Adaletsiz takvâ mümkün müdür?

Din ile hayatı birbirinden ayrı düşünmenin sekülerlere mahsus bir tutum olduğu zannedilir. Halbuki, aynı şeyi yapan garip ve epeyce yaygın bir ‘dindarlık’ türü de mevcut. Bu garip dindarlık tasavvuru ‘ibadetler’e dönük bir vurguyla öne çıkarken, bu ibadetlerle gündelik hayat arasında bir tutarlığın izini sürmeyi ihmal eder, dolayısıyla gündelik hayatı sözümona kendi akışına bırakır. Namazını kıldığı […]

Elde var sonsuz” diyebilmek için…

Modern zamanların belki en büyük ve en kuşatıcı musibeti, ‘arzuların ihtiyaca dönüşmesi’ gerçeğidir. Arzuların ‘olmazsa mutlu olmam’ derecesinde insanların gönüllerine ve zihinlerine yer ettiği bir zeminde, gerçekte zarurî olmayan şeyler dahi insan için ‘zarurî ihtiyaç’ haline gelir; bu ise insanı bitmek bilmez bir ‘uyandırılmış arzular’ girdabında, bir dipsiz kuyuda boğar, öldürür. Hz. Peygamber’in (a.s.m.) hadislerinden öğrendiğimiz […]

Risale-i Nur İslami geleneğin savunucusu..

Risale-i Nur İslami geleneğin savunucusu, taşıyıcısı ve yeniden üreticisidir Röportaj: Şener Boztaş (Alternatif Bakış-TV 111) Risale-i Nur’un İslami gelenek içerisinde, İslami mirasla ilişkisini konuşalım. Gelenekten bir kopuşu temsil eder mi etmez mi bu yönde bir tartışma var. Risale-i Nur gelenekçi midir, modernist midir? Ve Bediüzzaman’ın bir ifadesine dayanarak Nur Talebelerinin Risaleden başka kitap okumamaları yönündeki […]

Değişen paradigmalar ve Risale-i Nur

Metin Karabaşoğlu 07.02.2011 İman-küfür mücadelesinde yeni bir dönemecin içindeyiz. Küfür ile iman arasındaki mücadele yeni bir aşamaya giriyor ve yeni bir çehre kazanıyor. Bu dönüşümü doğru okumak ve bu okuma dâhilinde doğru bir mücahede sergilemek, ehl-i dinin boynuna borçtur. Bu süreci doğru okumayıp “kurdu gövdenin içine alarak” içselleştirmek de büyük vebaldir. Bediüzzaman Said Nursî, Risale-i […]

Dünya Ahiretin Tarlası

Herşeyin O’ndan bi­linip O’na tevdi edilmediği bir hayat tasavvurunda; bu dün­yanın ahiretin tarlası bir fidanlık ve bir dâr-ı imtihan olarak görülmediği tek hayatlı bir dünya tasavvurunda, sevdiği her­şey geçici hazlara karşılık kalıcı acılar yükler insana. Baharı görür, sonbaharı düşünür. Oynaşan yavru kediyi görür, ölüp gideceği günü düşünür. Gençliğine bakar, kabre konulacağı gün aklına gelir. Çocuğuna […]

Tebbet Suresini Okurken..

Ebu Leheb, Muhammed-i Arabi’yi ‘Resulullah’ olarak tanımamış; atalar dinini, ‘İnsanlar ne der?’i, ‘Koskoca amca küçük yeğenine mi tâbi olacak?’ kuruntusunu aşamamıştı; nefsimiz de, çağı, toplumu, göreneği sünnet-i seniyyenın karşısına çıkarıp. bizi Resul’ün izinde olmadığımız bir hayata sürüklemeye çalışıyor. Bu bakımdan, Leheb sûresini her okuyuşumuzda, her Ebu Leheb’in ”elleri kurusun; kurudu da” deyişimizde şöyle bir ürpermemiz gerekiyor. […]

Sığınırım Rabbine Nas’ın

Nasr sûresi, ilkönce, bizi ‘insanların Rabbine sığınmaya çağırmaktadır. Rabbe sığınma… Çünkü, şu kainatta en açık,en berrak ve en bariz biçimde görünen tecelli, rububiyettir.Her bir şey, eşsiz bir düzen içinde terbiye ve idare edilmekte ve küçücük zerrelerden koskoca güneşlere kadar herşey bir tertib ve tanzim içinde tutulmakta; en küçük sinekten en büyük balinaya kadar her canlının […]