Sufilere Göre İnsan

Sufilere Göre İnsan

Sûfılere göre insan karmaşık bir varlıktır. Benliğin dört katmanından söz eder Sûfiler:

 

Tabiî nefs: Vucüdün parçalarının korunmasını ve birbirinden kopmamasını sağlar.

Nebatî nefs: Bedenin büyümesini ve beslenmesini sağlar.

Hayvanî nefs: Duyuların, duyguların ve hareketlerin güç kaynağıdır. Dıştaki beş duyu, içteki ortak duyu, hayal, vehim, düşünme ve bellek yetilerinin yanı sıra gazap ve şehvet kuvvetleri buraya aittir.

İnsanî nefs: Nefs-i Nâtıka veya Ruh adını taşır.Buradaki nefis türlerini ayrı ayrı nesnel varlıklar değil de bir nefsin dört ayrı özelliği olarak anlamak daha uygun gö-rünmektedir. Bu sistematikteki, tabiî nefsin daha çok fizik ve kimyanın, nebatî nefsin biyoloji ve genetiğin, hayvanî nefsin klasik psikoloji ve psikiyatrinin, İnsanî nefsin tasavvufun konusu    olduğu   söylenebilir.

Burada  şunu da ilave etmek gerekir. İnsanın tabii, nebati ve hayvani nefs olmadan yaşaması mümkün değildir. Bu çerçevede Tasavvuf’ta “nefsi öldürmek” kavramı mecazî olarak kullanılır. Sûfılere göre Tasavvuf un işlevi insanı tabii, nebati ve hayvani nefs kategorilerinden alıp insani nefs kategorisine taşımaktır. Yani insanda kontrolün tabii, nebati ve hayvani nefiste değil insani nefiste olmasını öngörür sûfiler.

Nefsi, beynin üçlü yapısı çerçevesinde yorumlayan teorilerin varlığına da işaret etmeliyiz. Bu teorilerin, nefsi insanın bedensel yapıtaşları ile açıklayan sûfî yaklaşımlarıyla benzeştiğini söylemek mümkündür. Örneğin Sûfî Pîr Sühreverdi (ö. 1234) de nefsin kötülük eğilimlerinin insanın tabiatından geldiğini vurgulamaktadır: “Nefsin sıfatlarının, asıl yaratılışından olan birtakım kökleri vardır. Çünkü o, topraktan yaratılmıştır; toprağın da kendine özgü bir özelliği vardır. İnsanoğlundaki zaaf vasfının topraktan, cimriliğin çamurdan, şehvet sıfatının pişmiş çamurdan, cehaletinin de “salsal” diye anılan cıvık balçıktan kaynaklandığı söylenir. Kuranda “(O), insanı ateşte pişmiş gibi çamurdan yarattı’ (Rahman suresi, ayet: 14) buyurulmuştur.

Bu vasıf, pişmiş çamura ateş girmesi dolayısıyle, insanda şeytani bir şeyin bulunduğunu gösterir. Aldatma, hile ve haset gibi kötülükler, şeytanın özü olan ateşin insanın yaradılışına kısmen girmesinden kaynaklanır.” Tasavvuf açısından S.Freud’un (ö. 1939) id ve ego kavramları, davranışçı yaklaşımın klasik ve edimsel koşulla- maya dayandırdıkları kişilik teorileri, sûfîlerin tabii, nebati ve hayvani nefsiyle ilişkili olduğu söylenebilir. Bu açıdan bakıldığında Freud’un psikanalizi ve J.Watson (ö. 1958) ve F.Skinner’in (ö. 1990) kişilik kuramı ve hatta ünlü Darwinist biyolog Dawkins’in “Gen Bencildir tezi daha çok sûfîlerin sözünü ettiği ilk üç katmanını analiz eden tezler olarak görülebilir. Sûfîler açısından bu tezlerin temel yanlışı insanın dördüncü katmanını gözardı etmesidir. Dördüncü katman insanın ruhunun “İlahi bir nefes” olduğunu vurgular. Ve sûfilere göre insanı insan yapan insanı diğer varlıklardan ayırt eden temel özellik budur.

Sûfıler insanın varoluşunu metafizik bir temele dayandırırken, Darwinist evrimcilerin insanı tümüyle doğal bir varlık olarak tanımlamaktadır. Anlam metafizik bir şey olduğu için Darwinist evrime dayanarak insan için bir anlam üretmek mümkün değildir. İşte bu yüzden modern ve postmodern insanın temel sorunu “anlamsızlık hastalığıdır.

 

Ali Rıza Bayzan-Terapistin Sufi Olursa

Gelen arama terimleri:

  • nefsi nebati
  • Sufilere göre insan yapısındaki dört özellik

Yazar Hakkında: Muhammed Ali

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*