Arı’da Ki Yaratılış Mucizesi

ari-da-ki-yaratilis-mucizesi

Bir an için size 10 milyon dolarlık bir biyonik arı yapma görevi verildi­ğini düşünün. Bu süper bir arı değil, bildiğimiz işçi arı olacak. Aşikârdır ki, önce baş, gövde, arka kısım, ayaklar, antenler gibi anatomik teçhizata ihti­yacınız olacak. Haydi farzedelim ki, bunların planları daha önceden size verilmiş olsun. O halde siz sadece arı­nın sevkiyat ve yönlendirme sistemi olan dahili devreler ve siyah kutularla ilgileneceksiniz. Bu işe başlamak için ihtiyaç duyacağınız bir liste şöyle ola­cak :

1 — Dahili saat,

2 — Polarize ışık şiddet ölçeri,

3 — Güneş – Açı – İstikamet Kompüterü,

4 — Tam dikeyi ölçmesi için bir alet,

5 — Hassas hesaplama cihazı,

6 — Trigonometrik hesap makinası ve tablolar,

7 — Arza ve uzaya göre izafi hız göstergesi.

Bütün bunların mübala olacağı aklınıza gelebilir. Fakat, hemen hüküm iraeden arının çözeceği günlük seyr ü sefer ve istikamet problemini göz önüne alırsanız, hiç de mübalağa olma­dığı anlaşılır.

Arı, civardaki çiçekleri merkezi ağız çıkıntısında olan çok hassas doku alma hissi ile bulur. Fakat bu his sı­nırlıdır. Ve çok uzak mesafelerdeki nektar (çiçek özü) ve pollen yatakla­rı işaretlemek için daha başka şeyle­re ihtiyaç olacaktır.

Her şeyden önce, arının o ünlü arı uçuş hatlarında hangi istikamette uçacağını bilmesi lâzımdır. Bu nokta ­da ortaya çıkan rehberlik problemi nisbeten kolaydır. Bütün arılar güneşe göre sabit bir açı tutarak hedefe doğru seyretmeyi bilirler. Polarize güneş ışı­ğından açısal istikameti idrak kabili­yetleri öylesine güçlüdür ki bunu bu­lutlu havalarda bile becerebilirler. Fa­kat bu sadece arının gözü ile güneş ışığını istikamet için değerlendirmesi sonucudur denemez. Zira, güneş arza göre hareketli olduğu için ışınların ge­liş açıları sürekli değişmektedir. O hal­de arı, uçuş esnasında mesafe aldık­ça, bu nisbî değişmeleri de hesapla­mak zorundadır. Bu nevi problemleri çözmenin yanı sıra arının bir görevi de diğer arılarla haberleşmeyi sağlamaktır…

Şimdi, kovandan çok uzaklarda bir çiçek özü kaynağı keşfetmiş olan izri arının kovana dönüşünü zihninizde canlandırın. Çiçeklerin mevkiini arkadaşlarına nasıl anlatmaktadır? önünde esrarlı bir dans yaparak,keşfedilen yere olan uzaklık, daim süratı ve şekli ile belirtilir. Uzak mesafe için dans yavaş, yakın için hızlı  yapılır.

Arının haberleşmedeki asıl dehası çok güzel ayarlanmış, hareketlerle verdiği istikamet malumatındadır.. Di­yelim ki izci arı hedefin güneşten 30  derecelik bir açıda olduğunu biliyor.O zaman, dikeyden otuz derecelik bir eksen etrafında dönerek sürdürür.

Şurası çok daha şaşkınlık verici ki,arı dansını yaparken güneşin o kadar gökteki yer değişimini telafi edecek şekilde rotasyon eksenini tayin eder. Üstelik bu faaliyetler arı kovanının karanlığı içersinde cereyan etmektedir.

Şimdi düşünelim, bu aciz bal arısı, böylesine zekâ ve deha isteyen bu haraketleri nasıl yapmaktadır? Ona nisbî yönler tesbit edip, dikeyden sapmayı,bulmayı kim öğretti? Böylesine zayıf bir mahluk güneşle olan açıları ve mesafeyi bulmayı nasıl öğrendi. Arı böyle zaman, mesafe, istikamet gibi mefhumları ölçüp değerlendirmeyi nasıl bilebilir? Dahili saat nereden geldi? Tek bir arı böylesine harika işleri yapmayı tesadüfen bilse bile bunları kovanın diğer elemanlarına ifade edip, onların anlamasını nasıl sağlıyor? Şayet anlattıklarımız kâfi değilse devam edelim. Ve arının çiçek kaynaklarına ulaşmak için çözmesi gereken daha kompleks seyrüsefer problemlerini göz önüne alalım. Arının hedefe ulaşmasında karşısına çıkan tabii engeller onun «köpek ayağı» denilen bir uçuş tarzı göstermesini gerektirir.

Şimdi yine çok sapa yollarda uçmuş olarak bir çiçekten dönmekte olan bir izci arıyı tasavvur edelim. Gerek kovandan ayrılırken, gerekse dönerken, o yollarda daha önce hiç uçmamış olduğu halde, ev, ağaç vs. gibi engelleriyle beraber, çıkar yolu arkadaşlarına bildirmesi, kelimenin tam manasıyla bir muvaffakiyettir. Üstelik, her nasılsa arkadaşlarına doğru trigonometrik hesaplar vermekte, diğerleri de bu bilgileri kullanarak mesafe ve engel tes-biti yapabilmekte ve aynı hedefe ulaşabilmektedirler .

Arı uçuş esnasında, havadaki harekete tekabül eden arza göre mesafeyi hesaplamalıdır. Burada durum çok kritiktir : Zira çap az bir rüzgâr hedefi saptırarak bir engele çârptırabilir. Fakat arılar tecrübeli birer dümen ciymişler gibi bu, yana itici kuvveti dengelerler.

O halde bütün bunları sağlayacak uçuş cihazları arının ince bünyesinde dercedilmiştir. Onun çok yönlü olan gözü« yüksekten doğrudan bakış kontrolü yaparak hız ölçümü yapabilir. İzafî rüzgâr hızı, göz üzerindeki hassas kıllar vasıtasıyla tefrik edilir. Sonra arının« o küçücük beyni, bu miktarları kıyaslayarak tashih edilmiş istasyon rotasını tesbit eder.

Arılar elverişsiz hava şartlarında kolayca iniş yapabilirler. Şayet yoğun ter rüzgâr esmekte ise uçuşlarına kolaybkîa son vererek belli çiçekleri talub etmek suretiyle dönerler. Fakat arılar kendilerinin mini – hava – tahmin sistemlerini kullanarak, bu kaçınılmaz duruma düşmekten korunurlar. Bunun için kovandan ayrılmadan evvel, antenleriyle rüzgâr hızım ölçerler ve şayet uçuş için emin ise yola çıkarlar.

Arılar ayrıca istifade edilebilir ışık miktarına ve mevsimine göre bir günlük uçuş planı yaparlar. Kifayetli bir çalışma için, ilk çıkış sabahın erken saatlerinde olmalıdır. Zamansız bir çıkış çalışmak için ışığın kifayetsiz olacağı demektir. İşte arılar, bu problemi gözlerini tıpkı bir fotoğrafçının ışık mekanizmasını ayarlaması gibi kullanarak çözerler. Akşamları ise uçuş zamanlaması çok daha karmaşıktır. Şayet son uçuşa çıkarken, ışık yoğunluğu sabahki ilk uçuşda olan kadarsa an kovana karanlıkta dönmek durumunda kalacaktır. Bunun için an son uçuş ışık yoğunluğunu ilk uçuştakin-den biraz daha fazla olarak hesaplamakta ve böylece hava kararmadan kovana dönebilmektedir.

İnsanoğlu son yıllarda mieromin- yatürizasyon sahasında birçok derlemeler kaydetmiştir. Bu neticelerin hemen hepsi gayet zeki, tecrübeli ve yetişmiş elemanların ortak gayretleri sonucunda elde edilmiştir. Fakat buna rağmen bal arısının küçücük beyninde planlanmış minyatür devrelerin seviyesine yaklaşılamamıştır. O halde bal arısını kim planlamıştır? Şüphesiz tonun mantıki cevabı aşikârdır.

(PLAIN TRUTÎT)

Yazar: Muhammed Ali

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.