Sünnet ve Hadis Konusundaki Kafa Karışıklığını İzale

1:Peygamberimizden bize 3 şey aktarılmıştır. Kur’an, sünnet ve hadisler. Sünneti müctehid sahabe, tabiun ve etba bize aktarmıştır. Bundan dolayı hadisçiler hadisi, fakihler sünneti (sistemi) bilirler. Değilse sünnet daha sonra, hadislerin tedvini ile ortaya çıkmış bir şey değil. Hadisler toplanmadan önce de Müslümanlar abdest alıyor, namaz kılıyorlardı. Hadisler daha çok ihtilaflı konularda nakledilen rivayetlerdir. Ama bunlar ham bilgilerdir, Kur’an ve sünneti iyi bilen bir müctehidin süzgecinden geçmeli ve sisteme uygunluğu test edilip tespit edilmeli. Bundan dolayı şerhsiz hadis okumaları her zaman problem oluşturmuş.

Tıpkı tefsirsiz meal okumaları gibi. Sanki Kur’an bugün indi zannediyorlar yada hadisler bugün veya boşlukta söylenmiş, makabli-maba’di yok.. O zaman Kur’an İslamı veya Hadis İslamı ortaya çıkıyor. Bugünkü selefilik türüyor. Kur’an, sünnet, sahabe anlayışı ve ameli geçilerek/atlanarak bugün Kur’an ve hadislerden yeni bir din ortaya konulmaya çalışılıyor.

Mütevatir Sünnet ile Mütevatir Hadis Konusundaki Kafa Karışıklığını İzale – 2

Normalde kural şudur: Mürevatirde senet aranmaz. Mesela, farz namazın rekatları bize mütevatir sünnet ile aktarılmıştır. (Sahabe, tabiun ve etba neslinin hepsi bunları biliyordu.) Bundan dolayı hadislerde namazın rekatlarını bulamazsınız. Sadece Rasûlullah birinci rekatta hangi sureyi okudu, ikincide hangisini okuduğunu haber vermek için rivayet etmişler. Abdestin nasıl alınacağı, namazın nasıl kılınacağını Rasulullah’a Mekke’de Cebrail öğrenmişti.

Mütevatir sünnet ile mütevatir hadis birbirine karıştırılıyor. İlk dönem Hanefi metinlerinde bu ayırım çok güzel aktarılmış. Hadisler rivayetler olduğu için Kur’an’a ve sünnet-i marufe denilen mütevatir ve meşhur sünnete uygun olmalı. Bunu da müctehidler bilir. Hadisleri Kur’an’a ve sünnet-i marufeye müctehidler arz eder. Başkaları bu işe girerse dinin temel yapısı bozulur.

Sünnetin Oluşumu ile İlgili Kafa Karışıklığını İzale -3

a-Sünnet bazen Kur’an’dan önce oluşmuştu. Meselâ, abdest, namaz, Cuma namazı gibi konular, ilgili ayetler inmeden önce Hz. Peygamber ve sahabe tarafından biliniyor ve yaşanıyordu. Ayetler de bu sünnetleri tasdik ve tespit için iniyordu.

b-Bir kısım sünnetler ise ayetlerle beraber oluşuyordu, teyemmüm gibi. Bundan dolayı Kur’an’daki abdest ayetine, sahabe Teyemmüm ayeti derdi. Çünkü bu ayet inmeden önce de abdesti ve guslü biliyorlardı. Ayet teyemmümü anlatmak için inmişti ve bu arada abdest ve guslü de anlatmıştı.

c-Bazı sünnetler de Hz. Peygamber’in hayatında iken Kur’an’la veya bir başka sünnetle değişiyordu (nesh ediliyordu). Kıble sünneti ayetle değişmiş ve yeni bir sünnet oluşmuştu, namaz vakitleri miractan sonra değişmiş ve 5 vakit olmuştu, Mekke’de akşam namazı haricinde 2 rekat kılınan namazlardan bir kısmı Medine’de 4 rekata çıkartılmıştı (öğle, ikindi ve yatsı namazları).

d-Bazı sünnetlerin oluşumu uzun sürmüş ve son zamanda açıklanmıştı. Hac gibi. Hz. Peygamber her şeyi açıklamış ve geriye bir hac kalmıştı. Onu da ömrünün sonunda eda ederek ümmetine göstermişti.

e-Hz. Peygamber sünnetin öğreniminde kendisinin taklit edilmesini isterdi. ‘Namazı benim gibi kılın, haccı benim gibi yapın derdi.

f-Sahabe-i Kiram Hz. Peygamber’den öğrendikleri âyetleri ve sünneti başkalarına aktarırdı.(Rıfat ORAL/31 Aralık 2017/Pazar)

DİB Din İşleri Yüksek kurulu üyesi Rıfat ORAL

Yazar: Muhammed Ali

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*