Modernite’nin İndirgemeci İnsan Tasavvuru

indirgemeci insan tasavvuruTarih boyunca insana saadetini sağlamak iddiasında bulunan her yanıtın en çok zorlandığı, idealler/fikirler ile gerçekliğin en çok çatıştığı alan, hiç şüphesiz kişinin inancını/görüşünü korumadır. Çünkü ister beşerî, ister dinî her inanç ve görüş varoluşunu, büyük oranda, bir başkasının varlığını ortadan kaldırmakta görmüştür. Yanıtın –ilkece- hem kendi benimseyenlerinin, hem de katılmayanlarının inanç ve görüşlerini koruması, onun kuşatıcılığını ve derinliğini gösterir. Bu nedenle, başka yanıtlara karşı olmak, o yanıtları benimseyen insanın canına, aklına, soyuna ve malına kastediyorsa, hem kısa hem de uzun vadede insanlık için tehlike arz eder. Bir yanıt, nihayetinde kendi aleyhinde bile olsa, başka yanıtları korumakla anlam ve değer kazanır. İlkece, başka yanıtlara saldıran, onları yok etmeye çalışan, yaşama hakkı tanımayan yanıtlar, iç güvenlik sorunu taşıyan yanıtlardır. Kendinden emin olamayanlar başkalarının varlığını tehlikeli bulurlar çünkü.

Her ne olursa olsun insan denilen soru’ya verilen her yanıt, insana öngörülebilir bir hayat sunmak zorundadır. Canı, aklı, nesli, malı ve inancı koruyamayan bir yanıt, yanıt değil; yanlış yola götüren daha karmaşık bir sorudur. Sonuçta, insanın hissî, vicdanî ve aklî yapısını beraberce dikkate alan, can, akıl, nesil, mal ve inanç sınırlarını koruyan her yanıt, insanı âbid, âşık ve nâtık kabul eden itidal sahibi, mutedil bir yanıttır. Bu nazarî çerçevede, modernitenin yarattığı çağdaş ideolojilerin, çözümlerin ve yaklaşımların, -kanımızca- en önemli alamet-i farikası, insanı üç boyutlu bir var-olan olmaktan çıkartıp indirgemeci yanıtlara mahkum etmelerinde aranmalıdır.

Yazar Hakkında: Muhammed Ali

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*