Ucundan tutuyoruz her şeyin.

Ucundan tutuyoruz her şeyin. İlgilerimiz samimiyetsiz, yapay, sahici olmaktan uzak… Konaklamıyoruz hiçbir yerde, hiçbir meselede, hiçbir soruda; hep gelip geçecek şeylerin peşindeyiz. Kök salmıyoruz, toprakla ünsiyet kurmuyoruz, bir yere ait olmamak için didinip duruyoruz adeta. hiçbir esaslı tedbir almıyoruz, esen her rüzgarla oradan oraya sürüklenmemek için. Ne kendimizi tanımaya, ne başkalarını tanımaya niyetimiz var. Hep […]

Ertelenmiş gecikmeler

Her gün birçok şey geçiyor içimizden. Bir gün şu meseleye bir el atayım diyoruz mesela, şu meseleyi uzun uzadıya tefekkür edeyim, şu konudaki kitapları ardı ardına okuyayım, uygun vakitte bir vesileyle o kişiye hissiyatımı ifade edeyim, sevdiklerime sevdiğimi söyleyeyim, muhabbetimi kelimelere dökeyim, falanca zatı ziyaret edeyim, elini öpeyim, nafile güzellikler gerçekleştireyim, birilerine iyilik yapayım, birilerinin […]

Kim bilir kim, nasıl, ne kadar?

Söylemeye cesaret edemediğimiz bir söz, kim bilir neyi, neleri, ne kadar eksik bırakıyor. Zamanında kalkmayan bir otobüs, yerine ulaşmayan bir mesaj, meşgul çalan bir telefon, üstünde durulmayan bir beklenti, önemsenmeyen bir hayal, adı konmayan bir muhabbet, ifade edilmemiş bir pişmanlık, kim bilir kimi, kimleri, neresinden, ne kadar kırıyor. Dikkatsizlikten, özensizlikten, gamsızlıktan türetilmiş kabalıklarımız yüzünden kim […]