Nizâm-ı Âlem İçin Kardeş Katli Meselesi

  Kânûnnâme-i Âli Osman’ın herhalde üzerinde pek çok münâkaşalar yapılan en meşhur maddesi(45) «ve her kimesneye evlâdımdan saltanat müyesser ola, karındaşların nizâm-ı âlem içün kati itmek münâsibdir. Ekser-i ulemâ dahi tecviz itmişdir. Anınla âmil olalar» (BV, vr. 281b) sözleriyle ifade edilenidir. Saltanatın intikali hususunda kesin bir kaide olmayan Osmalılılar’da(46) tahta cülûs ya vasiyetle, ya da […]

Avrupalı Seyyahların Gözünden Osmanlıda Temizlik ve Sağlık

  Temizlik 1610 yılında lngiliz seyyah George Sandys, “Onların hamamları camilerinden sonra en mükemmel binalardır”(41) diyerek Osmanlı toplumunda vücut temizliğine ve sağlığa verilen öne mi belirtir. 1551’de Nicolas de Nicolay hamamların mimari yapısı üzerine gözlemlerini anlatır: “lstanbul’da ve Yunanistan’da, Asya’da ve Afrika’da bütün lslam şehirlerinde çok sayıda gayet güzel hamamlar bulunur. Özel olduğu gibi halka […]

Avrupalı Seyyahların Gözünden Osmanlıda Sosyal Yardımlaşma ve Hayırseverlik

Sosyal Yardımlaşma ve Hayırseverlik Osmanlı toplumunda hayırseverlik dini bir temele dayanmakla beraber aynı zamanda sosyal yardımlaşmaya bağlı geleneklerin ve kuruluşların özünü oluştururdu. Kuran’da hayır yapmak ve sadaka vermek emrolunduğundan toplumda zenginlerden fakirlere kadar herkesin hayır yaptığı görülürdü. 1620’de bu konuda gözlemlerini değerlendiren Fransız aydın Michel Baudier, “Hıristiyan dünyası içinde yaşayanlar ancak Türklerden sadakanın nasıl verileceğini […]

Matbaa Osmanlı’ya Ne Zaman Geldi?

…Yazımız iki ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde Islam dünyasındaki hoca merkezli eğitim metodunun, batıdaki kitap merkezli eğitim metoduna olan üstünlüğü anlatılıyor, böylece niçin Osmanlı Devleti’nde matbaaya ihtiyaç duyulmadığı daha iyi anlaşılacaktır. Ikinci bölümde ise birkaç alt bölüme yer verdik. Bu bölümde matbaanın ulema, yani alimlerden ötürü geciktiğine yönelik iddiaya günümüz kitaplarından, hatta 18. ve 17. […]

Kirli bir Tezgah: 31 Mart

‘ Şüphesiz “vaat edilmiş” topraklara kavuşabilmek için, Meşrutiyet’in ilan edilmesinin tek başına bir anlamı yoktu. Üst Aklın asıl hedefi, Sultan Abdülhamid iktidarının tamamen yıkılmasıydı. “Hürriyet,eşitlik, kardeşlik” mücadelesinin arkasındaki gerçek plan, ancak böyle tamamlanmış olacaktı. Her ne kadar II. Meşrutiyet ile birlikte ‘parla­menter’ sisteme geçilmişse de, iktidarı tekelinde bulunduran ve üm­metin birliğini sağlayan halife/padişah, hâlâ devletin […]

‘2.Meşruiyet’Darbe mi, Devrim mi?

Cumhuriyet rejiminin temel felsefesini oluşturan İkinci Meşrutiyet dönemi, üzerinden bir asırdan fazla zaman geçmiş olmasına rağmen, bugün hâlâ tartışma konusu olmaya devam ediyor. Zira bu dönem kimine göre “demokrasinin” başlangıç tarihi, kimine göre ise, darbe yoluyla iktidarın el değiştirme süreciydi. Sanırım bu tartışma­lara bir nokta koyabilmek için, Meşrutiyetin ilanına giden dönemeç­te yaşanan olayları incelemek gerekiyor. […]

Üst Aklın Siyonist Şakirdleri – Alliance Israelıte Unıverselle

…. İlk Paralel Örgütlenme Kabul etmek gerekir ki, Osmanlı İmparatorluğunda devlet kadro­larının teslim edilebileceği yetişmiş insan sayısı azdı. Bu nedenle dev­leti yönetenler, bu adam yokluğunda pek çok gayrimüslim ve Yahudi dönmelerini bürokrasinin önemli kademelerinde görevlendirmek zorunda kalmıştı. Elbette devlet, birçok Müslüman öğrenci ve bürok­ratı Avrupa’ya göndererek, bu yetişmiş eleman açığını kapatmak için çeşitli çalışmalar yürütüyordu. […]