Bedenin Rüyası

Rüyalarla aynı kumaştan yapılmayız, bir uykuyla çevrelenmiş küçük hayatlarımız. Shakespeare, Fırtına Suya düştün, sırılsıklam oldun. Çırpınmak beyhude. Dip seni çekiyor, su kaçıyor boğazına. Batıyorsun mütemadiyen, batı­yorsun, Ratıyorsun aheste… Dip seni koyvermeyip kendine çekiyor habire. Çabalıyorsun ama nafile. Bırak çırpınmayı, olan olacak! Gerçi ya batacak ya çıkacaksın, ama hele bir suy­la barışık olmayı dene. Dene suyun […]

Daha fazla oku
Orada Kimse Var Mı?

El-amâ, büyük sis. Tirmizî’de Resûle “Allah evrenin yaratılışından önce neredeydi?” sorusunun sorulduğu hadis-i şerif vardır. Resûl ‘Âmâdaydı’ diye cevap veriyor ve hadis bir aşağıdalık-yukarıdahk olmadığını belirterek sürüyor. Diğer bir deyişle, orası zaman-dışılıkla kadim bir mekândışılıktır… Bu surette amâ içinde biçimlerin olmadığı bir boşluk, mutlak ıssızlık, varlık-dışılıktır. özgün ıssızlık. Allah’a olan yolculuklarında, ârifler, derin tefekkürlerinin bir […]

Daha fazla oku
İlksel Teklif Sorumluluğun ve Özgürlüğün İmkânı

ÖZKAN GÖZEL 1. Her ne olduysa özneler olarak kendimizi yeryüzüne konul­muş bulduk. Hakikatte, yeryüzüne konulmuşluk, varolmanın yükünü üstelik ihtiyarımız haricinde omuzlarımızda buluvermek anlamına geliyor. Bu yük, sırf mihnet olarak çekeceği­miz bir şey mi, yoksa nihayetinde taşımaktan memnuniyet duyacağımız bir şey mi? Esef mi etmeliyiz buna, yoksa şükran mı duymalıyız? Cevapta acele etmeyelim. Bilelim ki bu […]

Daha fazla oku
Varlık ve Ahlâk

1.Özneler olarak biz, olup-bitmiş, hazır, duruk bir zâtiyete sahip değiliz hiçbir şekilde. Biz, kendimizi, kend ’oluş suretinde ve dahi varlığı/mızı kat ede ede, tabakadan tabakaya geçerek kazanırız – her dem yeniden ve yeniden yaratılırız, nasıl ki içinde devine-dura ola-geldiğimiz dünya da öyle ise. Dünya-da, bura-da, bu-ara-da bulunuşumuz, bir kitabın raf- ta öylece-durması misalince yer almaz […]

Daha fazla oku
Düşünce, Düşünce Başlar

Malum; masallar, meseller ve misaller ibret içindir. Lügat-i Nâcî’nin tarifine göre ibret, “mûcib-i intibah olacak vaka ya da husus ”tur. Eskiler mezkûr formlara gerek meramlarını ifade için, gerekse muhataplarım uyarmak ve uyandırmak için sıkça başvururlardı. Bunlar, eğlenmek ve oyalanmaktan ziyade, dere çıkarmak ve ibret almak içindi esasmda. Şimdi Lao Tzu’dan (MÖ 4. asır) şu ibretâmiz […]

Daha fazla oku
Özkan Gözel – Ne – Varlık ve Hiçlik

Çağa sâri nihilizme sözüm ona bir çare olarak öne sürülen Üstinsan (Übermensch) tasarımı insanın hiç olmadan hep olmaya kalkışmasının modern, trajik bir timsalini oluşturuyor sonuçta. Bu tasarım uyarınca insan, lâ süpürgesiyle kendini kendinden süpürmek ve bu surette yine kendine ama yeni kendine giden yolu açmak yerine, bu süpürgeye binip uçmağa heves ediyor. “Tanrı’nın ölümü” akabinde […]

Daha fazla oku
Bir İçselliğe Sahip miyiz?

Başladukça ben söze başlar hücûma vâridât Şöyle kim takat getürmez anı takrire zeban Nef’î İçsellik (interiorite) dediğimiz hergünkü sıradan hayatin ru­tin olaylarının mütemadiyen üstünü örttüğü ve neredeyse hissedilmez kıldığı şu ortamdır, iç âlemdir, gönül dünyasıdır. Hergünkü hayatin alelade akışı esnasmda biz ekseriya yüzey- deyizdir. Yüzeyde sıradan olaylar içinde yüzmekteyizdir. De­rine dalma, düşüncelere gark olma gibi […]

Daha fazla oku
Özne ve Hakikat

Hakikat kaygısı, hakikat anlatılarının küçümsendiği çağımız­da bile öznenin hâlâ en temel kaygısı sayılmalı. Öyle, zira insan hakikate farklı adlar verebilir, hakikat yokmuş gibi dav­ranabilir, dahası hakikat diye bir şeyi inkar edebilir, ama ha­kikatte yine de ondan vaz geçemez: Hakikat (ve eksikli kipi hakikatsizlik), insanı, insanın insanlığını örtük veya belirtik bir biçimde belirlemeye devam eder daima. […]

Daha fazla oku
Sanat Lâdinî Bir Din mi?

Sanat beşeri bir faaliyettir, giderek de beşere mahsustur. Be­şere mahsus dedik, dolayısıyla sanatın insanın bir imtiyazı olduğunu ima etmiş olduk. Tanrı’nın sanatından bahsedilebi­lir, hatta edilmelidir de, yine de sanat deyince akla öncelikle beşeri bir faaliyet gelmelidir. Tanrı’nın sanatı -beşeri sanatın hilafına- içinde arayış gibi, atılım gibi, deneme gibi öğeleri barındırmaz zira. Bu sanat Tanrı’mn hikmeti […]

Daha fazla oku
Malayani Toplumu

  Bizler -yansız bir adlandırmayla-“Teknoloji Çağı”nı idrak ediyoruz hâlihazırda. Hayatlarımızın büyük bir bölümü teknolojiyle dolayımlanıyor suni bir şekilde. Heidegger (ö. 1976) “Atom Çağı” dediği bu zaman dilimini bazen menfi bir nitelemeye başvurarak “Teknolojik Nihilizm Çağı” olarak da adlandırmıştır. Peki nedir teknolojiye içkin bu nihilizm? Her şeyin ve bu arada insanın da işletime amade bir el-altında-duran […]

Daha fazla oku