Takdir Edilmiş Kategorilerin Değerlendirilmesi

… 4.3.7.  İnsan varlığı, tüm diğer canlı varlıklardan farklı olarak, dış dünyayı, zihnindeki işletim sistemi dolayımıyla algılamaktadır. Zihinsel işletim sisteminin aparatları kategoriler ve değer yargı­larıdır. Nietzsche’nin de değişik vesilerle söylediği gibi, herhan­gi bir varlık hakkında, kişilerde teşekkül eden kanaatler; onla­ra daha önce benimsetilen kategorilerin ve bu kategorileri nasıl değerlendireceklerine dair onlara benimsetilmiş olan değer yar­gılarının […]

Kurum – Kamu ilişkileri ve Anlaşmazlık Perdesi

… 4.2.1.   Modernizmin anahtar kavramlarının başında rasyonalizasyon gelmektedir. Onlara göre eski toplumun tümüne nüfuz eden gelenekler rasyonel değildi ve onların yerini akla uygun olarak kurulacak yapılar almalı, geleneğin işlevlerini kurumlar üstlen­meliydi. Ayıp, günah, haram gibi bireyi içten kuşatan mekaniz­malar; hem bireyin özgürlüğünün ve self-aktüalizasyonunun önündeki engellerdi hem de toplumun gelişmesi ve ilerlemesi­ne set çekiyordu. Dolayısıyla […]

Modernitenin Kurumsal Geist Teorisyeni Olarak Hegel

Her şeyden önce belirtmek gerekir ki Hegel ile Kant ve özellikle Nietzsche ve hatta Marx, diğer pek çok düşünür gibi, eserlerine atıflarla özetlenebilecek düşünür ve bilim insanları değildir. Onların lafızlarını kullanarak, anlaşılır bir cümle ortaya çıkartmak mümkün değildir. Bu dört düşünürün kasıtlarından anlaşılanlar, anlaşılabilir lafızlar haline getirildiği takdirde, kendi içinde bütünlüğü Ve tutarlılığı olan bir […]

Emperyalizmin Klasik Çağı

  Ellen Meiksins Wood Britanya kapitalizminin yükselişi kuşkusuz diğer önemli Avrupalı güçlerde, her ne kadar onların Britanya’daki iktisadi kalkınmayı sürükleyen içsel zorunlulukları olmasa da, sanayileşmeyi teşvik etmiştir. Ama bu etki ilk önce jeopolitik askerî rekabetin yerine iktisadi rekabetin geçmesini sağlamadı. 19. yüzyılda, klasik emperyalizm çağında, Avrupalı devletler daha da şiddetli sömürgeci yayılma kampanyaları yürüttüler ve […]

Ekran Objesi Olarak Beden

Bugün kitleleri harekete geçiren şey kopma değil, bulaşmadır. Jean Baudrillard(1) Toplumsal gözün aynı anda hem izleyip hem de izlendiği sayısız ekran, bedene dair kolektif beklentinin artiküle edildiği bu çağın ortak havuzudur. Beden meselelerinin hastane, klinik ya da spor salonu gibi tipik mekânlardan taşarak; yaşamın her an ve alanına yayılmasını organize eden ekranlarda, -ki bunların içine […]

Ayna-Vitrin Olarak Beden

Bazen şeylerin değerini büyütür, bazen yadsır ayna. Aynanın yüzeyinde değerli görünen her şey yansımaya dayanamaz. Italo Calvino‘ Beden politikasında herkes bir diğerinin kaderidir. Bu noktada beden, Foucault’un birçok kere söylediği gibi gözetlenen olsa da; daha da fazla gözetleyendir. Çünkü beden-gözü kendisinden çok başkasına dönüktür. Bu monitorizasyon amaçsız bir fantezi değildir; aksine başkaları üzerinde/n yansıyan ayna, […]

Proje Olarak Beden

  Pazar, ürettiği mutsuzluktan beslenir: Zygmunt Bauman Beden, hakkındaki tüm takdirin taşıyıcısı olan bireyin omuzlarındaymış gibi göründüğü, ancak işin iç yüzünde küresel ağlarca kumanda edilen politik bir projedir. Her an pazarlanmaya hazır olan bu proje, öldürdüğü Tanrı’nın yerine kendi Ben’ini ikame eden modern bireyin kendi başına seçtiğini sandığı şeyleri de tayin eder. Proje olarak bedenin […]