Kur’ân’da “Nur” Diye Nitelenen On Şey

Bil ki Allah Teâlâ Kur’ân’da on şeyi “nur” diye tavsif etmiştir:

a) Kendi zât-ı İlâhiyyesini… Nitekim “O,Allah göklerin ve yerin nurudur” {Nur, 35) buyurmuştur.

b) Hz. Peygamber (s.a.s)’i “Nitekim O, “Muhakkak ki size Allah’dan bir nûr (olan o peygamber) ve apaçık o kitab gelmiştir” (Maide, 15) buyurmuştur.

c) Kur’ân’ı Kerim’i… Nitekim O, “O (Muhammet’le) birlikte gönderilen Nûr’a tâbi olunur” {A’raf, 157) buyurmuştur.

d) İmân… Nitekim O, “O kâfirler, ağızları ile Allah’ın nurunu söndürmek isterler” , 32) buyurmuştur.

e) Adl-i ilâhisini… Nitekim O, “Yeryüzü Rabbinin nuru ile aydınlanmıştır”(Zumer,69) buyurmuştur.

f) Ay ışığını… Nitekim Allah Teâlâ, “Ve Ay’ı bunların içinde bir nur yapmış..” buyurmuştur.

g) Gündüzü… Nitekim Hak Teâlâ, “O, zulmetleri ve nuru yaratandır”(En-am,1) buyurmuştur.

h) Beyyineleri-delilleri… Nitekim Cenâb-ı Allah, “Biz, kendisinden hidayet ve nûr bulunan Tevrat’ı indirdik” (Maide,44) buyurmuştur.

1) Peygamberlerini… Nitekim Allah Teâlâ, “Nûr üzerine nûr (bu peygamberler…)” (Nûr, 35) buyurmuştur.

k) Mârifetullah… Nitekim o, “O’nun nurunun sıfatı, sanki içinde bir lamba bulunan bir hücre (yuva)dır…”(Nur, 35) buyurmuştur. Sanki Musa (a.s), “Allah’ım, senin celal ve kibriyâ nurlarının marifeti ve (bilgisi ile), göğsümü aç.”

2) “Peygamberlerin ve nebilerinin huy ve ahlakları ile beni ahlaklandırmak suretiyle göğsüme genişlik ver.”

3) “Senin vahyine uymam, emir ve yasaklarına imtisal etmem suretiyle göğsüme genişlik ver.”

4) “Senin ulûhiyyetine iman etmemin ve yakinen tasdikimin nuru ile göğsüme genişlik ver.”

5) “Kaza, kader ve hükümlerindeki adaletinin sırlarına muttali kılarak, göğsüme genişlik ver.”

6) “Tıpkı Hz. İbrahim (a.s)’in yıldızlardan, aydan ve güneşden başlayıp senin izzetin huzuruna ulaşması gibi, güneşinin ve ayının nurundan, izzetinin celalinin nurlarına geçmem için, göğsüme genişlik ver.”

7) “Gündüzünü ve geceni görüp düşünmekten, fazlının gündüzünü ve adaletinin gecesini düşünmeye geçebilmem için, Ya Rabbi göğsüme genişlik ver.”

8) “Senin yeryüzündeki ve göklerindeki beyyinelerinin düğümlerine, ayetlerinin ana noktalarına muttali kılmak İçin, göğsüme genişlik ver.”

9) “Önceki peygamberlerin şekillerinin arkalarında, onların yolunda olabilmem ve Alemlerin Rabbinin hükmüne inkiyâd etmede onlar gibi olabilmem için, göğsüme genişlik ver.”

10) “Kalbimde iman kandilini, tıpkı içinde bir lamba bulunan bir yuva gibi kılmak suretiyle (marifet nurunu onun içinde yakarak), Ya Rabbi göğsüme genişlik ver” demiştir. Bil ki göğsün açılması, kalbin tıpkı bir kandil gibi parlaması için, kalbte ışığın yakılması demektir. Bu nûr, tıpkı bir ateş gibidir.

Bil ki bir kandil yakmak isteyen, şu yedi şeye muhtaçtır: a) Kav, b) Çakmak taşı, c) Tutuşturularak şey, d) Kükürt, e) Kandil, f) Fitil, g) Yağ…

Binâenaleyh kul, göğsün açılması demek olan o nuru istediğinde, şu yedi şeye muhtaçtır;

1) Kav haline getirecek bir mücâhede… Nitekim Cenâb-ı Hak, “Bizim uğrumuzda mücâhede edenleri, yollarımıza iletiriz” (Ankebut, 69) buyurmuştur.

2) Tazarrû taşı… Nitekim Cenâb-ı Hak, “Rabbinize tazarrû (yalvara yakara) ve gizlice duâ edin”(A’râf, 55) buyurmuştur.

3) Hevâ-û hevesi engelleme kavı… Nitekim Cenâb-ı Hak, “Nefsini hevâ-ü hevesinden engelleyen kimse…” (Nâziât. 40) buyurmuştur.

4) Allah’a dönme kibriti (kükürdü)… Nitekim Cenâb-ı Hak, “Bu odunları, Allah’a tevbe kibriti ile yakarak, “Rabbinize dönünüz” (Zümer, 54) buyurmuştur.

5) Sabır kandili… Nitekim Allah Teâlâ, “Sabır ve namaz ile (Hak’dan) yardım isteyin”(Bakara,45) buyurmuştur.

6) Şükür fitili… Nitekim Cenâb-ı Hak, “Eğer şükrederseniz, (nimetlerimi) sizin için artırırım”(İbrahim. 7) buyurmuştur.

7) Rıza yağı… Nitekim Allah Teâlâ, “Rabbinin hükmüne sabret (razı ol)”(Tûr,48) yani, “Rabbinin kaza ve kaderine razı ol” buyurmuştur. Binâenaleyh bu alet ve edevat uygun ve tam olunca da onlara güvenme. Aksine maksadı Rab Teâlâ’dan taleb et. Nitekim Cenâb-ı Hak, “Allah’ın insanlara açacağı herhangi bir rahmeti tutacak kimse yoktur” (Fatır,2) buyurmuştur. Sonra bu gayeyi, huşu ve huzûile O’ndan iste. Nitekim O, “Rahman’m haşyetinden dolayı sesler kısılır. Artık bir fısıltıdan başka birşey işitmezsin “(Taha, 108) buyurmuştur.

İşte bu noktada yalvarma-yakarma elini kaldırır ve “Ya Rabbi, göğsüme genişlik ver” dersin. O zaman, “Ey Musa istediğin sana verilmiştir”(Taha,36) denildiğini duyarsın.

Fahruddin Er-Râzi, Tefsir-i Kebir Mefâtihu’l-Gayb, Akçağ Yayınları: 15/479-480

Yazar Hakkında: Muhammed Ali

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*