Fiiller mükemmel olan bir fâili gösteriyor

Bismillahirrahmanirrahim   On Sekizinci Pencere   اَوَلَمْ يَنْظُرُوا فِى مَلَكُوتِ السَّمٰوَاتِ وَاْلاَرْضِ  (“Onlar, göklerin ve yerin iç yüzüne (özüne) bakmadılar mı?” A’râf Sûresi, 7:185.)   Yirmi İkinci Sözde izah edilen şu temsile bak ki: Nasıl mükemmel, muntazam, san’atlı, saray gibi bir eser, bilbedâhe, muntazam bir fiile delâlet eder. Yani, bir bina, bir dülgerliğe delâlet eder. […]

Daha fazla oku
Senin tesadüfün tabiat arkadaşın nerede?

Bismillahirrahmanirrahim   On Yedinci Pencere   اِنَّ فِى السَّمٰوَاتِ وَاْلاَرْضِ َلاٰيَاتٍ لِلْمُؤْمِنِينَ  (“Muhakkak ki, göklerde ve yerde, iman edenler için deliller vardır.” Câsiye Sûresi, 45:3.)   Zeminin yüzünü yaz zamanında temâşâ edip görüyoruz ki: İcad-ı eşyada müşevveşiyeti iktiza eden ve intizamsızlığa sebep olan nihayetsiz sehâvet ve bir cûd-u mutlak, gayet derecede bir insicam ve intizam […]

Daha fazla oku
Şu hakikati hangi kuvvetle söndürebilirsin

Bismillahirrahmanirrahim   On Altıncı Pencere   Rû-yi zeminde mevsim be mevsim tazelenen mahlûkatın icad ve tedbirlerindeki intizamat ve tanzimat, bilbedâhe bir hikmet-i âmmeyi gösterir. Sıfat mevsufsuz olmadığından, elbette o hikmet-i âmme, bizzarure bir Hakîmi gösterir. Hem o perde-i hikmet içinde harika tezyinat, bilbedâhe bir inâyet-i tammeyi gösterir. Ve o inâyet-i tamme, bizzarure inâyetkâr bir Hâlık-ı […]

Daha fazla oku
En kısa en güzel en hafif bir tarzda yaratmak

Bismillahirrahmanirrahim   On Beşinci Pencere   اَلَّذِى اَحْسَنَ كُلَّ شىْءٍ خَلَقَهُ (“O herşeyi en güzel şekilde yaratandır.” Secde Sûresi, 32:7. )   sırrınca, herşeye, o şeyin kabiliyet-i mahiyetine göre kemâl-i mizan ve intizamla biçilip hüsn-ü san’atla tertip edilip, -en kısa yolda, -en güzel bir surette, -en hafif bir tarzda, istimalce en kolay bir şekilde (meselâ […]

Daha fazla oku
Herşey, herşeyinde tek bir Hâlık-ı Zülcelâle muhtaçtır

Bismillahirrahmanirrahim   On Dördüncü Pencere   1 قُلْ مَنْ بِيَدِهِ مَلَكُوتُ كُلِّ شَىْءٍ وَاِنْ مِنْ شىْءٍ اِلاَّ عِنْدَنَا خَزَاۤئِنُهُ 2 مَا مِنْ دَاۤبَّةٍ اِلاَّ هُوَ آخِذٌ بِنَاصِيَتِهَا3 اِنَّ رَبِّى عَلٰى كُلِّ شَىْءٍ حَفِيظٌ 4   sırlarınca, herşey, herşeyinde ve her şe’ninde tek bir Hâlık-ı Zülcelâle muhtaçtır.   Evet, kâinattaki mevcudata bakıyoruz ve görüyoruz ki, zaaf-ı […]

Daha fazla oku
Herşey lisan-ı mahsusuyla Hâlıkını yad eder

Bismillahirrahmanirrahim      On Üçüncü Pencere   وَاِنْ مِنْ شَىْءٍ اِلاَّ يُسَبِّحُ بِحَمْدِهِ  sırrınca, herşey lisan-ı mahsusuyla Hâlıkını yad eder, takdis eder.   Evet, bütün mevcudatın lisan-ı hâl ve kal ile ettiği tesbihat, birtek Zât-ı Mukaddesin vücudunu gösteriyor. Evet, fıtratın şehadeti reddedilmez. Delâlet-i hal ise, hususan çok cihetlerle gelse, şüphe getirmez.   Bak, hadsiz fıtrî […]

Daha fazla oku
Canlılarda eğri büğrü hudutlar bulunması

Bismillahirrahmanirrahim On İkinci Pencere سَبِّحِ اسْمَ رَبِّكَ اْلاَعْلٰى – اَلَّذِى خَلَقَ فَسَوّٰى – وَالَّذِى قَدَّرَفَهَدٰى sırrınca, umum eşyada, hususan zîhayat masnularda, hikmetli bir kalıptan çıkmış gibi, herşeye bir miktar-ı muntazam ve bir suret, hikmetle verildiği; ve o suret ve o miktarda, maslahatlar ve faideler için eğri büğrü hudutlar bulunması; hem müddet-i hayatlarında değiştirdikleri suret-i libasları […]

Daha fazla oku
Elemden kurtulmak birtek Hâlıkı tanımakla olur

Bismillahirrahmanirrahim   On Birinci Pencere   اَلاَ بِذِكْرِ اللهِ تَطْمَئِنُّ الْقُلُوبُ   Bütün ervah ve kulûbun dalâletten neş’et eden ıztırabat ve keşmekeş ve ıztırabattan neş’et eden mânevî elemlerden kurtulmaları, birtek Hâlıkı tanımakla olur.   Bütün mevcudatı birtek Sânie vermekle necat buluyorlar, birtek Allah’ın zikriyle mutmain olurlar.   Çünkü, hadsiz mevcudat birtek zâta verilmezse, Yirmi İkinci […]

Daha fazla oku
Ey müflis felsefî! Senin tesadüfün buna karışabilir mi?

Bismillahirrahmanirrahim   Onuncu Pencere   وَ اَنْزَلَ مِنَ السَّمَاۤءِ مَاۤءً فَاَخْرَجَ بِهِ مِنَ الثَّمَرَاتِ رِزْقًا لَكُمْ وَسَخَّرَلَكُمُ الْفُلْكَلِتَجْرِىَ فِى الْبَحْرِ بِاَمْرِهِ وَسَخَّرَلكُمُ اْلاَنْهَارَ وَسَخَّرَلَكُمُ الشَّمْسَ وَالْقَمَرَ دَاۤئِبَيْنِ وَسَخَّرَلَكُمُ الَّيْلَ وَالنَّهَارَ وَاٰتٰيكُمْ مِنْ كُلِّ مَاسَاَلْتُمُوهُ وَاِنْ تَعُدُّوا نِعْمَتَ اللهِ لاَ تُحْصُوهَا 1   Şu kâinattaki mevcudatın birbirine teâvünü, tecavübü, tesanüdü gösterir ki, umum mahlûkat birtek Mürebbînin […]

Daha fazla oku
Kâinattaki ibâdât-ı umumiye bir Mâbudu gösteriyor

Bismillahirrahmanirrahim   Dokuzuncu Pencere   Kâinattaki ibâdât-ı umumiye, bilbedâhe bir Mâbud-u Mutlakı gösteriyor.   Evet, âlem-i ervaha ve bâtına giden ve ruhanî ve meleklerle görüşen zâtların şehadetleriyle sabit olan umum ruhanî ve melâikelerin kemâl-i imtisal ile ubûdiyetleri ve bilmüşahede bütün zîhayatların kemâl-i intizamla ubûdiyetkârâne vazifeler görmeleri ve bilmüşahede, anâsır gibi bütün cemâdâtın kemâl-i itaatle ubûdiyetkârâne hizmetleri, bir […]

Daha fazla oku