Tasavvuf ve İslam

Tasavvuf ve İslamTasavvufa gelince; doğrusunu söylemek gerekirse onu, tek başına bağımsız bir gelenek olmayıp Islâm’ın belli bir parçasını oluşturduğu için, Hinduizm ve Budizm gibi diğer bütüncül geleneklerle aynı kategoriye yerleştirmemeli. Bir gelenek olarak Hristiyanlık veya Budizm’den söz edildiği gibi Islâm’dan da söz edilebilir; ama tasavvuf, İslam geleneğinin yalnızca bir boyutu olarak ele alınmalıdır. Bu açık nokta üzerinde de durmak ve emek harcamak gerekiyor; çünkü, bugün çoğunlukla belli merkezlerde tasavvuf, belli etkilenimlerin sonucu olarak parçası bulunduğu İslâmî alandan uzaklaştırılmakta ve sonra da diğer Doğu ya da Batı gelenekleriyle yan yana konarak tartışılmaktadır.

Tasavvuf, İslâm ağacının çiçekleri ya da bir diğer anlamda bu ağacın özü gibidir. Veya, İslâm geleneğinin tacındaki mücevher de denilebilir tasavvufa. Fakat nasıl bir imge kullanılırsa kullanılsın, yine, parçası bulunduğu İslâmî yapısının dışına çıkarıldığında tasavvufun bütü­nüyle anlatılamayacağı ve yöntemlerinin de, kuşkusuz etkili biçimde -siz isterseniz ‘hiç’ deyin- kullanılamayacağı gerçeği inkâr edilemeyecektir. Bunun yanı sıra, iç boyutu bir yana bırakılarak, İslâm geleneğinin bütünlüğü ve oldukça zengin manevî imkânları konusunda adil bir yargıda da bulunulamaz.Bu bakımdan, tasavvuftan söz ederken, aynı zamanda en iç ve evrensel yönüyle İslâm geleneğinin bizzat kendisinden söz etmiş olacağız.

Seyyid Hüseyin Nasr,İslam ve Modern İnsanın Çıkmazı

Yazar Hakkında: Muhammed Ali

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*