Ehli Sünnet vel Cemaat Hak Yol Üzerindedir

İsrâil oğullarının başına zaman zaman gelen belalar ~iki ayak­kabının birbirine hizâdarlığı gibi- ümmetimin başına da gelecektir. Şayet onlardan biri alenen anasına gelmişse, ümmetim de o İşin aynısını İşleyecektir. Şübhesiz İsrail oğulları yetmiş iki millete ay­rıldı. Halbuki ümmetim de yetmiş üç millete ayrılıp parçalanacaktır. Hepsi ateştedir, bir tek millet müstesnadır.” Ashab: “Bunlar kinlerdir ya Rasûlallah?” dediler. […]

Daha fazla oku
İman Etmeksizin İnkar Küfür; İmandan Sonra İnkar İrtidaddır

İkrar, imanın şartı veya cüz’ü olduğu gibi; dil ile inkar da, kasıdlı olsun olmasın, küfrün cüz’ü veya şartıdır. Bu itibarla Mevâkıf ve şerhinde küfür şöyle tarif edilmiştir: “Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem’in getirmiş olduğu ve herkes tarafından bilinen hükümlerden birini inkar etmek, yani dille söylemek küfürdür.” Binaenaleyh Hazreti Ayşe radıyallâhu anhâ’ya dil uzatmak, hırsızın elinin […]

Daha fazla oku
Ümmetin En Büyüğü Dört Kiramdır

Şübhesiz ashab radıyallâhu anhum, ümmetin en büyükleridir. Onların da tertib üzere en büyüğü Hazreti Ebû Bekr Sıddîk radıyallâhu anhudur. Sonra Ömer-ul-Fâruk radıyallâhu anh; sonra Hazreti Osman radıyallâhu anh; sonra Hazreti Ali radıyallâhu anh’tır. Ve efdal evliyâ Sıddîk-ı Ekber ba’dehu Fâruk Ve Zinnûreyn’den sonra Alî’dir ol Velîyullah Ve evliyânın en üstünü, Sıddîk-i Ekber Hazreti Ebû Bekr’dir. […]

Daha fazla oku
Emredilen Nurani Tevessül

Vesile tutmak iki kısımdır: 1- Emredilmiş nurânî vasıta, 2- Yasaklanmış zulmânî vasıtalardır. Nurânî vasıtalar: Kur’ân-ı Kerîm’de: “Ey İman edenler, Allah’tan korkun. O’na (yaklaşmaya) vesile arayın ve O’nun yolunda savaşın. Tâ ki muradınıza eresiniz.” [Maide,35] diye em- rolunmuştur. İnsanları Allah’a yaklaştıracak her ne var ise nurânî vesile­dir. Namaz vesiledir, namaz kılmakta da Ka’be-i Muazzama vesiledir. Âlimlerin […]

Daha fazla oku
”Allah Teâlâ’nın İndirdiğiyle hükmetmeyen…”Ayet Mealinin Tefsiri

“Allah Teâlâ’nın İndirdiğiyle hükmetmeyen, işte onlar kâfirle­rin ta kendileridir … zalimlerin ta kendileridir fâsıkların ta kendi­leridir.” mealindeki ayetlerin hükmü, mutlak değil, mukayyeddir. Çünkü evvelden de dediğimiz ‘’lemyuseddek,lemyehkum’’ manasındadır. Nitekim Kurtubî diyor ki: «Kur’ân’ı reddetmek; yahud Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’ln getirmiş olduğu hükmü inkar etmek sûretiyle Allah Teâlâ’nın hükmüyle hükmetmeyen kafirdir. Bu takdirde müslüman olduğu halde […]

Daha fazla oku
Dört Mezhebden Birine Taklid Vacib Birinden Diğerine Geçiş Caizdir

  Asrı saadette ashabdan her biri,Râsulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’den işitmiş olduğu Kur’an ve hadisle hükmederdi.Kendileri vahyi müşahade ettiklerinden dolayı,karşılarına çıkan herhangi bir hükümle müşkül çekmezlerdi. Allah’ın Rasûlü sallallâhu aleyhi ve selem de ümmetin, ashabın arkasında gitmesini emretmiştir.Tâbiîn ve tebei tâbiîn devresinde heva ve hevesler çoğalınca,en itimadlı müctehidlerin arkasında gitmenin vacib olduğu hakkında, Ehli Sünnet […]

Daha fazla oku
İstiğfar, Dua ve Sadakalarımız Ölülerimize Ulaşır

  Malum olduğu üzere ölüm, yok olmak değildir; yeni bir varlığın, hayatın kapısının açılmasıdır. Nasıl ki dünyada varlıklı .bir kimse, muhtaç olanı faydalandırırsa, ölü kimseyi de faydalandırmak mümkündür. Bunu inkar eden Ehli Sünnetten değildir. Ehli Sünnet vel Cemaatin ittifakıyla, ölüler iki sûretle dirilerden fay­dalanırlar: Birincisi, kendi bıraktığı eserden faydalanır; salih evlad, ilim ve vakıf­lar gibi.. […]

Daha fazla oku
Velînin Kerâmeti Nebisinin Mucizesidir

Peygamberlerin mu’cizeleri, hayatlarından sonra da devam eder. Allah Teâlâ, tevfîkiyle kendilerini hidayete erdirdiği kulları vasıtasıyla bu mu’cizeyi izhar eder. Bu cihetle kerâmeti inkar eden mu’cizeyi inkar et­miş olur. Kerâmet; tâat ve ibadeti isyanından, takvâsı gafletinden fazla olan zevatta görülür. Allah Teâlâ bunlar hakkında tabiî kanunları iptal eder; Aklın idraki dışında olayları izhar eder. Kerâmet, ikram […]

Daha fazla oku
Tevbeye Muvaffak Olabilmek İçin Sebebleri

Tevbeye muvaffak olabilmek için sofiler birçok usuller tayin etmiş­lerdir; âdab kitablarından taleb edilir. Burada mühim olan İlmî, fiilî ve hâlî olmak üzere sekiz sebebi beyan etmeyi münasib gördüm. Tevbeye muvaffak olmanın, İlmî olarak üç sebebi vardır: Birincisi, günahların kul ile Allah arasında perde olduğunu; kalbi Allah Teâlâ’nın sevgisinden gayra döndürdüğünü; ve bu yüzden Allah Teâlâ’nın […]

Daha fazla oku
Peygamberlerden Medet Beklemek Hak’tır

  Daha evvelden dediğimiz gibi, enbiya, evliya ve salihlerin şefaati haktır. Teşeffu’, tevessül, teveccüh kelimelerinin manaları aslında birdir. Şefaat: suçluyu kurtarmak için yalvarmak; vesile: zararlardan kurtarmak, faydalara ulaştırmaktır. Teveccüh ise, kulunun kadir ve kıymetiyle Allah Teâlâ’dan faydalara, nimetlere ulaşmayı ve zarardan kurtuluşu istemek­tir. “Ya Rabbi Rasûl-ü Ekrem’in kadir ve kıymeti için benim ihtiyacımı gider”; “Ya […]

Daha fazla oku