Musibetlerin En Büyüklerinden Birisi…

Musibetlerin en büyüklerinden birisi de: Ecnebilerden gelip içimize girmiş, onların hissiyatları ile meşbu’ tarz-ı üslüblarındaki, hamele-i din ve medrese âlimlerine karşı hiss-i istihfafdır. Halbuki bu din âlimleri şu insanların kâffesinden daha çok hürmet, merhamet ve muhabbete layıktırlar. Hem de kusur ve hata onların vücûdundan değil, belki zamanın müsaadesizliği ile kâmil muhakkiklerin bulunmamalarındandır. Evet, din âlimleri İslâmiyetin direkleridirler.

Bu münasebetle; bir zaman işittim ki, birisi evinin damı altındaki direkte bir gevşeklik ve zaafiyet görür.. Onun yerine kuvvetli bir direk koymadan evvel, o zaif direği sallamağa başlar.. haliyle evin damı başına yıkılır.

Hem gördüm ki; birisi Hz. İmam-ı Ömer’in (R.A.) celalet ve büyüklüğüne delil getirmek yolunda, boyunun bir minare cesametinde olduğunu söyledi. Başka birisi de Hz. Ömer’in büyüklük ve celaleti, onun ruhunun azametinden kinayedir diye olan hakikatı ikame etmeden evvelki adamın delilini çürüttü. O da dedi ki: “O halde Hz. Ömer de bizim gibi birisi imiş!..” Feteemmel!.

Hem müşahade ettim ki: Birisi, dininde salabetli bir adamın taasubuna hücum ediyordu. Lakin salabet-i diniyenin kıymet ve ehemmiyeti olan takva, hakda sebat, ahlâkta metaneti, delil olarak yerine ikame etmeden önce… İşte bu adam, o fakirin salabet-i diniyesini böylece ifsad etmiş oluyordu..

Evet, kim ki evinin tavanı altındaki zaif direği çekmek istiyorsa, evvelen onun yerine kuvvetli bir direkle muhafaza altına aldıktan sonra kaldırsın. Yoksa bilmeden evi harab etmiş olacaktır.

Hem bir fâsid delili iptal edip çürütmek isteyen adam, sahih bir delil ile hak olan neticeyi tesbit ettikten sonra etsin. Aksi halde düşünmeden ifsad etmiş olur.

Hem taassuba hücum etmek isteyen kimse, evvelâ salâbet-i diniyenin hürmetini muhafaza altına aldıktan sonra hücum etsin. Yoksa şuûru ermeden idlâl etmiş olur.

Said Nursi r.h – Asar-ı Bediiyye

Yazar: Muhammed Ali

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*