Zekat ve Oruc’un Hikmeti

Zekat ve Oruc'un HikmetiZekat Vecibesinin Hikmeti

Doğruya ulaşmak isteyerek Şeriatımızı araştıran şu taife, zengin olan | Müslümanlara zekatın farz olduğunu öğrendiklerinde onu da pek ziyade takdir ettiler. Nasıl etmesinler ki hemcinslerine muavenet keyfiyetini din rükün­lerinden kılmanın iyilikleri ne derece âli ve ne kadar büyüktür.

Her sene fakirlere mallarının bir miktarını vermeleriyle zenginlerin in-sanlık şiarı sayılan şefkat ve merhamet eserleri görünüyor. Cimrilik rezil sı­fatından soyunuyorlar. Verdikleri az miktar karşılığında pek çok mükafat da kazanıyorlar.

Tayin buyurulan vacip miktarı verenlerin malca noksanını mucip olmadığı hâlde şu dahi farz tamamıyla ifa olunduğu takdirde acizler ve miskinler fakirlikten ve mahrumiyetten kurtulmuş olurlar ve asla zaruret eseri görmezler:

Bu ibadette, hem zarureti def etme, hem de cimriliği ve tamahkarlığı izale etme maslahatlarından ibaret şu iki büyük kazanç gayet açıktan hasıl otur. Ayrıca bununla müminin hakiki nimet verici olan Bâri Teâlâ Hazretlerine muhabbet ve iştiyakı tebeyyün eder. Çünkü Allah’ın yüce rızasını kazanmak halisane maksadıyla bittabi sevgili olması lazım gelen ve hatta canın yongası konumunda bulunan malım harcayıp dağıtıyor.

İşte bu sırra binaen, mesela hibe yoluyla zekat vecibesini savuşturma hile-i şer’iyesini aramak caiz olmaz. Çünkü hile ile zekat vecibesini savuşturmak suretinde şu mühim menfaatlerden eser kalmaz. Fakiri zenginleştirecek mal onun elinde kalmayınca ihtiyaç ve zarureti zail olmadığı gibi, zenginin malı mülkünden çıkmadığı halde cimrilik ve tamahkarlık hastalığından nefsini temizleme maslahatı da hasıl olmayacağı aşikardır.

 

Ramazan Orucunun Hikmeti

 

Şu taife, senede bir ay Müslümanlar üzerine oruç farz kılınmasının, yani ramazan ayında gündüz orucu bozan üç şeyden uzak durmanın emredil- meşinin hikmetleri ve maslahatlarına da bir miktar vâkıf olduklarında yine takdir edip beğendiler. Hakikaten Halik Teâlânın emrine itaatle nefsini ar­zularından uzak tutan oruçlu, nefis terbiyesine nail oluyor. Çünkü evvelce kendine musallat olan nefsine aklını galip kılarak onu mahkumiyetine aldı­ğında artık nefis Şeriatın haram kıldığı şeyleri yapmaktan heves ve ümidini tamamen keser.

Zira görür ki oruç vaktinde -kimsenin hukukuna tecavüz yok iken- faydalı olan yeme içmeyi ve meşru olan cinsel ilişkiyi oruçlu sırf Allah’ın emrine im­tisal maksadıyla terk ediyor. Bu halde, rızası bulunmayan bir şahsin yiyecek­lerini ve içeceklerini alması, yahut yukarıda işaret olunduğu üzere büyük kö­tülükler ve sonsuz mahzurlar doğuran zina gibi haramları işlemesi, aldı izale eden ve şerefi ihlal eden müskiratı kullanmaya cüret etmesi nasıl beklenir!

İşte orucun sair faydalan bir kenara bırakılsa bile, sadece nefis terbiyesi ve hal ıslahı faziletini semere vereceğini pek vazıh gören şu taife, mezkur seme­reyi orucun emredilmesi hususuna kafi addettiler.

Ve insaf ederek dediler ki: “Müslümanların oruç ayında bilhassa güne­şin batışından biraz önceki halleri göz önüne alındığında, ilahi emre inkıyat babında nefislerini zapt etmek iktidarının o anda onlara ihsan buyurulmuş harika bir meziyet olduğunda şüpheye meydan kalmaz. Sofralar müheyya olarak nefis yemekler ve leziz içecekler gözleri önüne konuyor. Kendileri dahi son derece iştihaile sofra başına oturuyorlar da muayyen vakit girerek ilahi izin gelmesini bekliyorlar.

Eğer bunlardan birine, özellikle de paha biçilmez takva cevherine malik olanlara bütün dünya bahşolunacak olsa dahi mezkur vakitten bir dakika ev-

vel o nefis yiyeceklerden bir zerre veya içeceklerden bir damla aldırmak kabil olamıyor**

Ecnebilerin bizi bu minval üzere sena etmelerine karşı, şekavet galebesi ve şehvet esareti hasebiyle bazı kimselerin bu bapta makul olmayan ve bekleni­lenin hilafı hallerinin ne kadar takbih ve nefsine şayan olacağı azıcık müla­haza ile anlaşılır.

Bu nimetin kadrini bilmeyip de oruç farizasını ifada lakayt ve dikkatsiz olan İslam müntesiplerinin kendilerini azim ve basiret sahibi adamlardan addetmeleri nasıl mümkün olabilir? Bunların aklı kıt, gayretsiz ve hatta mi­delerinin kölesi ve rezil şehvetlerinin esiri oldukları şüphe mi götürür? Oruç tutan bir kadın akıl mertebesinde bunlardan kat kat daha kuvvetli ve himmet ulviliğince pek yüce olup onun nefis şehametinden bunlar bir zerreye malik değillerken utanmadan kendilerini yine adam sınıfından sayıyorlar.

Orucun mühim faydalarından biri de oruçluya açlık elemi hissettirerek çoğu halleri açlık ile geçen fakirlerin ıstıraplarını mülahazaya vesile olma­sıdır. Bu mülahaza ise kalp rikkati sağlayıp sadakayı çoğaltmaya vesile olur. Servet ve refaha nail olanlar oruç tutmayacak olsalar açlık ıstırabının neden ibaret olduğunu tasavvur edemezler ki o afete müptela bulunan bir dertliye şefkat eseri gösterebilsinler. Böyle olanlara muhtaç bulunan fakirlerle yetim­lerin hali nice olur, tasavvur buyurulmalı.

 

Hüseyin Cisri – Risale-i Hamidiyye

Gelen arama terimleri:

  • orucun ve zekatın hikmetleri
  • savuşturma orucu
  • ZEKAT VE HİKMETİ

Yazar Hakkında: Muhammed Ali

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*