Şeflik Dönemi Basın Hayatı

En masum ilan yazılardan dahi gazete kapatılabiliyordu.

Basın sıkı bir kontrol altında tutuluyor, Bakanlar Kurulu kararıyla gazeteler kapatılabiliyordu Gazeteciler fikirlerini söyleyemiyor, adeta havasızlıktan boğulunuyordu.”(1)

“O târihlerde hür olmayan ve kanunları Ankara’nın emrine göre yorumlayıp ona göre ceza veren hakimler vardı.”(2) Bu devrin ünlü gazetecilerinden Zekeriya Sertel dört-defa hapse girmiş, gazetesi yüzlerce defa kapatilmıştı. Devrin bu kesif baskı uygulamaları daha ziyade Ankara Egemenlerinin demokrasiye ve basına bakışlarından kaynaklanıyordu. Onlara göre, bir insan eğer hükümete muhalefet ediyorsa, normal değildi. “Ordu vilayeti mebusu olarak tayin edilmiş Ahmet İhsan, Verem Hastanesi için para bulamayanlar Taksim Anıtı için nasıl para buluyor?’şeklinde soru soran gazetecinin aklının yerinde olmadığı için böyle yazabildiğini(3)sanabiliyordu.

Onlara göre basın hürriyeti gibi kudsî bir mefhum örtü olarak  memleket anarşiye sürüklenmek isteniyor,

düşman devletlerinin casusluk teşkilatlarınca kiralanmış vatan hainlerinden daha yıkıcı propagandalar yapılıyordu.

“CHP Genel Sekreterliği de aynı disiplin içinde hareket ediyor, teşkilata bîr tamim yayınlayarak ‘CHF’ye aleyhtar yayın yapan düşman neşriyatın alınıp satılmamasını'(4) salık veriyordu.

İleriki sayfalarda değineceğimiz devre mührünü vurmuş Kadro Dergisi karşısında hükümetin en üst seviye şahıslarının verdiği tepki ve izlediği tavırlar da birer ipucu olarak dikkat çekiyor.

Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun Mustafa Kemal’den izin alarak kurduğu Kadro Dergisi için “Recep Peker,Genel Sekreterlik odasının camlarını sarsıcı bir şekilde bağırarak. ‘Böyle bir dergi gerekiyorsa bunu biz çıkarttırdık. Sana  ne oluyor?”(5) şeklinde Karaosmanoğlu’nu paylamış, “derginin yayınlarını Beğenmeyince de Ya bizdensin,ya değilsin’ diyerek muhatabına açıkbir ültimatom vermişti.(6)

Esasen Kadro Dergisi, ‘İdeolojisini arayan bir devrimin ürünüydü.” Ancak devrimin kurmaylarının kırmızının hiç bir tonuna tahammülü olmadığından Kadro macerası akim kalmıştı.

Dönem içerisinde gazetecilik yapıp da Rejimin yıldırımlarını üzerine çekmeyen yazar yok gibiydi. Bunlardan biri devrin muhalif şairlerinden Nazım Hikmet’ti. Nazım Hikmet, Harb Okulu öğrencilerine kominizm propagandası yaptığı gerekçesiyle yargılanmış ve 28 yıl hapse mahkum edilmişti. Nazım’ın asıl suçu muhalif düşünmesi, Ankara seçkinlerinin huzurunu bozacak şekilde ülke gerçeklerine parmak basma-sıydı.

Bir diğer mağdur, Halikarnas Balıkçısı olarak sonraki yıllarda meşhur olmuş, Cevat Şakir Kabaağaçlı’ydı. Cevat Şakir’in bir dergide yazdığı hikaye, askerlikten soğutucu propaganda kabul edilmiş, yazara üç gün sürgün cezası verilmişti.

Devrin ünlü gazetecilerinden Ahmet Emin Yalmanın başına gelen hem dramatik hem komikti. “Yalman’ın Atatürk’ün sağlığı konusunda yazdığı bir makaleden dolayı içişleri Bakanı’ndan izin aldığı halde gazetesi üç ay kapatılmıştı.”(7)

O devirde her gazetenin yayın kaderi bir devlet büyüğünün iki dudağı arasındaydı. Başbakan Celâl Bayar ile İçişleri Bakam Şükrü Kaya arasında geçen diyalog bunun târihe geçen ürpertici bir örneğiydi. O diyaloğu birlikte okuyalım:

“Telefonu açtım. Dahiliye Vekili’ne Gördün mü dedim ‘Gördüm’dedi.’Kapatacaksınız bu gazeteyi’ dedim.

– Ne kadar dedi. 20 gün dedim. Sonra iyice sinirlendim. ‘Hayır, 30 gün’ dedim. Yalman, bu tür hâdiselere alışıktı. ‘Daha önce Mustafa Kemal aleyhinde yazdığı bir yazıdan dolayı ülkeyi terketmek zorunda kalmış, tam 10 yıl gazetecilik yapamamıştı(8)

Baskı ve vehim o kadar ileri boyuttadır ki, her türlü konudan vazgeçerek Pasta tarifleri veren Cemal Kutay da yasaktan kurtulamaz. Polis Müdürü Kutay’ı ‘Millet bu pastayı nasıl yapacak? d iyerek azarlar.

Devrin en önemli gazeteci mağdurlarından olan Zekeri-ya Sertel, bir tutuklanışında katillerle aynı koğuşa konulur. “Mahkeme tarafından üç yıl sürgün hapsine mahkum edilen Sertel bu cezayı büyük bir sevinçle karşılar.” Çünkü üç yıl, sürgün cezası alınabilecek en hafif cezalardandır.

Her türlü düşünce renginin büyük tehlike olarak görüldüğü bu devirde, Rejimin ideologluğuna soyunmuş bir ekibin ve bunların çıkardığı derginin gördüğü muamele ve derginin akıbeti devrin karakterini yansıtan çarpıcı bir örnektir.

Hüseyin Yürük,Türkiye Demokrasi Tarihi 1

(1)-Zekeriya Sertel,Hatırladıklarım,syf;132

(2)-Age,syf;216-217

(3)-Age,syf;200

(4)-Mehmed Goloğlu,Tek Partili Cumhuriyet,syf;24

(5)-Hakkı Uyar,Tek Parti Devri ve chp,syf;181

(6)-Y.Kadri Karaosmanoğlu,Politikada 45 Yıl,syf;108

(7)-Hakkı Uyar,age,syf;361

(8)-Mehmed Barlas,Darbeler ve Kavgalar Devri,syf;26

(9)-Hakkı Uyar,age,sf;185

Yazar: Muhammed Ali

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.