Orucun Verdiği Ders:”Sen Bir Kulsun ve Acizsin!”

Kim bilir belki de gün içinde İftar vaktine kaç saat / dakika kaldı diye sık sık saatinize bakıyorsunuzdur. Belki de iftarı iple çekerken “keşke dün sahurda şunu da yeseydim, bunu da yeseydim” diye hayıflanıyorsunuz, “neden daha fazla yemedim sanki” diye kendinize kızıyorsunuz, bu geceki iftar ve sahur için diş biliyorsunuzdur. Eğer böyleyse korkmayın, endişelenmeyin! Kul olduğunuzun farkına varmışsınız demektir.

İnsana “kul” olduğunu hatırlatmanın en kestirme yolu onun “âcizlik” ve “zayıflık” yönlerini ortaya çıkarmaktır. Zira insan ancak, kendisinin “aciz” ve “zayıf” olduğunu, Rabbinin ise “Sonsuz Kudret Sahibi (Kadîr)” ve “Sonsuz Güç Sahibi (Kavi)” olduğunu kavradığı anda kulluğunun tam anlamıyla farkına varır. Eğer kendisini Rabbine muhtaç görmezse azmaya, yoldan çıkmaya başlar. Daha ilk inen sûrede Rabbimiz ne buyurdu: “Hayır! Gerçekten insan kendisini Rabbine karşı ihtiyaçsız hissettiğinde azmaya başlar!” (Alak, 6-7)

Şimdi düşünün… Firavun, Mısır’ın hükümdarı iken kendinde güç ve kudret vehmediyor, Rabbini tanımıyor, halkına “ben sizin en yüce Rabbinizim” diye hitap ediyordu. (Nâziât, 24) Ancak ondaki bu kibir, boğulma anında gitti ve “İsrailoğullarının inandığı ilahtan başka ilah olmadığına inandım” dedi. Allah da ona şöyle buyurdu: “Şimdi mi (iman ettin)! Halbuki daha önce isyan etmiş ve bozgunculardan olmuştun.” (Yunus, 91) Evet, Firavun, kendisinin âciz ve zayıf olduğunu ancak iş işten geçtikten sonra son nefeste fark etti ama bu onu kurtarmaya yetmedi.

Sadede gelelim…

İnsana, âcizlik ve zayıflığını oruç kadar hissettiren bir ibadet yoktur. Oruç, insanın kendi kendisine yeterli olmadığını, Rabbine ve O’nun nimetlerine muhtaç olduğunu hissettirir. İnsan normal zamanda her acıktığında yemek yediği, her susadığında su içtiği için ne bu nimetlerin önemini fark eder, ne de kendisinin âcizliğini.ve zayıflığını. Ancak oruçlu iken dili damağına yapıştığında, el ve ayağında derman kalmadığında bilir ki kendisinde vehmettiği güç ve kudret aslında kendisinin değilmiş… Rabbinin nimeti olmasa o bir hiçmiş…. Rabbi ne kadar da kuvvet ve kudret sahibi, verdiği nimetlerle ne kadar da merhamet sahibi imiş… Aslında bu halimiz, ancak sudan çıkarıldığında suyun farkına varan balığın durumuna benziyor. Biz de “sudan çıkmış balık gibi”yiz!

Firavun’da bulunan nefisten hepimizde var… Çoğumuz, belki de Firavun gibi imkân ve fırsatlara sahip olsak Firavunlaşabilecek durumdayız. İşte oruç bize her daim “haddini bil, kulluğunun farkına var. Sen Rab değil kulsun” diye hatırlatıyor.

Kim bilir, belki de -bir hadis-i kudside belirtildiği üzere- Rabbimizin “Âdemoğlunun her ameli kendisi içindir ancak oruç hariç. O, benim içindir ve karşılığını da ancak ben veririm”
(Buhârî, Müslim) demesinin hikmetlerinden birisi de budur.

Evet, Allah karşısında acziyetimizi hiç bir ibadet oruç kadar açık ve net ortaya koymuyor.

Hâsılı ey azizler! Âcizliğinizi anlamak için denizin dibini boylamanıza, boğulma raddesine gelmenize gerek yok, oruç tutun yeter!

Rabbimiz orucun mânâsını hakkıyla idrak edip gereğini yapmayı cümlemize nasip eylesin. Tuttuğumuz oruçları kabul eylesin.

(Soner Duman/1.Ramazan.1439/16.Mayıs.2018/Çarşamba)

Yazar: Muhammed Ali

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*