Siz “Şirk” Deyince Ne Anlıyorsunuz?


Siz şirk deyince sadece put önünde secde etmeyi, ona dua etmeyi mi anlıyorsunuz?

Put, şirke âlet edilen şeylerden sadece birisidir. Şirk, sadece ve sadece Allah’a karşı gösterilmesi gereken bir tavrı, inancı, duyguyu, düşünceyi Allah dışında bir varlığa karşı sergilemektir.

Kur’an’da bir âyet var ki bize şirkin ne olduğunu net bir şekilde ortaya koyuyor.

Kehf sûresinde iki büyük bahçeye sahip zengin bir şahıs ile onun fakir arkadaşı arasındaki kıssayı bilirsiniz. Hani zengin olan şahıs fakire karşı böbürleniyor “benim malım ve evladım senden daha çok. Bu bahçelerimin de asla yok olacağını düşünmüyorum. Bir gün Rabbime döndürülürsem bana bundan iyisini de verir” diyerek küstahlığını sergiliyor. (Kehf, 34-36)

Fakir, mütevekkil arkadaş ise zengin ve küstah olan arkadaşına ders veriyor: “Sen böyle diyerek Rabbine karşı büyük bir nankörlük yapıyorsun. Ben, asla Rabbime şirk koşmam. Sen beni küçümsüyor, malım-evladım yok diye değer vermiyorsun. Yarın ne olacağını nereden bilirsin? Bakarsın Allah senin elinde ne varsa alır, bana ise verir.” (Kehf, 37-41)

Sonra gün oluyor, devran dönüyor. Bizim küstah, kibirli bahçe sahibinin bahçeleri yerle bir oluyor. Bahçeleri için yaptığı onca harcamanın zararı da cabası.

İşte şimdi sıkı durun. Şu dehşet cümle onun ağzından dökülüyor:

“Keşke Rabbime hiçbir kimseyi / hiçbir şeyi ortak koşmasaydım” (Kelhf, 42)

Bu kıssanın hiçbir yerinde bu şahsın Allah’ı inkâr ettiği, Allah dışında bir başka varlığın önünde secde ya da dua ettiğinden söz edilmiyor. Tersine “Rabbim bana bundan daha iyisini verecek” diye Allah’tan temennide bulunduğunu da aktarılmış.
O halde bu şahıs nerede şirk koştu?

Bu şahıs, bahçesini, bahçesindeki ürününü, yani malı, yani dünyayı Allah’ı sever gibi sevdi. Varsa yoksa bahçesi… Tek korktuğu şey bahçesinin yok olması…. Tek ümit ettiği şey bahçesinden bol bol ürün almak…

Akşam bahçesiyle yattı, sabah bahçesiyle kalktı… Derdi, gayreti, himmeti hep bahçesi oldu. Bahçesini gözünde öyle büyüttü ki “bu bahçenin asla yok olacağını düşünmüyorum” diyecek kadar küstahlaştı. Bahçeye “ebediyet” bile bahşetti!

İşte bu şahıs hayattaki bütün korkusunu, ümidini, sevgisini geleceğini bu bahçeye bağlayınca bahçesini Allah’a ortak koşmuş oldu. Sadece Allah’a karşı gösterilmesi gereken tavrı bahçesine gösterdi. Allah da bu kişinin bahçesini yerle bir etti! Bahçesi yok olduktan sonra kafası dank eden şahsın ağzından pişmanlık dolu şu cümleler döküldü:

“Keşke Rabbime hiçbir kimseyi / hiçbir şeyi ortak koşmuş olmasaydım.”

Bu gerçek karşısında bir müminin uzunca durup düşünmesi gerekir. Acaba hayatımızda sadece Allah’a karşı göstermemiz gereken bir inanç, tavır ve duruşu Alah’tan başka bir varlık için sergiliyor muyuz? Acaba gerçekten şirkten berî olabildik mi?

Eğer eşimizi, dostumuzu, çoluk-çocuğumuzu, malımızı, mülkümüzü, makam-mevkimizi, kasa-kesemizi bu adamın bahçesini sevdiği gibi seviyorsak vay halimize… İşte o zaman Allah’ın şu tehdidi bizi de kuşatır:

“De ki: Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, hısım akrabanız kazandığınız mallar, kesada uğramasından korktuğunuz ticaret, hoşlandığınız meskenler size Allah’tan, Resûlünden ve Allah yolunda cihad etmekten daha sevgili ise, artık Allah emrini getirinceye kadar bekleyin. Allah fâsıklar topluluğunu hidayete erdirmez.” (Tevbe, 24)

Sözümüzü Allah Resûlü’nün (s.a.v.) şu duası ile sözü bitirelim:

“Allah’ım bilerek sana herhangi bir şeyi ortak koşmaktan sığınırım. Bilmeyerek yaptıklarımdan dolayı ise senden bağışlanma talep ederim.”
(Buharî, el-Edebü’l-müfred, 716 no’lu hadis)

( Soner Duman /18.Şaban.1439/05.Mayıs.2018/
Cumartesi)

(Not: Bu yazı, başkalarını şirk veya küfür ile itham etmek için değil kendimizi kontrol etmemiz için yazılmıştır. Muhatap el-âlem değil nefsimizdir.)

Yazar: Muhammed Ali

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*