M.İslamoğlu,Nebi’nin Haram Koyma Yetkisi-1

M.İslamoğlu,Nebi'nin Haram Koyma Yetkisi-1
Nebi’nin Helal ve Haram Koyma Yetkisi Var mı?

Değerli Hocam, Adabına göre sual sormak gerçekten zor bir şey. Bende inşallah bu edep çerçevesinde sorumu sormak istiyorum. Mesele şudur: Tahrim Suresinin ilk ayetleri Allah Rasulünun kendisine bir şeyi haram koymasını konu edinen ayetlerdir. Kendi çevremizdeki arkadaşlarla bu konuyu işlerken, maalesef çok tatsız tartışmalar yaşandı. Maalesef Vasat Ümmet vurgusunu bir türlü gerçekleştiremiyor ifrat ve tefrit arası gidiyoruz. Bir kısım arkadaşlar peygamberin hiç bir konuda hüküm veremeyeceğini helal ve haramların Kur´an´ da açıkça belirtildiğini bunun üzerine peygamberin ilave yapamayacağını, sonuç olarak her haram Kur´anda belirlenmiştir, dolayısı ile Leş, Domuz, kan dışındaki tüm hayvanların helal olduğunu iddia edenler olduğu gibi, Allah Resulünün elçilik görevi dâhilindeki dini hükümlerde helal ve haram koyma yetkisinin olduğunu, daha doğrusu ayetleri yorumlarken böyle bir şey yapabileceğini, örnek olarak ta Araf 157. ayetinde gecen temiz şeyleri helal, pis şeyleri haram kılar ayetiyle izah ettiler. İlk görüşü savunanlar “hüküm Allah’ındır ayetini delil getirerek peygamberin böyle bir şey yapamayacağını savundular. Karşı tarafta Allah Resulünün tebyin görevini izah etmeye çalışsa da bir ittifak çıkmadı maalesef. Ve çıkmadığı gibi arkadaşlar küskün ayrıldılar. Kur´an yolunda ilerlemeye çalışan Müslümanlar, bir taraftan mezhep ve tasavvuf ağırlıklı peygamber tasavvurunu eleştirirken, Allah Resulünün görevini basite indirme gibi bir hataya düşüyorlar sanki! Tahrim suresini sizin tefsirinizden incelemeye çalıştım. Aile Eğitim setinde Tahrim Suresinin işlerken, “Allah Resulünün dini hükümlerde haram koyma yetkisi var biz onun için eşeği kurdu yemiyoruz” şeklinde açıklamanız var. Geçen seneki Tahrim Suresi tefsirinde Allah Resulünün haram koyma yetkisinin olmadığını, sadece yasak koyabileceğini, yasakladığı ipek elbisesini bir sahabenin bitlenmesi sebebiyle giymesini müsaade ettiğini söylüyorsunuz. 3 Muhammed kitabından incelemeye çalıştım, ama yine kafamdaki sorulara cevap olmadı. Meselenin aslı nedir hocam? Gerçekten arkadaşların savunduğu gibi her helal ve haram Kur´anda belirtilmiş midir? Ayette yasaklanan Leş, domuz… Haricindeki hayvanlar helal midir? Yoksa Allah, elçisine bu gibi konularda haram koyma yetkisi vermiş midir?

Aziz mümin,
bu konu burada çözülemez. esasen bu konuda sesler hiç tek sese indirgenemez.
Çünkü:
1. Daha sahabe zamanında bu tartışıldı. Abdullah b. ömer gibi ısrarla tersini savunan sahabiler varken Hz. Aişe ve İbn Mes’ud matumat ve mekulat konusunda Kur’an’ın son sözü söylediğini söylüyorlardı. İlginç değil mi?
2. Aile Eğitimi Serisi’ne medar olan konuşma 1993 yılında yaptığım bir ribat dersi. Tahrim suresi ise ondan 15 yıl sonra verdiğim bir ders. İkisi arasında geldiğim nokta isimlendirmede “haram” yerine “yasak” noktası. Bu fakiri sevindirdi, vesile de siz oldunuz.
3. Bu meseleyi bu düzlemde tartışmak çözümsüzlüktür. Bir tarafın küsmesi sadece cehaletten değil, cehaletin yanında had bilmezlikten. Şafii’nin sözünü tekrarlıyorum: Cahiller susarsa ihtilaf biter. Bu doğru.
4. Sahabe bu mevzuda hassas olmuş. İhtilafa rağmen hiç biri diğerine küsmemiş. O hassasiyeti rivayet geleneğinde görüyoruz. “Nehe’n-nebi an ekli luhumi’l-humuri’l-ehliyye, ve kullu zi nabin mine’l-vuhuş ve kullu zi atnebin mine’l-vuhuş” (Nebi ehli eşek etini, yırtıcılardan pençelileri, kuşlardan gagalıları yasakladı). Yine “Nehe’nr-Nebi an beyateyni fi beyatin vahidetin” (Nebi bir satış içinde iki satışı yasakladı) gibi hadislere baktığımızda -rivayetin lafız değil mana ile nakledildiğini unutmaksızın- sahabe HARRAME’N-NEBİ (NEBİ HARAM KILDI) değil NEBİ YASAKLADI diyor.
5. Zaten öyle olmasa Dabu’un (sırtlan) yenilmesinin cevazını anlayamazdık. Genel ilkeye aykırı. Sırtlan etçil, hatta leşçil. Ama yeniyor. İmam Şafii El-Umm’de gerekçesini “Arap geleneğinde bu hayvanın eti yendiği için” gibi bir gerekçe açıklıyor ki, gerçekten ilginçtir.
6. Nebi’nin ehli eşek etini yasaklaması, yabani eşeği yasaklamadığı anlamına geliyor. O da zebradır. Eğer Nebi’nin yasağı Kur’an gibi mutlak bir haram olsaydı bunu izah edemezdik. Bazı şarihlerin de isabetle belirttiği gibi Nebi ehli eşeği “insanların hacetini gördüğü için”yasaklıyor. Sonuç şu: Nebi’nin yaptığı “haram koyma” değil, “yasak koyma”, illetsiz ve taabbüdi değil, hepsi de illetine mebni yasaklar. Bu durumda şu usul kuralı geçerli olur: İn zale’l-‘illet fekad zalel humk, in ‘ade’l-Ille fekad ‘ade’l-hukm: illet ortadan kalkarsa hüküm de kalkar, illet ortaya çıkarsa hüküm de çıkar.
7. Nebi’nin koyduğu erkeklere altın ve ipek yasağı da asla Kur’an’ın koyduğu cinsten bir HARAM KILMA değildir. Öyle olsaydı Suheyb-i Rumi altın yüzük takar, kendisine itiraz edenlere parmağında altın yüzük ördüğü dört sahabiyi sayar mıydı (Ebu Davud). Yine ipek yasağı da öyle değil. Zira Abdurrahman b. Avf haşerata karşı alerjik olan vücudunu bahane kılarak Rasulullah’tan ipek giyme izni istiyor, o da veriyor. Hatta Halid gerekçesiz giyiyor. Kur’ani haramlarda Rasullullah’ın buna benzer durumlarda asla taviz vermediğini iyi biliyoruz.
8. Konulmuş haram ve yasaklara uyması ve sakınması gereken mübtedi ve mukallitlerin kalkıp Rasulullah’ın haram koyma yetkisi gibi çok çok üst perdeden bir mevzuu tartışmaları yanlış oğlu yanlış oğlu yanlıştır. Sahi bu tartışmanın kendilerine hangi hayrı getirmesini bekliyorlar? Takvalarını artırmış mıdır acaba?
9. Rasulullah’ın beyan etkisinin ne anlama geldiğini Üç Muhammed’de işlediğimiz için geçiyoruz.
Sonuç: Muhkematı bilmeden müteşabihatı tartışanlar, sadece müteşabihatta yanılmazlar, muhkematta da vartaya düşerler.
Vesselam. (1)

 

Tenkit:

Bu yazının tenkit edilecek çok yönü var..Bu yazıda sadece Nehe’n-Nebi , Harrame’n-Nebi aldatmacası üzerinde duracağım:
İslamoğlu’nun verdiği ölçü içinde Nebi haram kıldı veya Nebi’nin dilinden “şu haramdır” kelimleri sadır olmamalıydı..Bakalım öyle mi?

1. Örnek:

1058 – İrbâz İbnu Sâriye es-Sülemî (radıyallahu anh) anlatıyor:”Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)’la Hayber Kalesi’ne indik. Beraberinde başka birçok Müslüman da vardı. Hayber’in sâhibi (lideri) cebbâr, mütekebbir birisi idi. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)’a gelerek:
“- Ey Muhammed! Sizin eşeklerimizi kesmeye, meyvelerimizi yemeye, kadınlarımızı dövmeye hakkınız mı
var?” dedi. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) bu sözlere öfkelenerek emretti:
“Ey İbnu Avf merkebine bin ve şöyle nida et: “Haberiniz olsun, cennet sâdece mü’minlere helâldir, namaz kılmak üzere toplanın!”
Râvi, devamla, der ki: “Cemaat toplandı. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) onlara namaz kıldırdı. Sonra da kalkıp şunları söyledi:
” Sizden biri, (rahat) koltuğuna kurulup, Allah’ın sâdece şu Kur’ ân’da yazdıklarını mı haram ettiğini sanıyor? Haberiniz olsun, vallahi ben (Allah’ın yasaklarını) duyurdum, (Kur’ân’da olmayan hayırlar) emrettim, birçok şeylerden sizleri yasakladım; bunlar, Kur’ân in bir misli kadar ve belki de daha çoktur. Allah Teâla hazretleri, Ehl-i Kitab’ın evlerine izinsiz girmenizi helal kılmamıştır. Kadınları dövmenizi, borçlarını (olan cizyeyi) verdikten sonra meyvelerini yemenizi de helal kılmamıştır.”

Ebu Dâvud, Harâc 33, (3050).
Reference : Sunan Abi Dawud 3050
In-book reference : Book 20, Hadith 123
English translation : Book 19, Hadith 3044

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عِيسَى، حَدَّثَنَا أَشْعَثُ بْنُ شُعْبَةَ، حَدَّثَنَا أَرْطَاةُ بْنُ الْمُنْذِرِ، قَالَ سَمِعْتُ حَكِيمَ بْنَ عُمَيْرٍ أَبَا الأَحْوَصِ، يُحَدِّثُ عَنِ الْعِرْبَاضِ بْنِ سَارِيَةَ السُّلَمِيِّ، قَالَ نَزَلْنَا مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم خَيْبَرَ وَمَعَهُ مَنْ مَعَهُ مِنْ أَصْحَابِهِ وَكَانَ صَاحِبُ خَيْبَرَ رَجُلاً مَارِدًا مُنْكَرًا فَأَقْبَلَ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ يَا مُحَمَّدُ أَلَكُمْ أَنْ تَذْبَحُوا حُمُرَنَا وَتَأْكُلُوا ثَمَرَنَا وَتَضْرِبُوا نِسَاءَنَا فَغَضِبَ يَعْنِي النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم وَقَالَ ‏”‏ يَا ابْنَ عَوْفٍ ارْكَبْ فَرَسَكَ ثُمَّ نَادِ أَلاَ إِنَّ الْجَنَّةَ لاَ تَحِلُّ إِلاَّ لِمُؤْمِنٍ وَأَنِ اجْتَمِعُوا لِلصَّلاَةِ ‏”‏ ‏.‏ قَالَ فَاجْتَمَعُوا ثُمَّ صَلَّى بِهِمُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ثُمَّ قَامَ فَقَالَ ‏”‏ أَيَحْسَبُ أَحَدُكُمْ مُتَّكِئًا عَلَى أَرِيكَتِهِ قَدْ يَظُنُّ أَنَّ اللَّهَ لَمْ يُحَرِّمْ شَيْئًا إِلاَّ مَا فِي هَذَا الْقُرْآنِ أَلاَ وَإِنِّي وَاللَّهِ قَدْ وَعَظْتُ وَأَمَرْتُ وَنَهَيْتُ عَنْ أَشْيَاءَ إِنَّهَا لَمِثْلُ الْقُرْآنِ أَوْ أَكْثَرُ وَأَنَّ اللَّهَ عَزَّ وَجَلَّ لَمْ يُحِلَّ لَكُمْ أَنْ تَدْخُلُوا بُيُوتَ أَهْلِ الْكِتَابِ إِلاَّ بِإِذْنٍ وَلاَ ضَرْبَ نِسَائِهِمْ وَلاَ أَكْلَ ثِمَارِهِمْ إِذَا أَعْطَوْكُمُ الَّذِي عَلَيْهِمْ ‏”
(2)

2. Örnek:

111 – Hz. Aişe (radıyallahu anhâ) der ki: “Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) hanımlarına yaklaşmamaya yemin etti (îlâ kararı verdi) ve (bal yemeyi de kendi kendine) haram etti. Böylece helal olan bir şeyi kendisine haram kılmıştı. Sonra kefâret karşılığında yeminini bozdu”
Tirmizî, Talak 21, (1201).

English reference : Vol. 2, Book 8, Hadith 1201
Arabic reference : Book 13, Hadith 1241

حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ قَزَعَةَ الْبَصْرِيُّ، أَنْبَأَنَا مَسْلَمَةُ بْنُ عَلْقَمَةَ، أَنْبَأَنَا دَاوُدُ بْنُ عَلِيٍّ، عَنْ عَامِرٍ، عَنْ مَسْرُوقٍ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ آلَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مِنْ نِسَائِهِ وَحَرَّمَ فَجَعَلَ الْحَرَامَ حَلاَلاً وَجَعَلَ فِي الْيَمِينِ كَفَّارَةً ‏.‏ قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ أَنَسٍ وَأَبِي مُوسَى ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ مَسْلَمَةَ بْنِ عَلْقَمَةَ عَنْ دَاوُدَ رَوَاهُ عَلِيُّ بْنُ مُسْهِرٍ وَغَيْرُهُ عَنْ دَاوُدَ عَنِ الشَّعْبِيِّ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم ‏.‏ مُرْسَلاً ‏.‏ وَلَيْسَ فِيهِ عَنْ مَسْرُوقٍ عَنْ عَائِشَةَ وَهَذَا أَصَحُّ مِنْ حَدِيثِ مَسْلَمَةَ بْنِ عَلْقَمَةَ ‏.‏ وَالإِيلاَءُ هُوَ أَنْ يَحْلِفَ الرَّجُلُ أَنْ لاَ يَقْرُبَ امْرَأَتَهُ أَرْبَعَةَ أَشْهُرٍ فَأَكْثَرَ ‏.‏ وَاخْتَلَفَ أَهْلُ الْعِلْمِ فِيهِ إِذَا مَضَتْ أَرْبَعَةُ أَشْهُرٍ فَقَالَ بَعْضُ أَهْلِ الْعِلْمِ مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَغَيْرِهِمْ إِذَا مَضَتْ أَرْبَعَةُ أَشْهُرٍ يُوقَفُ فَإِمَّا أَنْ يَفِيءَ وَإِمَّا أَنْ يُطَلِّقَ ‏.‏ وَهُوَ قَوْلُ مَالِكِ بْنِ أَنَسٍ وَالشَّافِعِيِّ وَأَحْمَدَ وَإِسْحَاقَ ‏.‏ وَقَالَ بَعْضُ أَهْلِ الْعِلْمِ مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَغَيْرِهِمْ إِذَا مَضَتْ أَرْبَعَةُ أَشْهُرٍ فَهِيَ تَطْلِيقَةٌ بَائِنَةٌ ‏.‏ وَهُوَ قَوْلُ سُفْيَانَ الثَّوْرِيِّ وَأَهْلِ الْكُوفَةِ
(3)

3. Örnek:

1667 – İbnu Abbâs (radıyallâhu anhümâ) anlatıyor: “Yahudiler, gök gürültüsünün ne olduğunu Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)’den sordular:
“Bulutlara müvekkel olan melektir. Berâberinde ateşten kamçılar var. Bununla bulutları Allah’ın dilediği yere sevkeder”diye cevap verdi.
Onlar tekrar sordular:
“Ya şu işitilen ses, o nedir?”
“Bu, bulutların istenen yere gitmeleri için onlara yapılan bir sevkdir” dedi. Yahudiler:
“Doğru söyledin. Şimdi de İsrail’in Yakub (aleyhisselam)kendisine haram kıldığı şey nedir onu söyle?” dediler. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) :
“Hz. Yakub (ırku’n-nesâ denen) uyluk mafsalından başlayıp dize, topuğa kadar inen. bir ağrıdan muzdarib idi. Deve eti ve sütü dışında kendine uygun gelen (ne yiyecek, ne içecek) münâsip bir şey yoktu. Bu sebeple o da bunları haram etti” dedi. Yahudiler: “Doğru söyledin” dediler.” Tirmizî, Tefsir Ra,d, (3116). (Bu hadisin irtibatlı olduğu Ayette de Haram kelimesi kullanıldığı için sadece metni vermekle yetindim)

4.Örnek:

4563 – Yine Sahiheyn’in bir rivayetinde anlatıldığına göre, Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm (Medine’nin dışına doğru) yürüdü. Önünde Uhud görünmüştü:
“Bu dağ var ya, o bizi çok seviyor, biz de onu seviyoruz” buyurdular. Medine’ye yönelince de:
“Ey Allahım! Hz. İbrahim Mekke’yi haram kıldığı gibi, ben de (Medine’yi) iki dağı arasıyla haram kılıyorum. Allahım, (Medine halkını) müdd ve sa’larınla mübarek kıl” buyurdular.”
Buhari, Fezailu’l-Medine 6; Müslim, Hacc 462, (1365).
(Mekke , Medine Haremi denmesi ispat için yeterlidir)

5.Örnek:

ـ5286 ـ2ـ وعن علِيٍّ رَضِيَ اللّهُ عَنْه قال: ]أخَذَ رَسُولَ اللّهِ # حَريراً فَجَعَلَهُ في يَمِينِهِ؛ وَذََهَباً فَجَعَلَهُ في شِمَالِهِ. فقَالَ: إنَّ هذَيْنِ حَرَامٌ عَلى ذُكُورِ أُمَّتِي[. أخرجه أبو داود والنسائي.وفي أخرى للترمذي والنسائي، عن أبي موسى: ]حُرِّمَ لِبَاسُ الْحَرِيرِ وَالذَّهَبِ عَلى ذُكُورِ أُمَّتِي، وَأُحِلَّ “نَاثِهِمْ[ .

2. (5286)- Hz. Ali (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) bir miktar ipek alıp sağ avucuna koydu, bir miktar da altın alıp sol eline koydu sonra da:
“Şu iki şey ümmetimin erkek kısmına haramdır!” buyurdu.” [Ebu Davud, Libas 14, (4057); Nesâî, Zinet 40, (8, 160).]
Tirmizî, ve Nesâî’de Ebu Musa’dan gelen diğer bir rivayette: “Ümmetimin erkeklerine, ipek elbise ve altın haram kılındı, kadınlarına helal kılındı” buyrulmuştur.

6.Örnek:

4600 – Hz. Zübeyr radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Vecc (vadisin)in avı ve ağaçları haramdır. Allah için haram kılınmıştır.” Ebu Davud, Menasik 97, (2032).

Reference : Sunan Abi Dawud 2032
In-book reference : Book 11, Hadith 312
English translation : Book 10, Hadith 2027

حَدَّثَنَا حَامِدُ بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ الْحَارِثِ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ إِنْسَانٍ الطَّائِفِيِّ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عُرْوَةَ بْنِ الزُّبَيْرِ، عَنِ الزُّبَيْرِ، قَالَ لَمَّا أَقْبَلْنَا مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مِنْ لِيَّةَ حَتَّى إِذَا كُنَّا عِنْدَ السِّدْرَةِ وَقَفَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي طَرَفِ الْقَرْنِ الأَسْوَدِ حَذْوَهَا فَاسْتَقْبَلَ نَخِبًا بِبَصَرِهِ وَقَالَ مَرَّةً وَادِيَهُ وَوَقَفَ حَتَّى اتَّقَفَ النَّاسُ كُلُّهُمْ ثُمَّ قَالَ ‏ “‏ إِنَّ صَيْدَ وَجٍّ وَعِضَاهَهُ حَرَامٌ مُحَرَّمٌ لِلَّهِ ‏”‏ ‏.‏ وَذَلِكَ قَبْلَ نُزُولِهِ الطَّائِفَ وَحِصَارِهِ لِثَقِيفٍ

(4)

7. Örnek:

55 – Mikdâm İbnu Ma’dîkerib (radıyallahu anh) anlatıyor: Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Haberiniz olsun, rahat koltuğunda otururken kendisine benim bir hadisim ulaştığı zaman kişinin: “Bizimle sizin aranızda Allah’ın kitabı vardır. Onda nelere helâl denmişse onları helâl biliriz. Nelere de haram denmişse onları haram addederiz” diyeceği zaman yakındır. Bilin ki, Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)’ın haram kıldıkları da tıpkı Allah’ın haram ettikleri gibidir”
Ebu Dâvud, Sünne, 6, (4604); Tirmizî, İlm 60, (2666); İbnu Mace, Mukaddime 2, (12).

Reference : Jami` at-Tirmidhi 2664
In-book reference : Book 41, Hadith 20
English translation : Vol. 1, Book 39, Hadith 2664

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ مَهْدِيٍّ، حَدَّثَنَا مُعَاوِيَةُ بْنُ صَالِحٍ، عَنِ الْحَسَنِ بْنِ جَابِرٍ اللَّخْمِيِّ، عَنِ الْمِقْدَامِ بْنِ مَعْدِيكَرِبَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ “‏ أَلاَ هَلْ عَسَى رَجُلٌ يَبْلُغُهُ الْحَدِيثُ عَنِّي وَهُوَ مُتَّكِئٌ عَلَى أَرِيكَتِهِ فَيَقُولُ بَيْنَنَا وَبَيْنَكُمْ كِتَابُ اللَّهِ فَمَا وَجَدْنَا فِيهِ حَلاَلاً اسْتَحْلَلْنَاهُ وَمَا وَجَدْنَا فِيهِ حَرَامًا حَرَّمْنَاهُ وَإِنَّ مَا حَرَّمَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَمَا حَرَّمَ اللَّهُ ‏”‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ غَرِيبٌ مِنْ هَذَا الْوَجْهِ

 

Tenkit:
İslamoğlu: 6. Nebi’nin ehli eşek etini yasaklaması, yabani eşeği yasaklamadığı anlamına geliyor. O da zebradır. Eğer Nebi’nin yasağı Kur’an gibi mutlak bir haram olsaydı bunu izah edemezdik. Bazı şarihlerin de isabetle belirttiği gibi Nebi ehli eşeği “insanların hacetini gördüğü için”yasaklıyor. Sonuç şu: Nebi’nin yaptığı “haram koyma” değil, “yasak koyma”, illetsiz ve taabbüdi değil, hepsi de illetine mebni yasaklar. Bu durumda şu usul kuralı geçerli olur: İn zale’l-‘illet fekad zalel humk, in ‘ade’l-Ille fekad ‘ade’l-hukm: illet ortadan kalkarsa hüküm de kalkar, illet ortaya çıkarsa hüküm de çıkar.

5612 – Muhammed İbnu’l-Hanefiyye anlatıyor: “Hz. Ali, İbnu Abbas radıyallahu anhüm’e dedi ki:
“Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm Hayber gazvesi günü, kadınlarla mut’ayı, ehlî eşek etlerinin yenmesini haram kıldı.”
Buhari, Megazi 38, Nikâh 31, Zebâih 28, Hiyel 3; Müslim, Nikâh 29, (1407); Muvatta, Nikâh 41, (2, 542); Tirmizi, Nikah 28, (1121); Nesai, Nikah 71, (6, 125, 126).

حَدَّثَنِي يَحْيَى، عَنْ مَالِكٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، وَالْحَسَنِ، ابْنَىْ مُحَمَّدِ بْنِ عَلِيِّ بْنِ أَبِي طَالِبٍ عَنْ أَبِيهِمَا، عَنْ عَلِيِّ بْنِ أَبِي طَالِبٍ، رضى الله عنه أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم نَهَى عَنْ مُتْعَةِ النِّسَاءِ يَوْمَ خَيْبَرَ وَعَنْ أَكْلِ لُحُومِ
الْحُمُرِ الإِنْسِيَّةِ ‏.‏

Hadiste Muta ve Ehli eşek etinin her ikisi de yasaklanma fiilinde ortaktır..
Nehe’n-nebi bu hadiste eğer illete bağlı bir yasaklamayı ifade ediyorsa ve Nehe’n-nebi Harrame’n-Nebi’den daha hafif bir zecri/yasaklamayı ifade ediyorsa bu Muta nikahının haramlığı üzerinde şüphe uyandırmaktan ve bu zina şeklini hafife almaktan başka bir kapıya çıkmayacaktır..Bilindiği gibi Muta ehl-i sünnete göre kesin olarak haramdır..
*
(1) http://www.mustafaislamoglu.com/HD252_nebi-nin-helal-ve-haram-koyma-yetkisi-var-mi-.html
(2) http://sunnah.com/abudawud/20
(3) http://sunnah.com/tirmidhi/13
(4) http://sunnah.com/abudawud/11

 

http://ahmednazif.blogspot.com.tr/2014/07/nebinin-haram-koyma-yetkisi-1.html

Gelen arama terimleri:

  • şifa hatun ve süheyb ravi

Yazar Hakkında: Muhammed Ali

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*