Mustafa İslamoğlu’nun Yanlışları-3

Mustafa İslamoğlu'nun Yanlışları-3

Mustafa İslamoğlu: Muhaddislerin raviler hakkındaki görüşleri zann-ı galib ve tekil olaylardan yola çıkarak vardıkları İÇTİHADDIR. BİRİNİN GÜVENİLİR DEDİĞİNE DİĞERİ GÜVENİLMEZ DİYEBİLİR. Buhari’nin güvenilir dediği 400 raviye arkadaşı ve öğrencisi Müslim güvenilmez derken, Müslim’in güvenilir bulduğu 600 raviyi Buhari güvenilir bulmamıştır. HER İÇTİHAD SAHİBİNİ VE O ALİME İTTİBA EDEN KİMSEYİ BAĞLAR. FAKAT RAVİLER HAKKINDAKİ İÇTİHADLARI MUTLAK KABUL ETMEK CEHALETİN DANİSKASIDIR. (1)

Tenkit: İslamoğlu’nun verdiği bu bilgi yanlıştır..Doğrusu:

İbni Hacer şöyle dedi: “Buhârî’nin, kendilerinden hadis almakta Müslim’den ayrıldığı râvîler 430 küsur kişidir. Bunlardan zaîflik lafı edilenler 80 kişidir. Müslim’in kendilerinden hadis almakta Buhârî’den ayrıldığı râvîler 620 kişidir. Bunlardan zaîflikle laf edilenler 160 kişidir.” Bundan sonra ibn Hacer şöyle dedi:

“Haklarında söz edilenlerden olup da Buhârî’nin hadis aldığı kim­selerin çoğu, kendilerine kavuştuğu, meclislerinde oturduğu, hâlleri­ni tanıdığı, hadislerine muttali’ olup sağlamlarını gevşeklerinden ayırdığı kendi üstatlarıdır.” [Hedyu’s-Sârî, s.9.]

Dolayısıyla hakkında güvenilmez, zayıf gibi cerhler olsaydı rakamlar 80, 160 olmayacaktı..

* Sahiheyn’in ricalinden toplam 210 kişi cerhe maruz kalmıştır. Zayıf oldukları ileri sürülen bu ravilerden 32’si hem Buhârî ve hem de Müslim’in ricali arasında yer alırken 78’inde Buhârî, 100’ünde de Müslim teferrüd eder. Yani Müslim’in cerhedilen râvisi daha çok. İbnu Hacer: “Cerh, isnadı yaralayıcı çeşitten olmasa bile, cerh edilmeyenlerden almak, cerh edilenlerden almaktan daha iyidir” der.

* Şu da bilinmeli ki, Buhârî’nin, teferrüd ettiği zayıfların çoğu, Buhârî’nin bizzat tanıdığı şeyhleridir. Yani bazıları onları zayıf addetmiş olsa bile Buhârî, şahsen tanıdığı, ahvalini yakından bildiği için bu çeşit cerhin ehemmiyeti kalmamaktadır. Halbuki Müslim’in cerhedilen râvileri çoğunluk itibariyle Müslim’in temas ettiği kimseler değil, daha önceki tabakalara mensup kimselerdir. Müslim’in onları şahsen tanıması mümkün değildir, dolayısıyla bunlar hakkındaki cerh muteberlik kazanmaktadır.

* Buhârî’nin, Müslim’e nispetle teferrüd ettiği râvilerin sayısı 430, Müslim’in Buhâri’ye nispetle teferrüd ettiği râvilerin sayısı 620’dir. Burada görülen fark da Buhârî lehine bir durumdur. (2)

Burada asıl mesele bir hadisin Buhari ve Müslim’in Sahihlerinde olmamasının o hadisin ve ricalinin zayıf görüldüğü anlamına gelmemesidir. Teferrüd illaki ta’zif manasına gelmez..Tercih olarak ta değerlendirilebilir. Örneğin İmam Buhari, hoca ile talebe arasında lika’yı yani yüz yüze gelmeyi şart koşarken Müslim, muâsara’yı yani aynı asırda, görüşebilmiş olma şartları dâhilinde yaşamış olmayı yeterli bulmaktadır. Bu demek değildir ki İmam Müslim’in bu koşulda aldığı hadislerin ravileri İmam Buhari’ye göre zayıf ve güvenilmezdir..Sadece titizlik ve yöntem farkına işarettir: Ricalde ikinci tabaka Adalet ve Zabt vasıfları yönüyle birinci tabadaki râviler gibi olmakla beraber, şeyhi ile beraberliği az olan ve bu sebeple şeyhinin rivayetleri hakkında fazla mümaresesi, bilgisi olmayan kimselerdir. Bunlar itkânda birinci tabakadan geridirler.Bir hadisin sahih addedilmesi için Müslim bu azıcık beraberliği yeterli bulur. Buhârî’ye göre bu vasıftaki râvinin rivayeti bir bâbta asıl olmazken, Müslim’e göre olmaktadır. (3)

Buhari tüm sahihleri toplama gayreti içinde olmadığını açıkça dile getirir:

1-Buhârî, sahih olan bütün hadisleri derlemenin kitabın hacmini büyüteceğini düşünerek bu yola gitmediğini, ancak sahih olmayan hiçbir hadisi de eserine almadığını belirtmiştir (İbnü’s-Salâh, Muķaddime, s. 168). Onun eserine el-Câmiu’l-müsnedü’s-sahihu’l-muhtasar min umûri Resûlillâh sallallahu aleyhi ve sellem ve sünenihî ve eyyâmihî adını vermesi de sahih olan bütün hadisleri derlemeyi düşünmediğini göstermektedir. Aynı düşünceye sahip olan Müslim de sıhhatinde muhaddislerin ittifak ettiği hadisleri derlemekle yetindiğini söylemiştir (Müslim, “Śalât”, 63).

2-Sahih olan bir hadisin Buhârî ile Müslim’in benimsediği şartlara uymaması, senedinin bir başka sahih rivayete göre daha düşük seviyede olması, diğer hadis âlimlerinin sika kabul ettiği râvileri Buhârî ile Müslim’in güvenilir bulmaması, bir hadiste başkalarının fark etmediği gizli bir kusuru (illet) onların görmesi ve aynı değerde olan iki sahih hadisten birini tercih etmeleri gibi sebeplerleSahîhayn’da yer almaması o hadis için bir kusur sayılmaz. Eserine “sahih” adını veren hiçbir musannif kitabındaki bütün hadislerin sahih olduğunu söylememiş, fakat Buhârî ile Müslim’in sahih olmayan hiçbir hadisi eserlerine almadıklarını belirtmeleri ve bunun doğru olduğunun anlaşılması sebebiyle Nevevî’nin dediği gibi İslâm ümmeti, bu iki eserdeki hadislerin tamamının sahih ve bu hadislerle amel etmenin vacip olduğu hususunda görüş birliği etmiştir (Nevevî, Tehzîbü’l-esma, s. 143). (4)

***

(1) http://www.mustafaislamoglu.com/HD509_kaza-orucu-olanin-eda-orucu-kabul-olmaz-mi-.html
http://www.sevde.de/islam_Ans/S/20.htm

Hadis kitaplarının değeri


(2) http://kitap.ihya.org/hadis-tarihi/konu-689.htm

İmam müslim kimdir? hayatı ve eserleri


(3) http://kitap.ihya.org/hadis-tarihi/konu-639.htm
(4) http://ahmednazif.blogspot.com.tr/2014/07/mustafa-islamoglunun-sahih-i-buhari.html

http://ahmednazif.blogspot.com.tr/2015/01/mustafa-islamoglunun-yanlslar-3.html

Yazar Hakkında: Muhammed Ali

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*