesinin anlaşılması da hiç kuşkusuz söz konusu varlık-o- luşsal ufkun […]

Daha fazla oku
Freud’un Din Görüşlerinin Analizi ve Mantık Hataları

2.1.   “Din Nevrozdur.” İddiasının Eleştirel Analizi ve Mantık Hataları Freud “Din nevrozdur.” iddiasını temellendirmek için en te­melde din ve nevroz arasında sekiz benzerlik noktası tespit ettiğini iddia etmiştir. Saplantılı davranışları temsil eden bu benzerlik noktalarının birkaç önemsiz farkla -ki bu farkları da psikanalizle giderdiğini öne sürer- dinde de olduğunu id­dia etmiştir. Freud sekiz benzerlik noktasından […]

Daha fazla oku
Gözyaşlarındaki Tuz Kokusu

Bağıranların ve çağıranların hayatlarının en dramatik ve ruhlarının en hassas ve kalplerinin en titrek yeridir burası, başkası için ağlamak seanslarının başköşesi bir ev, serili seccadenin ıslaklığı üzerindeki bulanıklık ve boğuklukla ve boğulmayla karışık nurdan bir hava, gece havası, şefkat havası ve başkalarının günahına ağlama havası içindeki ıstıraplar, hıçkırıklar ve kandan ağlamalar. Başkasına başkası diye kızmayan, […]

Daha fazla oku
Nereye ve Kime Çağrı?

Dünya sanki çağrılar gezegeni, hep bir çağrı var. Akıllar çağrılıyor, gözler davet ediliyor ve kulaklar misafir edilmek isteniyor. İnsan çevresinden daima davetler alıyor. Birileri şehvete ve şeytana çağırıyor ötekisi inançsızlığa, batıl dinlere, helvadan heykellere, gündüz ve güneş diye mumlara davet ediyor. Bu çağrılar ardı arkası kesilmeden daha cazibedar, şaşaalı ve ihtişamlı bir şekilde yenileniyor. İnsanlık […]

Daha fazla oku