Homo Screenus:Bir Teşhirci Olarak Sosyal Medya Kullanıcısı

Sosyal Medya Kullanıcısının ve Mahremin Teşhiri Doğuşu

Sosyal medya kullanıcısının doğuşunu günümüz tüketim toplumundan bağımsız düşünmek büyük bir hata olacaktır. Zira ekran, tüketilmeyi bekleyen unsurlarla doludur. Modernite sonrası yeniden şekillenen kapitalist dünya, tüketim olgusunun ekonominin merkezine oturtmuş, -özellikle kentli- bireyleri tüketici sınıfına dâhil etmiştir. Modernite sonrası dönemin en önemli tipi üretime katılmayan ama sürekli olarak tüketen birey olarak karşımıza çıkmakta­dır. “Tüketmek için çalışmak” yeni birey tipinin temel mottosu haline gelmiştir.

Daha da ötesi kredi kartlarının şekillendirdiği yeni ekonomik sistemin aşıladığı [“önce tüket sonra çalış ve öde”mottosu ise kapitalizmin ne derece kurumsallaş[mış ve kabullenilmiş olduğunun bir göstergesi olarak karşımızda durmaktadır.

Tüketim odaklı yeni dünya düzeninin tüketim unsuru sadece tüketim [malları değildir. Her şey ama her şey tüketimin metası haline gelebilmektedir. [İmajlar bile… Dünya insanlarının Ellul’un tabiriyle imaja-yönelimli, onu sürek­li olarak tüketen ve gittikçe işitme yetisini kaybeden bireylere dönüşmesiyle birlikte yirminci yüzyılın, insanlık tarihi için önemli bir dönüm noktası olduğu [söylenebilir (Ellul, 2004:259-265).

İnternetin ortaya çıkışıyla birlikte -artık klasikleşmiş bir söylem olarak- ilişkiler dönüşmeye başlamıştır. Telefon ve televizyonun icadından sonra -fakat daha etkili bir biçimde- internetin insanlar tarafından kullanılmaya başlanma­sı mekân ve zaman algısını dönüştürmüştür, internetin bir ürünü olan sosyal medya ise iletişim kanallarının farklı biçimlerde ortaya çıkmasıyla ilişkilidir. Ama sosyal medyayı salt iletişim aracı olarak görmek günümüz dünyası için oldukça basite indirgemek olacaktır. Hatta iletişim, sosyal medya için öncül amaç olmaktan çıkmıştır. Sosyal medya artık, şöhretin, ideolojilerin, toplumsal hareketlerin, imajların, takiplerin, tebliğlerin, teşhirin, kimliklerin, benliklerin, [cemaatlerin, kalabalıkların, siyasetin, kültürün, ekonominin… ve nihayetinde [mahremiyetin alanı haline gelmiştir.

Yapılan bir araştırmaya göre 2017 yılında dünya nüfusunun yarısı internet kullanıcısı olmakla birlikte üç milyara yakın insan aktif olarak sosyal medya kullanıcısı. Türkiye’de ise nüfusun yarısından fazlası aktif olarak sosyal medya kullanmakta. Kelâma istatistikle başlamak İlgi çekici olduğu kadarda sıkıcı olsa gerek. Ama bir düşünsenize! Sadece son on yılda dünya nüfusu yüzde otuz yedi veya Türkiye nüfusu yüzde elli artmış. Ne alaka? diyeceksiniz. Sosyal med­ya kullanıcısı, normal hayatını sürdüren yani fırına gidip ekmek alan ya da çöpü dışarıya götüren insan ile bir olmadığı için her yeni sosyal medya kullanıcısı aynı zamanda nur topu (!) gibi yeni bir insan demek oluyor.

Gerçek sayılara gelindiğinde bu alanda önemli istatistik verileri sunan”we are social” sitesinin 2017 verilerine baktığımızda durumun ne derece önem­li olduğu görülebilmektedir, %54’ünün kentlerde yaşadığı dünya nüfusunun yaklaşık yedi buçuk milyar insanın yarısı(3,773 milyar) internet kullanıcısı iken, yüzde 37’si (2,789 milyar) sosyal medyayı aktif olarak kullanmaktadır. Sosyal medyayı aktif kullananların çoğu (2,549 milyar) cep telefonundan bağ­lantı kurmaktadır. İnternet kullanıcı sayısı 2016’dan bu yana yüzde 10, sosyal medya kullanıcı sayısı ise yüzde 21 artış göstermiş. Bölgeler bazında nüfusa oranla sosyal medya kullanıcılarına bakıldığında; Kuzey Amerika’da %66, Orta Amerika’da %51, Güney Amerika’da %59, Batı Avrupa’da %54, Doğu Avrupa’da %44, Ortadoğu’da %38, Afrika’da %14, Orta Asya’da %7, Güney Asya’da %15, Güneydoğu Asya’da %47, Doğu Asya’da %57, Avustralya’da %57 olarak görül­müştür. Bununla birlikte dünya nüfusunun %22’si (1,61 milyar) internet alışve­rişini kullanmaktadır (Erişim 1).

Türkiye’de ise 2018 verilerine bakıldığında, nüfusun yüze 67’si internete ulaşabiliyorken, 51 milyon kişi (toplam nüfusun %63’ü aktif olarak sosyal med­ya kullanmaktadır. Türkiye de en çok kullanılan sosyal medya uygulamaları sırasıyla Youtube (%55), Facebook (%53), WhatsApp (%50), Instagram (%46), Facebook Messenger (%37), Twitter %36 oranındadır. Facebook kullananların profillerine bakıldığında, %63’ünün erkek %37’sinin kadın olduğu ve en geniş yaş aralığının ise 25-34 yaş aralığı olduğu görülmektedir. Instagram kullanan­ların ise %59’u erkek %41’i kadın olarak görülmektedir. Dolayısıyla Türkiye’de sosyal medya kullanan erkeklerin büyük bir kısmı Facebook’u kullanırken, ka­dınlar ise Instagram’a yönelmektedirler (Erişim 2).

Sosyal medya kullanıcısının bulunduğumuz yüzyılda bu denli artmasının Atay’ın “meşhuriyet çağı”yla (2017) önemli bir bağlantısı vardır. Atay, başlarda televizyonun ve daha sonraları telefonun şöhret elde etmek isteyen yığınların önemli bir aracı haline geldiğine göndermede bulunmaktadır. Sosyal medya kullanıcısının temel hedeflerinden biri de daha çok kişiye yazısını, resmini, vi­deosunu ulaştırmak olduğundan şöhret onun için önemli bir yer tutar. Şöhreti kısaca’toplum bilinci üzerindeki etki” olarak tanımlayan Rojek (2003:12), şöh­reti üçe ayırır: Aileden gelen, kazanılan ve atfedilen. Aileden gelen şöhret kişi­nin soyuyla yani kan bağıyla, kazanılan şöhret kişinin yetenek ve başarılarıyla, atfedilen şöhret ise kültürel aracıların sunuşuyla ilgilidir (2003:20-21).

Bu açı­dan bakıldığında sosyal medyanın günümüzde popüler olmasının en önemli sebeplerinden birisi aileden gelen şöhretin nüfus içinde oranının az olmasıyla kişinin kazanılmış veya atfedilmiş şöhreti bu mecralarda aramasıdır. Dolayısıyla bir sosyal medya kullanıcısı ya -varsa- yeteneğini ve başarısını bu mecrada paylaşacak ya da bedensel ve söylemsel olarak sosyal medyanın önemsediği bir kişilik tipine ulaşmaya çalışacak. Atay (2017), televizyonla birlikte Türkiye’de 2000’li yılların başında “meşhuriyet çağı”na girildiğini belirtir.

Sosyal medya kullanmaya yönelik şehvetin bir diğer önemli sebebini Bauman toplum tarafından dışlanma korkusuyla açıklamaya çalışır. Bauman, bir bireyin hayatının tüm anlarını bütün ayrıntılarıyla herkesin ulaşabileceği bir yere bırakmasının, dışlanma korkusundan kaynaklanabileceğini ve bu yüzden cezb edici bir tarafının bulunduğunu ileri sürer (Bauman ve Lyon, 2013:31).

Çoban (2009:6-7) insanların sosyal medyaya yönelmesinin toplumsal se­beplerini ve yansımalarını şöyle aktarmaktadır:

Toplumsal ilişkilerin parçalanması ve yeni iletişim araçları üzerinden yürütülen gerçekliğin giderek gözardı edildiği sahte bir biçim alması öznenin varoluşsal an­lamda daha da hastalıklı bir hale gelmesine neden olmaktadır. Öznenin yalnızlığı­nın giderek artması ya oyunlarla, filmlerle yaratılan bir sahte dünya ile giderilmek­te ya da sanal toplumsal ortamlarda sahte-paylaşımlarla aşılmaya çalışılmaktadır, gerçekte ise gündelik yaşamda özneyi tensel anlamda da içine alan insani bir iletişim ise geçmişte kalmaktadır. Öznenin takma isimlerle ya da sahte-imgelerle olmadığı bir benliği yaşantılamasına olanak sağlayan sanal ortam, sahte öznelleşmenin yaşanmasını beraberinde getirir, sahte-öznellik giderek tüm gerçekliği belirlemeye başlar, toplumsal ilişkiler de sahte-imgeler üzerinden yürütülmeye başlanır.

Sosyal medyanın kullanılmasındaki temel motivasyonlardan biri de şüp­hesiz insanın kendini yalnız hissetme korkusunu bertaraf etmeye, kendini ra­hatlatmaya çalışmasıdır. “Sosyal Medya ve kişiselleştirilmiş arama motorları in­ternette dışarısının ortadan kaldırılmış olduğu mutlak bir yakın alan oluşturur. Burada insan yalnızca kendisi ve kendisi gibi olanlarla karşılaşır. Değişimi müm­kün kılacak hiçbir olumsuzluk yoktur artık. Bu dijital mahalle insana sadece hoşuna gideceği kesimlerini sunar dünyanın. Böylelikle de kamusal alanı, kamusal ve hatta eleştirel bilinci ortadan kaldırarak dünyayı özelleştirir. Internet mahrem bir alana, rahatlık ortamına dönüşür. Her türlü uzaklıktan arınmış yakinlik da şeffaflığın dışavurum biçimlerinden biridir” (Han, 2017; 54),

Konya’da Türkiye’nin en çok kullanılan sosyal medya uygulaması olan Facebook üzerinden yapılan araştırmada insanların bu uygulamayı kullanmasındaki temel motivasyonların sırasıyla; eğlenme, bilgilenme ve arkadaşlık, ra­hatlama ve sosyal kaçış ve son olarak da sosyal etkileşim olduğu görülmüştür (Karakoç ve Gülsünler, 2012:50-51),

Sosyal medya kullanıcısı çirkin olmaz, kötü mekânlara gitmez, eşiyle/arkadaşıyla en ufak bir tartışmaya girmez, hep gülümser, en güzel elbiseyi o giyer, en güzel yemekleri o yer, en iyi sadakayı bile o verir. Ağladığını görmezsiniz Görseniz de inanmazsınız. Annesini ve babasını hep sever; çünkü hep sevdiği­ni yazar. Sadece bayramlarda dedesine gittiğini, yılda iki kez, çekip duvarında paylaştığı fotoğraftan anlıyoruz. En sıkı dostu telefonudur, çünkü en eğlenceli vakitleri onunla geçirir. En sadık eşi odur, her gece yatağa onunla girer. Her sabah ilk ona temas eder. Yemek tariflerini annesinden değil telefondan alır, Sonra “hiçbir yemek annemin yemeklerinin yerini tutmuyor” diye üzgün surat emojisiyle aforizmayı patlatır. Kültürü babasından değil Facebook’tan öğrenir. Kimse fikrini almazken, Facebook ona her gün “Ne düşünüyorsun?” diye sorar. Facebook bazen imam olup nikâh kıyar, bazen hâkim olup tarafları boşar.

Sosyal medya kullanıcısının kimliği -ki sanal kimlik olarak İfade edilir-onun profilidir. Bu kimliğin en önemli özelliği rahatlıkla değiştirilebilir olmasıdır. Çoğu zaman bunun ispatlanması istenmez veya değişimi denetleyecek her­hangi bir kişi veya kurum yoktur. Bir sosyal medya kullanıcısı kimliğini sürek­li olarak sosyal medya araçlarıyla yeniden inşa eder. Bu inşa sürecinin temel unsurları yazılar, fotoğraflar ve videolardan müteşekkildir. Bu unsurlar aynı zamanda ekran ile bağlantılı olarak teşhir unsurlarıdır da. insanın düşüncele­rini, duygularını, bulunduğu mekânı, bedenini, törenlerini, dinini teşhir ettiği bir alandır sosyal medya. Bu teşhirin Nirvana’sı şüphesiz mahremiyetin teşhi­ridir. Facebook’un ‘Duvar’ı ve ‘Zaman Tüneli’ bu teşhir ürünlerinin sergilendiği bir mekandır. Kısacası “Facebook arayüzündeki profil sayfasının “Zaman Tüneli” formuna dönüşmesiyle kullanıcılar kendi uzun metrajlı filmlerini çekip kurgu­lamakta, seyretmekte ve seyrettirmektedirler” (Ismayılov ve Sunal, 2012:37).

Duyguların Teşhiri

Bir sosyal medya kullanıcısının en temel kriterlerinden biri elâlemdir.1 Bütün tavır ve davranışlarını onlar için şekillendirir. Modern dünyanın sanal âlemindeki elâlem, Veblen’in bahsettiği “vazifesi muteber ahlak kurallarından herhangi bir sapmayı gözlemlemek ve ihtar etmek olan kişilerden (2017:108) oluşan eleştirmen sınıf kadar profesyonel olmasa da önemli dönüştürücü araç­lara sahiptir. Bir sosyal medya kullanıcısı için elâlemin beğenisi birincil hedef­lerdendir.

Kitsch bir hayata sahip sosyal medya kullanıcısı “elâlemin oğlu”nun öte sinde bir ideal tip oluşturmaya çalışır. Kamera karşısına cildinin kalınlığında bir makyaj malzemesiyle çıkar, en sulu yemeği bile çatal bıçak ile yemeye çalışır. Her konu hakkında bir düşüncesi olmasa da mutlaka sarf edeceği kelimeler vardır. Telefonunun sesi onu bir ezandan daha çok heyecanlandırır. Mübarek gecelerini ve bayram sabahlarını mesaj atmakla geçirir. Kendini vitrinden indirmemeye çalışır. Bunun için her şeyi aracı yapar. Babası sürüyü gün batmadan ağıla yetiştirmeye çalışırken o, günbatımının en güzel fotoğrafını yakalamaya çalışır. Bir sosyal medya kullanıcısının evde ilgisi hep telefon üzerinedir. Evdeki çocuklar telefona kıyasla üvey evlattırlar. Lamba cininden talep edeceği veya bir adaya düşse yanında İsteyeceği üç şey; telefonu, şarjı ve internet bağlantısıdır.

Bir sosyal medya kullanıcısı duygularını emojllerle ifade eder. Kelimelerle değil, onun için tasarlanmış binlerce surat biçimleriyle durumunu anlatmaya çalışır. Aşık olma, üzülme, hasta olma, ağlama, gülme, yadsıma, kızma, acıkma, uykusu gelme, şaşırma, sıkılma, yorulma ve dahası bütün duygular için payla­şacağı bir emojisi vardır. Derdini uzun uzadıya anlatmaz.

Kontrol etme, bir sosyal medya kullanıcısının vazgeçemeyeceği alışkanlık­larından sadece birisidir. Her sosyal medya kullanıcısı kendisinin ve diğerlerinin teşhir ettiği durumu (yazı, resim, video) sürekli olarak kontrol etmek ister. Her bir sosyal medya kullanıcı bir panoptikondur; sayısı milyonları bulan diğer pa- noptikonların gözetiminde bir panoptikon. Han (2017: 72), günümüzde dün­yanın bütününün bir panoptikona doğru evirildiğini belirtir.

Teknopoli’nin hâkim olduğu bir dünyada artık ahlakın merkezi konumda yer almadığını söyleyen Postman (2006:202-203), onun yerine merkezde ve­rimlilik, ekonomik gelişme ve kazancın olduğunu belirtir.Teknopolinin anahtar sembolü bilgisayardır. Postman’ın bu teorisinden hareket edildiğinde bilgisaya­rın farklı bir versiyonu olarak kabul edeceğimiz-zira artık aynı işlevleri ve daha fazlasını görüyor- cep telefonlarının, teknopolinin en temel aracı olarak kabul edebiliriz ki bir sosyal medya kullanıcısı için cep telefonu onun hayati fonksi­yonlarının devamı için önemli bir uzuvdur. Ama Postman’ın belirttiği üzere bu dünya, ahlaktan yoksun bir dünyadır. Bir sosyal medya kullanıcısı, intihar girişi­minde bulunan bir bireyi kurtarma derdine düşmez; onu en iyi perspektifte vi­deoya almaya ve o anı takipçileriyle paylaşmaya çalışır. Bireyin intihar girişimini başarıyla sonuçlandırması o videoyu daha değerli kılar.

Budak, yığınların sosyal medyaya akın etmesi ve mahremiyetin ifşasının öngörülemez sonuçlara gebe olduğunu belirtir:

Sosyal paylaşım sitelerinde teşvik edilen teşhir, deşifre ve itiraf kültürü modern birey anlayışının sonucu olan narsisizmle birleşmiştir. Bireyin kendi adına sadece kendisi için var olduğu ve ilişkilerinin ben kültüne dayandığı bu mecrada gerçek yaşam içinde geliştirip içselleştirdiği mahremiyet anlayışı da ilahi ve toplumsal kay­naklarından koparak egosantrik ölçütlere göre yeniden tanımlanmıştır. Bireylerin yeni bir iletişim coğrafyası olarak sosyal paylaşım sitelerine göçü mahremiyet sı­nırlarında İhlallere, hesaplanılamayan kaymalara, öngörülemez sapmalara dolayı­sıyla hudutların yeniden çizilmesine neden olmuştur. Aynı zamanda yaşanılan göç sonrasında iletişim sürecinde karşılaşılan uyum ve yabancılaşma problemi bireyin kendine mahfuz yaşam alanında öz denetimini ve başkalarının gizlerine duyduğu saygıyı yitirmesi problemlerini de doğurarak mahremiyet tutum ve davranışlarında görülen dönüşümler üzerinde belirleyici olmuştur (Budak, 2018:166-167).

Sosyal medyada duygular henüz yaşanmadan paylaşılır. Bir eşe dosta duy­gularını faş etmek eylemi sosyal medya ile birlikte neredeyse son bulmuştur. Sosyal medyada duygular aniden değişebilir. Örneğin Facebook’un anasayfa-sında gezen bir kişi kıyıya vuran çocuk cesedini gördüğünde üzülür. Bir parmak hareketiyle diğer gönderiye geçen sosyal medya kullanıcısı o gönderide komik bir karikatüre denk geldiğinde ise kahkaha eder derecede gülmeye başlar. Bir sonraki gönderide beğenmediği bir paylaşım onu kızdırır. Bir sonraki gönderi­de özlediği birisinin resmini gördüğünde duygulanır.

Velhasıl her bir gönderi onu bir duygudan ötekine sürükleyebilir. Duygular saniyelerle veya daha kü­çük zaman dilimleriyle yaşanmaya başlar. Bu anlamda sosyal medya duygu karmaşıklığının ve belki de ileride bazı psikolojik rahatsızlıklara sebebiyet vere­cek durumların nüvesini gönderilerinde taşır.

Sosyoloji Divanı – Teşhir Toplumu(sayı.11),syf.179-182;190-192

Öğ.Üyesi Dr. Ahmet Gökçen/Muş Alparslan Üniversitesi

Kaynakça

Atay, T. (2017). Görünüyorum O Halde Varım, lstanbul: Can Sanat Yayınları.

Aydemir, M. A. (2016). “Süslü: Yenidünyanın Tematik Insanı’: Toplumsal tipler, (Ed. Me Ali Aydemir). lstanbul: Açılımkitap Yayınları, 443-457.

Bağrıyanık, M. F. (2016). “Siberyanın Haytaları: Troller”, Toplumsal Tîpler, (Ed. Mehmet)“; Aydemir). Istanbul: Açılımkitap Yayınları, 399-412.

Baudrillard, J. (2008). Simülakrlar ve Simülasyon, çev. Oğuz Adanır. 4. Baskı, Ankara: Doğu Batı Yayınları.

Bauman, Z.; Lyon, D. (2013). Akışkan Gözetim, çev. Elçin Yılmaz, Istanbul: Ayrıntı Yayınları.

Bayram, P. (2016). Kentteki Yabancıların Sosyal Medya Aracılığıyla Bir Araya Gelişizwuğıâ Itiraf “adlı Facebook Sayfası Uzerine Bir Örnek Olay Analizi, İnsanâılnsan, Sayı 7, 5-23_

Budak, H. (2018). Sosyal Medya İletişiminde Mahremiyetin Serüveni, İnsan ve Toplum bilimleri Araştırmaları Dergisi, Cilt 7, Sayı 1, 146-170.

Çoban, B. (2009). Yani Panoptikon, Gözün İktidarı ve Facebook, Yeditepe Üniversitesilletişim Fakültesi Dergisi, Sayı 10, İstanbul,

Debord, G. (2012). Gösteri Toplumu, 4. Baskı, çev. Ayşen Emekçi ve Okşan Taşkent, Istanbul; Ayrıntı Yayınları.

Demir, S. T. (2017). Ten Medeniyeti: Modern Kültürde Beden ve Ötesi, lstanbul: Açıhmkitap Yayınları.

EIIuI, J. (2004). Sözün Düşüşü, 2. Baskı, çev. Hüsamettin Arslan, Istanbul: Paradigma Yayınları Güler, l. (2014). Sosyal Medyada Din, Kamuda Sosyal Politika, 86-88.

Güven, S. K. (2007).__Gözetim Toplumu ve Toplumsal Meşruiyet, Doktora Tezi, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Universitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul.

Han, B-C (2017). Şeffaflık Toplumu, çev. Haluk Barışcan. Istanbul: Metis Yayınları. Karabıyık, S. (2016). Mahremiyetin Sonu mu?, Nihayet Dergisi, Sayı:14, Istanbul, 16-19.

Karadoğan I., Ebru; S., G. (2012). Gözetlenen ve__Gözet|eyen Bir Toplumda, Beden ve Mahremiyet İlişkisi: Facebook Örneği, Akdeniz Universitesi İletişim Fakültesi Dergisi, Sayı 18,21-41.

Karakoç, E.; Gülsünler,__M. E. (2012). Kullanımlar ve__Doyum|ar Yaklaşımı Bağlamındğ Facebook: Konya Uzerine Bir Araştırma, Akdeniz Universitesi İletişim Fakültesi Dergisı. Sayı 18, 42-57.

Korkmaz, |. (2012). Facebook ve Mahremiyet: Görmek ve Gözetle(n)mek, Yalova Sosyal Bilimler Dergisi, Sayı 5. 107-122.

Marion, J-L (2014). Görünürün Kesişlmi, çev. Murat Erşen. lstanbul: MonoKL Yayınları.

Niedzviecki, H. (2010), DIkIz/eme Günlüğü, çev. Gökçe Gündüç, Istanbul: Ayrıntı Yayınları.

Okumuş, E. (2016). ”Bedene Müdahalenln Sosyolojisi”, Beden Sosyolojisi, 3. Baskı, (ed: Kadir Canatan, |stanbu1: Açılımkltap Yayınları, 45-65.

Oyman. N. (2016). Sosyal Medya Dindarlığı, KSÜ Ilahiyat Faültesi Dergisi, Cilt 1, 125-167.

Eşiyok Sönmez, E.; Özgen, Ö. (2017). Medya Kullanımı ve Beden İmajı, Akdenız Üniversite“ İletişim Fakültesi Dergisi, Sayı 27, 78-95.

Özyer, H. (2016). Elâlem, Toplumsal ‘Iîpler, ed. Mehmet Ali Aydemir, İstanbul: Açılımkitap Yayınlan, 433-442.

Postman, N. (1995). Çocukluğun Yokoluşu, çev. Kemal İnal, Ankara: Imge Kitabevi.

–(2006). Teknopoli: Yeni Dünya Düzeni, Z.Baskı, çev. Mustafa Emre Yılmaz, lstanbul: Paradigma Yayıncılık.

-(2012). Televizyon Öldüren Eğlence, 4. Baskı, çev. Osman Akınhay, lstanbul: Ayrıntı Yayınları.

Robins, K. (1999). Imaj: Görmenin Kültür ve Politikası, çev. NurçayTürkoğlu, Istanbul: Ayrıntı Yayınları.

Rojek, C. (2003). Şöhret, çev. Semra Kurt Akbaş ve Kürşad Kızıltuğ, Istanbul: Ayrıntı Yayınları. Sayın, Z. (2015). Imgenin Pornografısi, 4. Baskı. Istanbul: Metis Yayınları. Şişman, N. (2016). Yeni Medya Yeni Ilmihal, Nihayet Dergisi, Sayı:14, Istanbul, 20-23.

Veblen, T. B. (2017). Aylak Sınıfın Teorisi: Kurumların Iktisadi Incelemesi, 3. Baskı, çev. Eren Kırmızıaltın ve Hüsnü Bilir, Ankara: HeretikYayınları.

Erişim 1:We Are Social, Digital In 2017: Global Owerwlev, httpS’J/wearesocial.com/specialreports/digitaI-in-201 7-global-overview, Erişim Tarihi: 04.06.2018.

Erişim 2: http://www.connectedvivak1.com/turklyede-sosyal-medya-kuIlanimistatistikleril, Erişim Tarihi: 04.06.2018.

Erişim 3: htth/sosyalmedya.co/hirsizlar-sosyal-medyal, Erişim Tarihi: 09.06.201 8.

Erişim 4: https’J/www.aa.com.tr/trlbiIIm-teknolojl/sosyal-medya-dili-yozlastiriyor/919586, Erişim Tarihi: 09.06.201 8.

Erişim S: https’J/www.ntv.com.tr/turkiye/yargitay-sosyal-medya-bosanmanedeni,vag4PfgöUyBxXCW30hy-g, Erişim Tarihi: 09.06.2018.

Erişim 6: http’J/www.webtekno.com/bakan-acikladi-sosyaI-medya-fenomenIerB-artikvergi-odeyecekler-hMOOthml, Erişim Tarihi: 09.06.2018.

1-Buradaki elâlem, geleneksel dünyadaki elâlemden farklı olarak geleneksel kodlardan tam anlamıyla olmasa da büyük ölçüde arındırılmış, modern dünyada yaşayan ve modem kodlarla donatılmış sosyal çevredir. Geleneksel kodlarla donatılmış elâlem için bkz: özyer; 2016:433-442.

Muhammed Ali

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir