Performans Düzeni ve Yeni İtaat Kültürü

Kendi Kendini Kontrol Düzeni

Kapitalist dünya sistemi küresel ekonomiyi yalnızca aşırı kazanca bağlamaz; siyasi, güvenlik meselelerinin yanında “ita­at kültürü” ile alakalı kaygıların sonucunda geliştirir.

Yeni itaat kültürü kontrollü, denetimli itaatin yanında per­formansa bağlı mensubiyetler, kariyer arayışı, hayatım idame ettirme kavgasının sonucu olarak “bireyin kendi kendini kont­rol etmesi”, kamuda söylenenleri, doktorların, diyetisyenlerin, güvenlik uzmanlarıma yaşam koçlarının uyarılarım sıkı sıkıya takip etmesine bağlıdır,öyle ki kimsenin kimseyi takip etmesine, gözetlemesine gerek kalmadan küresel medeniyetin kültürüne adapte olmak için yoğun gayret gösteren insan portresinden söz ediyoruz.

Mobeseler, cep telefonları, sosyal medya platformları, gü­venlik kameraları, internet takipleri gözedeme toplumunun araçları iken “itaat kültürü” siyasal araçlara, hapishanelere, akıl hastanelerine, sicil kayıtlarına, karakollara bağlı olmak­sızın “yaşam stili”nin içinde, ekonomik arayışların sonucun­da bireyin inisiyatifine terk edilmiştir. Eğer televizyonlardan, dergilerden, sosyal medyadan yapılan uyanlara kulak asılmaz, reçeteler, programlar uygulanmazsa sağlık elden gidebilir.

“Mutluluk ve huzur” pazarlayan “yaşam gurme”lerinin deneyimleri, psikologlar, aile danışmanları sizi sizden daha iyi ta­nır; yaşama, evliliğe, işe tutunmadaki “performanslınızı ölçer, ona göre tavsiyelerde bulunur.

Yeni itaat kültürünün devlete, militarist araçlara, bürokra­siye hesap vermesine gerek yoktur; doktorlar, yaşam koçları, diyetisyenler, spor hocaları zaten bireyin bir gününün hesabını sorar.

Fazla kaçırılan bir lokmanın, az yürünen bir adımın, orga­nikten kaçınılan bir gıdanın, meditasyondaki bir dakikalık cid­diyetsizliğin sonucunda ağır faturalar çıkabilir.

Hayatımızın üzerindeki kontrolün devletin klasik aygıtla­rınca kaldırıldığı varsayımı bir bakıma gerçeklik taşır; fakat o derece minimal, yerel denetleyiciler ve otoriteler vardır ki sizi teslim alır. Bu açıdan performans düzenindeki otorite anlayışı beden, süreklilik, sağlıklı kalma, iyi iş sahibi olma, evde ve işte huzur gibi yaşamın tamamım kapsayan konulara has kılınır.

Bir süreklilik sağlamak, korkuları büyütmek ve sebepsiz kaygıları besleyerek ontolojik sorgulara gitmek yeni itaat kül­türünün sonucudur; bu elbette insan varlığının ürkek, korkak, zemine sağlam basmayan karakterini destekler. Öyle ki geleneksel ve klasik insani değer yargılarımızı bile göz ardı eden gerçeklikle karşı karşıya kalabiliriz. Kimi zaman diğerkâmlığı büyüten insanımız performans düzeni içinde kalınca tüm bize özgü hasletleri yitirip, mekanikleşebilir.

İntihar girişimlerine bakınca bunu net görebiliriz; sabırsız, aceleci, işe yetişme derdinde naz çekmekten hazzetmeyen bi­rey intihar girişiminde bulunanların sorunlarını yok sayabilir.

Trafikte geçirdiği vakti intihar edenden çıkarabilir; o sebeple “atlıycaksan atla da işe yetişelim” diyebilir. Dedi de zaten, iki bayan atlayıp atlamamakta kararsız olan, bir tutamak arayıp dertleşmek, halleşmek isteyen adamın nazını çekemediği için boğaz köprüsünden ellerini bırakmasına sebep olurlar. Bir başka olayda atlamayanı dövenlerle karşılaşırız. Hayatın bize biçtiği rollerden çok performans düzeni ve itaat kültürünün vakit aralıklarına, programlarına uymakla yükümlüyüz çünkü.

Finans sektörünün tümü ciddi performanslar ve itaat kül­türü gerektirir; vaktinde yatırılmayan kredi, faturalar ağır so­nuçlar açar. Kredi zaten başlı başına itaat demektir, öyle bir itaat ki sorgulamadan mecburiyetlerin açtığı yolda siyasal ha­yatı da yönlendirir.

Kredi bu yüzden “gönüllü kölelikken öteye geçmez; kredi ödemek için performans düzeninin gereklerini yerine getir­melisiniz. Eviniz sizin değildir, arabanız da… gittiğiniz yerler, attığınız her adım, sağlığınız bankanın kontrolündedir. Kredi kartıyla yapılan ödemelerden ne yediğiniz, ne içtiğiniz, neye ne kadar para harcadığınız çok net takip edilebilir.

Mekânda, zamanda, tahayyüllerde özgür olamazsınız. Bu yüzden siyasal manada özgürlük taleplerinin ne kadar gülünç, acı verici olduğunu hatırlatmak gerekir.

Kamuda görev almak için onlarca sınava giren, burslarla, kredilerle, faturalarla hayatını idame ettiren, performans dü­zeninin ürünlerini kullanan, yeni itaat ve gözetleme kültürü­nün aparatlarıyla yaşayan… sosyal medyada, cep telefonunda, internette var olmayı seçen bireylerin siyasal iktidardan özgür­leşme talebi pranganın, esas otoritenin neresi olduğunu göz­den kaçırmamıza neden olur.

İtaat kültürünün, performans düzeninin iyi yönleri olabilir mi; söylemlere bakılırsa her kerden bir iyi çıkarmak mümkün ve gerekli.

Selfinin zararlarını izale etmek için geliştirilen yazılım­la selfiyle hastalık teşhisinde bulunabileceği haberleri bunun sonucudur. Dronla kişilik testi de yapılıyormuş… dron pazarı kurulan bir ülkede, herkesin herkesi gözetlemeye meraklı ol­duğunu açık ettiği atmosferde performansla var olma çaba­sı, bir başkasını itaate sürükleme çabası kişilik testi yapıldığı haberleriyle masumlaştırılabilir. Modern korsanların perfor­mansları da bunu gösterir. Otel kapılarını, hastaneleri, bankaları, elektronik her şeyi açarak ya da kilitleyerek fidye istemek performans gösterisini de peşinden sürükler.

Tasarım, İtaat, Yüceltme

Sanal âlemdeki terör haberleri de bunun göstergelerinden; sokak yanında burada da terör estirenler yeri geldiğinde PKK, kimi zaman IŞİD olabilmekte… bir sanal korsan vaziyete göre AK Partili duruma göre Sünni, ateist, ırkçı olabilmekte. Bu ki­şilik bölünmesi, performans düzenine ayak uydurma çabası ve rolü farklı insan portresini koyultur. Dijital-teknoloji festival­leri, elektronik pazarlar sanalda var olmanın, itaat kültürünü aşmaya niyetli ama tam da ona eklemlenmiş yapının sonucu olarak güçlü bir kariyer hesabının sonucu dolaşılır.

Ne kadar çok “dolaşırsan” operasyon çekersen, trolleme yaparsan, sanal terörizm sergilersen o kadar başarılı olursun.

Kötülüğün değil itaate varan boyun eğdirmenin bir başka versiyonundan bahsediyoruz; dijital çıraklar, ustalarının izin­den giderken “baştan çıkarılacak müşteri” kadar, itaat düzeni­ni geliştirecek yollar inşa eder.

Performansına göre var olması kariyerindeki basamakları tırmanmasına yardımcı olur; etik değerlerle yaptığı işi sorgu­layanlar itaat kültürünün mecburiyetlerinden bahseder. Kendi kitlesi için kitleleri hareketlendirecek, siyasi söylemi belirleye­cek bir performans sistemi çökertmez tam tersine güçlendirir.

Buradaki güç istenci, kişinin kendi yönlendiriciliğini mut­laklaştırma zannıyla birleşir… gönüllü kölelik performansı yüksek spekülasyonlarla kanıtlanır aslında.

Performans düzeninde bireyleri kavramların gücüyle do- mine etmek çok basittir… kapıcılar için “apartman görevlisi”, çöpçüler için “temizlik görevlisi” dediğinizde otomatikman bir kariyer, statü de belirlemiş olursunuz. Sıradan ve en alt düzey iş tanımı kendini öteki mesleklerle eşitleyebilir… bunu itaat kültürünün basit düzeneği diye tanımlayabilirsiniz.

Hâlbuki performansa dayalı var olma kriteri çalışmaktan çok çalışıyor gözükme, gözü yükseklerde olduğunu ispatlama yani kurslara, spora yazılma, hafta sonu etkinliklerine katılma, kendini geliştirecek faaliyetler yapma, mesela Avrasya Mara­tonunda yarışma olarak kendini gösterebilir. Fitness, yüzme, tenis, koşu performansı itaatte gösterme, itaat kültürünü per­formans düzenine yedirme biçiminde gelişebilir.

Geleceğe yönelik mesleklerin neler olduğunu belirleyen irade bu dünyada var olmak için hangi kıstaslara sahip olun­ması gerektiğini önceden belirliyordur.

İnsan vücudu tasarımcısı gibi bir meslek kodlanmış… bir yanıyla kendini tanrılaştırabilme imkânı sağlıyor öte taraftan otoriteyi performansla birleştirerek yepyeni “form”ların ortaya çıkmasını sağlayabiliyorsunuz.

Uzay turu rehberi olmak isteyenler de ciddi gayret göster­melidir. Dijital kültür ile ilgili içerikler hazırlamak kadar onla­rın yorumculuğunu yapmak, eleştirisini getirmek, kritik etmek de etkili bir meslek ve otorite arayışıdır. Bizatihi performansa dayak, gelişmeleri takip etmeye bağlı ve itaat ettirmek isterken aslında yeni itaat kültürünü destekleyen birey rolü söz konu­su. İç mimar, çevre mühendisi gibi mesleklerin düzenleyici, otoriter konumu yerini daha üst bir tanrısal bakışa bırakabilir, yaşam alanı tasarımcısı bütünüyle gündelik hayatı düzenleyen “püf noktaları”nı elinde tutar.

Biyohacker gibi insan genetiğini yönlendirebileceğini zan­neden yeni itaat kültürü, istenen ölçülerde insan üretimini ra­hatlıkla sağlayabileceğini düşünür.

Siz istediğiniz ahlakta, fiziki yapıda, manevi hasletlerde in­san siparişi veriyorsunuz genetikçiler üretiyor! Tabi bir haset durumunda biyohackerlere müracaat edip hasımlarınızı “bo­zabilirsiniz.”

Küresel medeniyet, kapitalist dünya sistemi eko-politik ile bir düzen tesis etmenin ötesinde, itaat kültürünü büyütmenin çok daha ilerisinde dünya, insan, varoluş hakikatiyle oynayabileceğini, değiştirebileceğini düşünür. Doğal olarak bu me­tafizik bakış açısı, ontolojik iddianın geldiği yeri işaret eder. Perfomans düzeniyle insanın sınırlarını zirveye çıkaran, zih­nen, fizik açıdan hep yukarıyı düşünüp “dingin hayatı” unutan insan, aynı zamanda sisteme bakamaz olur, itaat kültürünün gereklerini kendiliğinden yerine getirir. Gözetleme toplumunun ötesinde, güçlü, dönüştürücü, özne rolüyle itaat kültürüne eklemlendiğinin farkında olmayan insan portresi küresel me­deniyeti mutlaklaştırıyor.

(İtibar, 2017, sayı:75)

Ercan Yıldırım – Türkiyenin Yeni Kültürü,syf.30-314

Muhammed Ali

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir