M.İslamoğlu’nun Neshi Kabul Eden Alimleri Tahrifçi Olarak Göstermesi

M.İslamoğlu'nun Neshi Kabul Eden Alimleri Tahrifçi Olarak Göstermesi

(Yahudileşme Temayülü Adlı Kitaptaki Saçmalama Temayülleri-8)

 

İslamoğlu’nun Mezhep imamları hakkındaki Çelişkisi

 

İslamoğlu, “b) Nesh” ve “tahsis” adı altında yapılan tahrifat” başlığı altında Bakara suresinin 85. ayetini veriyor ve şöyle diyor: “Bu ayetin içerisinde bulunduğu ayetler gurubu İsrailoğulları’nın Yahudileşme sürecinden söz etmektedir. Bu ayetin tamamını göz önüne aldığımızda, Allah’ın hükümlerinin bazısını tutmamanın ya da geçersiz saymanın adı “Kitabın bir kısmına inanıp bir kısmını inkar etmek” olarak konulmaktadır”… “Ümmeti Muhammed de “nesh” meselesinde İsrailoğulları’nın düştüğü yanlışa düştü.”[1] diyen sayın İslamoğlu, sonrasında da: “İslam şeriatında nesh vaki olmuştur. Ancak bu yukarıda verdiğimiz sahih rivayette görüldüğü gibi tamamen kaldırılma ya da unutturulma şeklinde gerçekleşmiştir. Sahabe ve tabiinden bir çokları da bu görüştedir Onların nesh ayetinde ki “ev nünsiha” ibaresini nasıl tefsir ettiklerini yukarıda dipnotta verdik. Kur´an´ın iki kapağı arasında yazılı olup da hükmü geçersiz olan hiçbir ayet yoktur. Şeriatların maksatlarından biri olan “tedricilik” sünnetini göz önüne almayan bir kısım ulema, bazı ayetler arasında çelişki olduğunu zannedip bir kısmını bir kısmıyla mensuh addetmişlerdir.”[2] demektedir.

[1] Yahudileşme Temayülü,164-195.

[2] Yahudileşme Temayülü, 164, 166 – 196, 198 .(1)

 

Tenkit:

 

1...İslamoğlu’nun ifrat görüş olarak nitelediği neshi, ümmetin büyük çoğunluğunu oluşturan Ehli Sünnet ittifakla kabul etmiştir. Kendisinin benimsediği görüşü ise Mutezile’den Ebu Müslim el-İsfahanî, (ö.322h.) kendisinden nakledilen bir görüşe göre, benimsemiştir.[1] İslamoğlu burada da meseleyi enine boyuna araştırmadan neshi kabul eden herkesetahrifçi yaftasını yapıştırmıştır. Şayet neshin ne manada kullanıldığına bakmaksızın neshi kabul etmek, İsrailoğulları’nın düştüğü tahrif yanlışına düşmekse, yazarımızın kendisi de aynı tahrif yanlışlığına düşmüştür. Çünkü şartlı da olsa kendisi de neshi kabul etmektedir. Şimdi İslamoğlu’nun, esasta “nesy” denen unutturmaya nesh adı vererek benimsediği neshe dönelim. O şöyle diyordu: “İslam şeriatında nesh vaki olmuştur. Ancak bu yukarıda verdiğimiz sahih rivayette görüldüğü gibi tamamen kaldırılma ya da unutturulma şeklinde gerçekleşmiştir. Sahabe ve tabiinden bir çokları da bu görüştedir. Onların nesh ayetinde ki “ev nünsiha” ibaresini nasıl tefsir ettiklerini yukarıda dipnotta verdik.”[2]

Oysa Taberi’den verdiği bu dipnotta (Bk: Taberî Camiu’l-Beyan, c.1, s. 475- 477) isimleri zikredilenlerin -sahabe ve tabiin de dahil olmak üzere- hepsi de neshi kabul etmektedirler. Ne ki sayın İslamoğlu kaynak verdiği kitaba ve ele aldığı ayete de yanlı baktığı için ne ayetin dediğini ne de kaynağın dediğini objektif olarak görebilmektedir. Çünkü Bakara 85’nci ayette iki ifade yer almaktadır; birisi unutma anlamına gelen “nesy” diğeri ise ortadan kaldırma anlamına gelen “nesh”. Haliyle büyük müfessir Taberî’de tefsirinde önce neshi sonrasında da nesy’i vermek suretiyle her ikisi hakkında sahabe ve tabinin görüşlerini açıklamıştır. İslamoğlu ise sadece -hadislere yaklaşımındaki gibi- benimsediği konuya uyan noktayı öne çıkararak diğerini görmezden gelmiştir. Burada yazarın objektif olmadığını göstermekle yetiniyorum. İtirazlarına cevap ise daha geniş bir çalışma konusudur. Ayrıca yazarın kadı Ebu Bekir İbn Arabi’yi de yanlış anladığını belirtelim. Çünkü nesh konusunda İbn Arabi’nin İslamoğlu’nun bahsettiği gibi abartılı görüşleri yoktur. Yazar kitapta çeşitli görüşleri serd eden İbn Arabi’nin ifadelerini anlamadığından olsa gerek bu görüşlerin ona ait olduğunu sanmıştır.[3]

[1] Vehbe Zuhaylî, “Usulü’l-Fıkh”, Daru’l-Fikr, Beyrut, 1406, c.2, s. 947; Gazalî, “el-Mustasfa” Daru’l-Kutubi’l-İlmiyye, Beyrut, 1403, c. 1, s. 111.

[2] Gazetenin dağıttığı nüshada “ev nünsiha” diye geçer. Son baskı bu olduğundan bunu esas aldık. Benim elimdeki Ocak 1995 yılına ait olan nüshada burası “ما ننسخ” diye geçmektedir.

[3] Geniş bilgi için İslamoğlu’nun “Ahkamul Kur’an”dan kaynak gösterdiği yerlere ve yine İbn Arabi’nin “en-Nasih ve’l-Mensuh” Kahire: Mektebetü´s-Sekafeti´d-Diniyye, 1992, c. 2, s. 206’ ya bakılabilir. (1)

 

 

2…Hanefi fıkhında nesh:

Nesh, Hanefi mezhebinde geniş ve önemli bir yer tutar. Nitekim Ebu Hanife’nin Kitab ve Sünnette neshin mevcudiyetini kabul ettği ve bilhassa nasih ve mensuhu ayırmada çok titiz davrandığı belirtilir.[1] Ebu Hanife, Kur’an’daki neshle ilgili olarak şöyle der: “Biz biliyoruz ki, Hz. Peygamber iki çeşit tefsir etmezdi. Onun nasih olanını bütün insanlara na­sih olarak açıkladı, mensuh olanını da insanlara mensuh olarak açıkladı”.[2]

Hadislerdeki neshle ilgili olarak da o, şunları söylemektedir: “Bu riva­yetler böylece ihtilaflı olarak geldi. Çünkü bunların içinde nâsih de var, mensuh da. “Biz nasıl duymuşsak öyle rivayet ederiz diyorlar”. Yazık onla­ra, akıbetlerinin ne olacağına ne kadar az önem veriyorlar. Oturup, insanlara bazılarının mensuh olduğunu bildikleri hadisleri rivayet ediyorlar. Halbuki bugün, mensuhla amel etmek dalalettir, insanlar da onların rivayet ettiği ha­disi alıp sapıtacaklar”.[3] Hanefilere göre neshin geçerli olup olmadığı yerler şunlardır:

1- Allah’ın isim ve sıfatlarında nesh olmaz.[4]

2- Kendisinde, “hâlidîne fîhâ ebedâ” gibi ebedîlik bildiren ve “ilâ yev-mi’l-Kıyâme” gibi hükmün kıyamete kadar yürürlükte olduğunu ifade eden lafızların bulunduğu meselelerde nesh cari olmaz.[5]

3- Hz. Peygamber’in koyduğu ve hayatında neshetmediği hükümler on­dan sonra nesh olunamaz. [6]

4- Nesh emir ve nehiylerde olur [7] ve bu da ancak Kitab ve Sünnete münhasırdır. [8]

Nesh dört şekilde vaki olur:

  1. Kitabın Kitapla neshi
  2. Sünnetin Sünnetle neshi
  3. Kitabın Sünnetle neshi
  4. Sünnetin Kitapla neshi.[9]

Serahsi’nin belirttiğine göre, ilk iki kısımdaki neshin cevazı konusunda ulema arasında ihtilaf yoktur. İmam Şafii son iki kısmı kabul etmez. [10]

—-

[1] Saymerî, Ahbâr, 25.

[2] Ebu Hanife, el-Alim ve’1-Müteallim, 13.

[3] Age.. 13.

[4] Age., 13;Pezdevî,Usul, III, 163.

[5] Serahsî, Usul, II, 60; Pezdevî, Usul, III, 164.

[6] Aynı yerler.

[7] Ebu Hanife, el-Alim vel-Mûteallim, 13.

[8] Molla Hüsrev, Mir’at, 201.

[9] Serahsî, Usul, II, 67.

[10] Serahsî, Usul, II, 67.

(Dr. İsmail Hakkı Ünal, İmam Ebu Hanife’nin Hadis Anlayışı Ve Hanefi Mezhebinin Hadis Metodu, Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları)

 

Eleştiri:

Bu yaklaşıma göre İslamoğlu nazarında dört mezhep imamı dahil ehl-i sünnet islam alimleri tahrifçidir..Garip olanı ise İslamoğlu’nun kendisinin de bu tahrifçi dediği alimlerden biri olan İmam-ı Azam’ı takliden namaz kıldığını beyan etmesidir..Eğer bu alimler tahrifçiyse ve taklit İslamoğlu’na göre yerilmiş bir husus ise iki kat çirkinliğin birbirine eklendiği bu hususta İslamoğlu neden tahrifçi bir fakihi taklit etmekte; bunun yerine kendi fıkhını üretip, kendi namaz anlayışının içtihatlarını ortaya koymamaktadır? Veya, yazıdan bu sonuçların çıkmasına rızası yoksa, İslamoğlu bu gibi genelleyici cümlelerinin hedefinin nereye vardığını bilmiyor mu? Eğer biliyorsa bir yerde tahrifçi dediği bu alimleri başka yerde neden temize çıkarıyor?

İslamoğlu’nun şu sözleriyle neshçi-tahrifçi ulemaya savurduğu eleştiriler çelişmektedir: Mezhepleri tahfif, tahkir ve tezyif etmem. Etmeyi de uygun bulmam. Çünkü mezhepler ve onların imamları bu ümmetin yıldızlarıdır. O mezhepler o mektepler olmasaydı milyonlarca Mü’min nasıl ibadet edeceğini bilmez nasıl davranacağını bilmezdi. Fıkıh hukuktur. Fıkıhsızlık hukuksuzluktur. İmam Şafi’ye, İmam Ahmet Bin Hambel’e, İmam-ı Azam Ebu Hanefi’ye, İmam Malik’e, İmam Cafer’e, İmam Zeyd’e, İmam İbni Hazm’a ve daha burada isimlerini sayamadığım imamlar haklarını helal etsinler. Diğer imamlara nasıl küçümseyici bakarım? Ben bu kadar edepsiz miyim? Hiç benim ağzımdan bunlar için tahkir cümlesi duyduğunuz oldu mu? Aranızda 10 senedir 15 senedir derslerimi devam eden onlarca kardeşimi görüyorum. Bir tek kelime sarf ettim mi? Böyle bir edepsizlikcaiz midir? Doğru olur mu? Biz kıymet bilmezsek bizimde kıymetimizi bilmezler. Kaldı ki bu imamlar bizim semasızın yıldızlarıdır ve bu imamların mektepleri yani mezhepler bu ümmetin gerçekten yollarıdır. (2)

İslamoğlu, büyük fakihlere doğrudan isim vermek suretiyle eleştirip -kendi ifadesiyle- edepsizlik etmiş değildir..Ancak Yahudileşme Temayülü adlı kitabında nesh konusunda ve neshçi ulema dediği ehl-i sünnet alimleri hakkında söylediği genelleyici sözlerin en baş muhatapları bu ümmetin önderleri olan ve ümmetin her konuda fikir danıştığı ve çizgilerini izlediği ulema da yine bunlardır..Eğer İslamoğlu dolaylı olarak yapılan tüm eleştiri ve çirkin sözlerin adresi de bu alimler olduğunun farkında değilse burada daha büyük bir sorunla karşı karşıyayız demektir..Çünkü bu durumda yazar övdüğü şahsiyetlerin fikirlerinden bihaber veya bildiği halde bilmemezliğe veriyor ve asıl niyetini gizliyor veya nabza göre şerbet veriyor demektir..Bu sayılanlardan başka ihtimal varsa onu da kendisi söylesin..

*

(1) http://www.haznevi.net/

(2) http://www.umutfmforum.com/

http://ahmednazif.blogspot.com.tr/2014/03/islamoglunun-neshi-kabul-eden-alimleri.html

Gelen arama terimleri:

  • hanefi mezhebi ve nesh
  • kitabın bir kısmını inkar etmek mustafa islamoğlu
  • nesh hanefi mezhebi

Yazar Hakkında: Muhammed Ali

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*