Temel Erdemler

3.Temel Erdemler

Fiillerin eğitilmiş teorik güçten dengeli olarak çıkmasını sağlayan huya “hikmet” denir. Fiillerin eğitilmiş pratik güç­ten mutedil olarak çıkmasını sağlayan huya “adalet” denir. Eğitilmiş şehevi güçten dengeli fiillerin çıkmasını sağlayan huya “iffet” denir. Eğitilmiş gazabi güçten dengeli fiillerin çıkmasını sağlayan huya “şecaat” denir.3 O zaman temel er­demler dediğimiz dört huy hikmet, adalet, iffet ve şecaattir.

4.Temel Erdemsizlikler

Bu dört erdemden her birinin ifrat ve tefrit taraflarına erdemsizlik denir. Mesela, teorik gücün itidali hikmettir. Onun hem ifratı olan hilekârlık hem de tefriti olan ahmaklık erdemsizliktir. Pratik gücün itidali adalettir. Onun ifrat ve tefrit uçlan yoktur. Daha doğrusu, onun zulüm dediğimiz bir tek zıddı vardır. Arzu anlamındaki şehvet gücünün itida­li iffettir. Onun hem ifratı olan fücur hem de tefriti olan sönmüşlük erdemsizliktir. Öfke anlamındaki gazap gücünün itidali yiğitliktir. Onun hem ifratı olan “tehlikeye atılma” hem de tefriti olan korkaklık erdemsizliktir.

Bu, Nasîreddin Tûsî’nin Ahlâk-ı Nâsırî kitabında ortaya koyduğu ve rabbani imam ve Hüccetülislam Ebu Hamid Muhammed Gazzâlî’nin de îhyâu Ulûmiddin kitabında aynı yöntemle bahsettiği anlatımdır.

Bununla birlikte şöyle dediler: “Adalet huyu, hikmet, if­fet ve yiğitliğin bir araya gelmesiyle oluşur. Çünkü bu üç huy toplanır, birbirine karışır ve uyumlu olursa üçünün bir­leşiminden faziletlerin yetkinlik ve tamamı olan ve adalet diye adlandırılan benzer bir hâl meydana gelir.” Nakledilen söz bitti.

Fakat adalet bu üç güçten meydana gelmiş bir birleşik olunca onu huy kısımları içinde müstakil ve üç kısma karşı­lık gelen bir kısım saymanın makbul olmadığı gizli değildir. Çünkü bölünende ve kısımlarda birlik kaydının dikkate alınması meşhurdur. Üç kısmı toplayıp bir kısım daha var­saymak uygun değildir. Mesela, kelimeyi isim, fiil ve harfe ayırdıktan sonra bu üç kısmı başka bir kısım olarak düşü­nüp kelime kısımlarının toplamının dört olduğunu söylemek caiz değildir.

5.Nefsin Güçlerine Göre Temel Erdemler

Öyleyse en uygunu, temel erdemler ve güzel huyları üç kısımla sınırlayıp bölümlemeyi bu şekilde yapmaktır. Çünkü insanda üç güç vardır. Bu üç güce üç nefis de denir.

Melekî nefis: Akledilirleri ve idrak edilenleri idrak ve temyiz eden güçtür.

Yırtıcı nefis: Öfke, atılganlık, intikam, egemenlik arzu­su, kibirlenme, şöhret ve üstünlük kurma ilkesi olan güçtür.

Hayvani nefis: Lezzet ve haz talebinin ilkesi ve yiyecek, içecek ve karşı cinsi elde etme vasıtası olan güçtür.

O zaman temel erdemler de bu üç güce göre üç tanedir.

1) Melekî Nefsin İtidal, İfrat ve Tefriti

Hikmet: Melekî güç itidal derecesinde tasarrufta bulu­nup ifrat ve tefrite meyletmezse buna hikmet denir.

Hilekârlık: Eğer ifrat olursa ona hilekârlık denir. Bu er­demsizliktir. Akıl gücünün hile, sahtekârlık, komiklik ve soy­tarılıkta acayip şeyler icat etmek için kullanılması böyledir.

Ahmaklık: Tefriti olan ahmaklık, hakikatleri idrak ve akledilirleri temyiz etmekten aciz olmak ve iyi fiilleri kötü fiillerden ayırt edememektir.

2) Yırtıcı Nefsin İtidal, İfrat ve Tefriti

Yiğitlik: Yırtıcı nefis dengeli tasarrufta bulunursa yiğitlik huyu meydana gelir.

Tehlikelere atılma: Bu gücün ifratı tehlikelere atılmaktır. İnsanın kendisini faydasız yere tehlikelere atması, direnmenin imkân ve kudret sınırını aştığı düşmanla karşı karşıya gelip kendisini helake sürüklemesi veya zarara sokmasıdır.

Korkaklık: Bu gücün tefriti korkaklıktır. Sabır ve seba­tın aklen güzel görüldüğü, karşı koyma ve savaşmanın övül­düğü yerlerde iğrenç bir şekilde kaygılanmak, korkmak, ge­reksiz yere yenilgi duygusuna kapılıp kaçmak ve kadınsı er­kekler gibi davranmaktır.

3) Hayvani Nefsin İtidal, İfrat ve Tefriti

İffet: Hayvani nefsin itidali iffet olup din ve aklın cevaz verip güzel gördüğü yiyecek, içecek ve karşı cinsten dengeli şekilde yararlanmak ve işlemde bulunmaktır.

Fücur: Bu gücün ifratı fücur olup din ve akıl dairesinin dışına çıkmak, haram ve mekruh işleri yapmak, fuhuş ve çirkinliklerden yararlanıp zevk almaktır.

Sönmüşlük: Bu gücün tefriti sönmüşlüktür. Sönmüşlük, mubah arzuları tamamen terk edip ya bedenin helakine ya da neslin tükenmesine sebep olup “Evlenin, çoğalın; ben ümmetler içinde düşük çocuk bile olsa sizin çokluğunuzla övüneceğim.”(Heysemi) hadis-i şerifine aykırı hareket etmektir.

4) Adalet ve Zulüm

Bu üç erdem bir kişide ilahî yardım ve sonsuz mutluluk sayesinde toplanır ve mutluluk yıldızı bu üçünün bir araya gelmesiyle en yüksek noktada parıldarsa o kişi adil olur. Bu üç erdemin toplamına adalet denir. Adaletin zıddı zulüm­dür. Zulüm ve haksızlık bu üç erdemden birinin yok olma­sıyla gerçekleşir. Bu üç erdemin alt dalları vardır. İnşallah açıklanacaktır.

Bütün insanlarda bulunan her erdem ya, bu üç erdem­den birisidir ya da onların dalıdır. Bunlar, bütün insan fert­lerinin iftihar ve sevinç kaynağıdır. Hatta nesliyle iftihar eden kimse de atalarında bu sıfatlara sahip kimselerin ol­masıyla övünür.

Üç erdemden birinin hikmet olduğunu söylemiştik. Bu hikmet, “haricî varlıkları insan gücünün yettiği ölçüde bil­mek” şeklinde tanımladığımız hikmet değildir. Bu, pratik felsefe manasındaki hikmet de değildir. Bilakis bu, hikmet lafzının üçüncü manasıdır.

Bu incelik bilinince burada sorulan soruya verilecek cevap açıklığa kavuşur. Soru şudur: “Hikmet bizzat nazari  hikmet ve amelî hikmet diye ikiye ayrıldı. Amelî hikmet de ahlâk ilmi, ev idaresi ilmi ve devlet yönetimi ilmi şeklinde kısımlara ayrıldı. O zaman ahlâkın da hikmet, iffet ve şecaate ayrılması nasıl doğru olur? Zira hikmet yine kendisinin kısmı olup şeyin kendisine ve başkalarına bölünmesi gere­kir.” Bu huylara ait bir kısım olan hikmetin o kısımlara ay­rılan hikmet değil, başka bir hikmet olduğu anlaşılınca şe­yin kendisine ve başkasına bölünmesi gerekmez. Böylece soru tamamen ortadan kalkar.

2.Bap: Temel Erdemlerin Altında Yer Alan Alt Er­demler

Her ne kadar söz konusu erdem cinslerinin altında yer alan türler sayısız ve kitabın kapasitesinin dışında olsa da biz önceki fazıllara uyarak meşhur erdem türlerini anmakla ye­tindik.

1. Hikmetin Alt Erdemleri

Hikmet erdeminin altında yer alan türler yedi tanedir: Birincisi zekâ, İkincisi çabuk anlama, üçüncüsü zihin açıklı­ğı, dördüncüsü kolay öğrenme, beşincisi güzel düşünme, altıncısı ezberleme ve yedincisi hatırlamadır.

1) Zekâ: Öncüllerden kolayca sonuç çıkarmayı ve delil­lerden amaçlara ulaşmayı sağlayan bir melekedir. Bu mele­ke, sonuç verici öncüllerden netice çıkarmada sürekli meş­gul olmakla kazanılır.

2) Çabuk anlama: Lazımlardan melzumlara, önermeden ters döndürme ve düz döndürmesine durmaksızın geçişi sağlayan bir melekedir. Zekâ ile çabuk anlama arasındaki fark, zekânın düşünmede olması, düşünmenin bilinen konu­ları sıralayıp bir bilinmeze taşınması olmasına karşılık, ça­buk anlamanın düşünmede olmayıp lazımdan melzuma ve önermeden ters döndürme ve düz döndürmeye geçişin – düşünmede olmaması sebebiyle- başkasında olmasıdır. Nite­kim bu, ölçü ilminde araştırılmıştır.

3) Zihin açıklığı: Sayesinde nefsin sarsılmadan ve ka­rışmadan amaçlan çıkarmaya hazır olmasıdır,

4) Kolay öğrenme: Nefiste değişik düşünceler engelleme­den tamamen amaca doğru yönelip onu elde etmesi için bir keskinlik ve hızlılık meydana gelmesini sağlayan melekedir.

5) Güzel düşünme: Nefsin konulan araştırma ve ortaya çıkarmada her maddeye uygun olan derece ve miktarı koru­yup gözetmesini sağlayan melekedir. Ne zorunlu olan nes­neyi terk ve ihmal eder ne de etkisi olmayan nesneyi alıp kullanır.

6) Ezberleme: Nefsin aklettiği ve elde ettiği akledilir ve tahayyül edilir suretleri gerektiği gibi ezberlemesini sağla­yan melekedir.

7) Hatırlama: Nefsin ezberlediği şeyleri istediği zaman hatırlayıp ifade etmesini sağlayan melekedir.

Hikmet erdeminin alt türleri bunlardan ibaret olup açıklanmıştır.

2.Yiğitliğin Alt Erdemleri

Yiğitlik erdemi altında on bir tür vardır. Birincisi yüce ruhluluk, İkincisi cesaret, üçüncüsü yüksek gayelilik, dördün­cüsü sebat, beşincisi yumuşak huyluluk, altıncısı soğukkanlı­lık, yedincisi şehamet, sekizincisi tahammül, dokuzuncusu tevazu, onuncusu hamiyet, on birincisi yumuşak kalpliliktir.5

1) Yüce ruhluluk: Kişinin üstünlük ve alçaklığa önem vermemesi, fakirlik, zenginlik, rahatlık ve sıkıntıya iltifat etmemesi, bilakis insanların övgü ve yergisini bir tutması, toplulukların ret ve kabulüne eşit yaklaşması, uygun ve uy­gunsuz her işe tahammül edebilmesi, şartların değişmesi ve tehlikeli durumlar görmesi hâlinde kendisinden himmet köşkünü lekeleyecek davranışların ortaya çıkmamasıdır. Bu, kokularını irade yolunun çevik yolcularından başkasının koklayamadığı ve yüksek tepelerine aşk mertebesi pakla­rından başkasının çıkamadığı büyük bir makam ve yüce bir huydur. Nitekim şöyle demişlerdir:

Can ve bedenden vazgeçmen

Kendin ile dolman gerekir

Her adımda bin bağ eklenir

Bağları tez kırman gerekir

Avam insanların övgü ve yergisinin yüksek amaçlara talip olanlar katında bir olması gerekir. Nitekim Hâce Attar şöyle demiştir:

Övülmen ve yerilmen fark ediyorsa

O zaman put yapan putçu olursun(Attar,Mantıkut Tayr)

2) Cesaret: Nefsin korkunç durumlarda ve büyük hadi­seler meydana geldiğinde sabır, sebat ve tahammül edebil­mesi, kaygı ve korkunun etkisiyle kendisinden uygunsuz iş­lerin ortaya çıkmamasıdır.

3) Yüksek gayelilik: Nefsin hakiki güzelliği ve zati yet­kinliği istemede düşünce amacının yüksek ve terakki mahal-inin yüce olması, bu dünyanın ululuk, makam, mutluluk ve mutsuzluğunun dikkate alınmaması, yükselişe rıza göster­memesi, zillete kızmaması ve hatta ölüm acılığını yutmak­tan nefret edip sarsılmamasıdır. Nitekim güzel huylu ve yüksek gayeli insanlar: “Biz ölüm sarhoşu divaneleriz.” der­lerdi. Bazı âşık fazıllar şöyle nazm etmişlerdir:

Ölüm gelince ondan korkacak değilim

O yarı benim için bu yarıdan iyidir

Sade bir canım var Allah yergisi

Vakti geldiğinde onu teslim ederim

4) Sebat: Kişinin yetkinlik arayışı yolunda etkilenip ürk- memesi ve boyun eğip kırılmaması için bu yolun zorluklarına sabretmesini ve musibetlerine katlanmasını sağlayan huydur.

Sebatımdan bu nükte hoşuma gitti zulme rağmen

Talep ayağımı semtine koymaktan vazgeçmem

5) Yumuşak huyluluk: Huzur, kararlılık, sarsılmazlık ve ihtiyaçsızlığın insani nefse, kızgınlık ve öfke fırtınalarının etkisiyle sarsılmadan gelmesidir.

İnsan toz yumrusu ve ömür şiddetli fırtına ise de

Her rüzgârda titremeyi bırak dağ gibi sağlam dur10

6) Soğukkanlılık: Din ve şeriat korusunu himaye etmek ve mahremiyet dairesini gözetmek için yapılan savaş ve kavgalarda hafiflik göstermeyip aşağılık düşmana alay ko­nusu ve karalayanlara malzeme olmamaktır.

Âdeme seng ile gelir hürmet

Merd-i bî-senge olmaya kıymet

7) Şehamet: Nefsin üstün işleri yapma ve yüksek mer­tebeleri kazanmaya hırslı olup güzel anılmayı hak etmesi ve bol mükâfata ulaşmasıdır.

8) Tahammül: Birçok fazileti ve övülen özelliği kazan­mada bedenin güç ve organlarını tamamen kullanarak yıp­ratmasıdır.

9) Tevazu: Nefsin makam ve yükseklikte kendisinden aşağıda olanlara tepeden bakmaması ve kendisinin onlar­dan üstün olduğunu iddia etmemesidir. Zira kendisinde bu­lunan makam ve üstünlük yalnızca Hakk’ın vergisidir; kendi etkisi mutlak yokluktur. Bu düşünceyle gösterilen tevazu övülür. Bundan dolayı bu, büyüklerin ve ileri gelenlerin tevazuundan daha güzeldir. Ama bir yaran elde etmek ve za- ran uzaklaştırmak için alçalmaya tevazu değil, alçaklık de­nir. Dilenciler ve tamahkârların alçalması böyledir.

Tevazu başı dik olanlarda olursa iyidir

Dilencinin tevazusu zaten onun huyudur“

10) Hamiyet: Din korusunu himaye etmek, kendi hare­mini korumak ve hürmette gevşeklik ve ihmalkârlık göstermeyip en yüksek kapasiteyle çalışmak ve yeterlilik gös­termektir.

11) Yumuşak kalplilik: Kişinin, türünün fertlerine do­kunan acı ve sıkıntıdan dolayı etkilenip üzülmesidir. Bunu yaparken söz ve eylemlerinde sarsıntı ve bozulmanın mey­dana gelmemesi, bilakis kendisini türünün fertlerine sadece iyilik ve ihsanda bulunmaya adaması şarttır.

Yiğitlik kapsamına giren alt erdemler böylece tamam­landı.

3.İffetin Alt Erdemleri

İffet kapsamına giren alt erdemler on iki tanedir. Birin­cisi hayâ, İkincisi nezaket, üçüncüsü güzel yöneliş, dördün­cüsü barışçıl olma, beşincisi sükûnet, altıncısı sabır, yedincisi kanaat, sekizincisi vakar, dokuzuncusu takva, onuncusu intizam, on birincisi hürriyet, on İkincisi cömertliktir.

1) Hayâ: Nefsin çirkin bir iş yaptığını fark ettiği zaman yerilmeyi hak edecek duruma düşmemek için büzülüp içine kapanmasıdır.

2) Nezaket: Nefsin din açısından gerekli işlere boyun eğip itaat etmesidir. Buna demaset de denir.

3) Güzel yöneliş: Nefsin kendisini güzel huylar ile süs­lemeye rağbet etmesidir.

4) Barışçıl olma: Farklı görüşler çarpıştığı ve aykırı is­tekler karşı karşıya geldiği zaman nefsin sert tutumu bıra­kıp kibarlık ve uzlaşmayı tercih etmesidir.

5) Sükûnet: Şehvet harekete geçtiği anda nefsin sakin olup seçim dizginini kendi elinde tutmasıdır.

6) Sabır: Nefsin kendisinden zillet ve rezalete düşüren çirkin zevklerin ortaya çıkmaması ve kendisini kaplamaması için arzuya meyletmeyip arzu sebeplerine karşı koyabilmesi­dir. Sabır iki çeşittir: Birisi günah ve hatalara karşı sabırdır. Yani nefs-i emmare ve hilekâr şeytanlar günahlara davet et­tiğinde onun sabır ve takva gücü ile def edip doğru yoldan çıkmamasıdır. Burada tarif edilen sabır budur. İkinci tür sa­bır, bela ve musibetlere karşı sabırdır.*Yani bela, musibet, sıkıntı ve ayrılık gibi nefse çirkin görünen şeyler başa geldi­ğinde nahoş bir şekilde sabırsızlanmayıp tahammül etmektir. Sabır halk arasında genellikle bu manada kullanılır. İki tür sabır da makbul ve methedilir, daha doğrusu vaciptir.

7) Kanaat: Nefsin yiyecek, içecek ve giyecek gibi ihtiyaç maddelerini kullanırken zararı önleyen ve zarureti gideren az miktarda şey ile yetinip daha fazlasını istememesidir. Bu yetinme, mal toplamak ve biriktirmek için değil, gönüllü olarak fani zevkleri küçümsemek için olmalıdır. Nitekim kimi tacirlerde olduğu gibi bazı rezil insanlar en az geçimli­ğe kanaat edip bol miktarda mal biriktirirler. Bu haslet ka­naat değil, cimriliktir. Bu, fazilet olan ve akıl ve din tarafın­dan övülen birincisinin aksine rezilettir ve akıl ve din tara­fından reddedilmiştir.

8) Vakar: Nefsin, amaçlara ulaşma ve sonuçlan istemeye kesin olarak karar verdiğinde kazanma fırsatını kaçırmaya sebep olmamak şartıyla sükûnet ve teenni ile hareket edip uygunsuz sürat ve acelecilikten tam olarak kaçınmasıdır.

9) Takva: Nefsin iyi işlere devam edip güzel fiillerden ayrılmaması, kendisine kusur ve gevşekliğin ilişmesinden kaçınmasıdır.

ıo) İntizam: Nefsin gerekli işler ve uygun maslahatlar­da münasip düzen ve takdiri sağlamayı meleke hâline ge­tirmesidir.

11) Hürriyet: Nefsin malı güzel yollardan kazanıp iyi amaçlar uğrunda harcayabilmesi ve kötü yollardan kazanıp Çirkin alanlarda harcamaktan kaçınabilmesidir.

12) Cömertlik: Mal verip infak etmenin nefse kolay gel­mesidir. Layık ve vacip olan miktarı uygun yere zahmet çek­meden harcamak ve ulaştırmaktır. Cömertlik sıfatının hem din hem akıl nazarında en üstün fazilet ve en güzel hasletlerden biri olduğu aşikârdır. Cömertleri öven birçok Kur’an ayeti ve Peygamber hadisi vardır. Cömertliği yeterince övebilmek için müstakil bir kitap yazmak gerekir. Cömertliğin de kendi içinde birçok alt erdemi vardır. Burada sözü açmak gerekirdi, ama Hâce Nasîr bu kadarıyla yetindiği için biz de ona uyduk.

Cömertliğin altında yer alan erdem çeşitleri sekiz temel­dir. Birincisi kerem, İkincisi diğerkâmlık, üçüncüsü af, dör­düncüsü mürüvvet, beşincisi asalet, altıncısı paylaşım, yedincisi bağışlama, sekizincisi feragattir.15

Kerem: Yararı genel ve faydası tam olan işlerde masla­hat gerektirdiğinde bol miktarda mal vermenin nefse kolay gelmesidir.

Diğerkâmlık: Kişinin mal ve sebeplerine kendisi muh­taç iken başkasının muhtaç olduğunu görünce ona vermesi, onun için harcaması ve kendisinin sabretmesidir. Bu büyük bir erdemdir. Bu huyu övmek için “Özellikle ihtiyaçları ol­duğu hâlde onları kendilerine tercih ederler.”16 ayet-i keri­mesi inmiştir.

Af: Kişinin intikama ve ceza ile karşılık vermeye gücü yettiği hâlde bunu terk etmesidir. Eğer iyilikle karşılık ve­rirse bu daha güzeldir. Nitekim şöyle demişlerdir:

Kötülüğe kötülükle karşılık vermek kolaydır

Eğer adamsan sana kötülük edene iyilik yap17

Mürüvvet: Kişinin başkasına gerektiğinden fazlasını verip ihsan ile süslenmesi ve başkasına yararlı olmayı niyet ve gayret zimmetinde görmesidir.

[Asalet: Nefsin beğenilen fiillere bağlılık ve övülen dav­ranışın devamlılığından sevinç duymasıdır.]18

Paylaşım: Kişinin dostlarına ve kardeşlerine önemli şeyler, fırsatlar, geçimlikler ve maslahatlarda yardım edip destek vermesi, mal ve sebepleri onlarla paylaşmasıdır.

Bağışlama: Verilmesi gerekli ve zorunlu olmayan şeyle­ri güzel rıza ve saf kalp ile vermektir.

Feragat: Kişinin terki gerekli ve zorunlu olmayan şeyleri başkasının yararı ve iyiliği için kendi rızasıyla terk etmesidir.

4.Adaletin Alt Erdemleri

Adalet altında yer cilan erdem türleri on iki tanedir. Bi­rincisi dostluk, İkincisi birlik, üçüncüsü vefa, dördüncüsü şefkat, beşincisi sılayırahim, altıncısı mükâfat, yedincisi iyi ilişki, sekizincisi güzel yargı, dokuzuncusu sevimlilik, onuncusu teslimiyet, on birincisi tevekkül, on İkincisi ibadettir.

1) Dostluk: Dost ve arkadaşın bütün istirahat sebeple­rinin hazırlanıp düzenlenmesine yol açan gerçek sevgidir. Ayrılık ve ikilik hükümlerinin kaldırılabilecek yerlerde kal­dırılıp nefsin kaçındığı her zarardan arkadaşın da uzak tu­tulması ve nefsin istediği her sevincin arkadaşa da ulaştı­rılması gerekir.

2) Birlik: Bir topluluğun dinî ve dünyevi konularda dü­şünce, görüş ve inanç birliği içinde olmaları ve uyuşmalarıdır.

3) Vefa: Yardımlaşma ve destekleme yoluna girmek ve bu yöntemi çiğnemeyi hata kabul etmektir. Bazıları vefayı sözünde durmak ve hukuku uygulamak olarak yorumlamış­lardır.

4) Şefkat: Kişinin türün fertlerine dokunan uygunsuz hâllerden nefret etmesi, onlara erişen acılardan dolayı etki­lenip acı çekmesi ve onları ortadan kaldırmak için yüksek çaba göstermesidir.

5) Sılayırahim: Akraba ve aşireti en yüksek düzeyde gö­zetip memnun etmeye çalışmak, mal verme ve yüzlerini gör­mede gereğini yapmaya riayet etmektir. En iyi şekilde ko­nulmuş ve en güzel huyların gözetilmesi için vaz edilmiş olan Şeriat-i Muhammedi, bu huyun tam itina ile gözetilmesini ih­tiva etmektedir. Hatta risaletin hamisi ve son peygamberlik makamı, “Ben putları kırmak ve akrabalık bağlarını kurmak için gönderildim.”19 diye buyurmuştur. Sılayırahim konusun­da Hazret-ı Peygamber’den birçok tavsiye nakledilmiştir,

6) Mükâfat: Nefsin başkasından ihsan geldiğinde karşı­lık olarak daha çok ihsan ve iyilikte bulunmayı meleke hâli­ne getirmesidir.

7) İyi ilişki: Karşılıklı ilişki ve muhalefet olduğunda bü­tün tarafların ve ortakların beğeneceği şekilde insaflı ve dengeli davranmaktır.

8) Güzel yargı: Kardeşlerin, dostların ve insan türünün diğer fertlerinin haklarını en güzel yargılamayla verip min­net ve pişmanlık duymamaktır.

9) Sevimlilik: Faziletli ve iyi akranlara gerçek sevgi gösterip mal vererek sevgilerini kazanmaktır.

ıo) Teslimiyet: İlahî şeriatlar ve nebevi kanunlarda ge­len yükümlülük ve hükümleri, İslam’ın din imamları ve mürşit rehberler tarafından ortaya konan usul ve merasim­leri insan tabiatının gereğine aykırı bile olsa güler yüzlü ve gönül hoşnutluğuyla kabul edip almaktır.

11) Tevekkül: Beşerî kudret dairesini aşan ve değişti­rilmesi imkânsız olan İlahî işler ve rabbani takdirlerde fay­dasız ıstırabı bir tarafa atıp İlahî lütfa havale ederek gü­venmek ve dayanmaktır.

Verilene razı ol alnındaki kırışıklığı düzelt

Bana ve sana seçim kapısı açık değildir20

Beyit:

Herkes başına gelecek için tedbir alırken

Biz ne güzel vekil diyerek rıza gösterdik21

12) İbadet: Kerem ve cömertlik hazînelerinden varlığı bahşettikten sonra açık ve gizli nimet türleri, iç ve dış ihsan çeşitleri ile varlık mülkünü mamur eden Cenabı Halde’a hizmet ve itaat için çalışman ve gevşeklik göstermemendir. Peygamberler, melekler ve temiz kullardan oluşan Hak der­gâhının yakınlarına salavat ve teslimat ile yaklaşıp şeriata uyman, emir ve yasaklarını kabul edip uygulamandır. Bu erdemin tamamlayıcısı, mükellefin en iyi vasfı ve en güzel huyu olan ve kulun Allah’ın yasakladığı her şeyden sakınıp kaçınması anlamına gelen takvadır.

İşte bunlar, Nasîreddin Tûsî ve diğer ahlâkçıların ahlâk kitaplarında ve pratik felsefe risalelerinde söyledikleri ve birbiriyle birleşmesinden yenilerinin meydana geldiğini be­lirttikleri erdem türleridir. Birleşik erdemlerden bazısı be­lirli bir isim ile adlandırılmışken bazısı adlandırılmadan kalmıştır.

Tembih ve Ek

Akıllı ve zeki kimse, sözü edilen konu, tarif ve ayrıntı­ların soru ve tartışmaya açık olduğunu bilir. Mesela, zekâ ve çabuk anlama, açıkça hikmetin sebepleri yani bizzat hikmet olmadığı hâlde hikmetin kısımlarından sayılmıştır. Çünkü hikmet, ne ifrat ne tefrit olup akleden gücün itidal derece­sinde dengelenmiş hâline denir. Buna göre zekâ ve çabuk kavramanın hikmetin kısımlarından olması imkânsızdır. Fakat maksat, fazilet türlerine dikkat çekmek, onları açık­lamak ve huyları edinmeye teşvik ve yardım etmektir. Tam manasıyla yararlı olması için derin tetkik ve tashihten kaçı­nıp yeni öğrencilerin kavrayışına yakın ve avamın idrakine uygun konular ile açıkladılar. Yüce Allah daha iyi bilir ve daha doğru hüküm verir.

Devamı için bknz:

2. https://ilimcephesi.com/erdemlerin-ziddi-olan-erdemsizlikler/

 

Muhammed Ali

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir