Koşuklar: Nâsıruddîn bin Ahmed

13. yüzyılda kaleme alınmış bu eser, doğu ve batı Türkçesinden şive özellikleri taşıması sebebiyle karışık dilli eserler arasında yer alır. Eserin müellifi olarak Nâsıruddîn bin Ahmed bin Muhammed gösterilmektedir. Müellif, Arapça ve Farsça teliflerin yaygın olduğu bir dönemde, kendisinden hatırını saydığı bir çevrenin vaaza dair Türkçe bir eser istemesi sebebiyle eserini kaleme aldığını, bu nedenle ona Behcetü’l-Hadâîk fî-Mev’izeti’l-Halâyık adını verdiğini söyler. Manzum ve mensur parçalardan oluşan eser telif-tercüme arası bir görünümdedir. Müellif, eserini meydana getirmek için vaaz ve nasihate (mevâiz) dair pek çok eser okumuştur.

Eser 41 meclis üzerine tertip edilmiş olup ahlakî-didaktik mahiyet taşır. Her meclis birbiriyle bağlantılı olay ve hikâyelerle zenginleştirilmiş, âyet ve hadis iktibaslarıyla desteklenmiştir. Metinde üç ayların fazileti, Aşure gününün önemi, Hz. İbrahim, Hz. Yakub ve Hz. Musa’nın vefatları, ibadet, fitre, zikir gibi dinî konulara değinilmiştir. Soru cevap yöntemiyle verilen bilgiler arasında “azîz-i men, yâ bende, okıgıl yâ mukrî” gibi birtakım kalıp ifadeler dikkat çeker. Eserdeki manzumeler arasında kaside, mesnevi, kıta, rubai ve müfred gibi nazım şekillerine rastlanır. Eserde 500 beyit civarında aruz ya da hece ölçüsüyle yazılmış manzume vardır.

 

Ey mümin; gafil olma recep ayı geldi, recep ayı bütün insanlara hoş geldi. Recep ayını Tanrı ayı olarak bil, o, Tanrı’dan bütün halka edep geldi. Bu ay içerisinde oruç tutan kulun sevabını yarın Tanrı ödeyecektir.

Ey kul; Tanrı senin tutan elini, yürüyen ayağını, gören gözünü, işiten iki kulağını, söz söyleyen dilini bir damla sudan yarattı, Dünya’da hayatını ibadet ile geçir. Bahar, güz, yaz, kış yanılmadan, şaşırmadan gece gündüz senin rızkını eksiksiz olarak verir. Yılda bir kere gelen recep ayı onundur, şaban ayı ise dostunundur, yüzünü çevirme!

Bu ayda Cehennemin kapısını kapatırlar, gayret edip Tanrı kulluğunu yerine getir. Cennet kapısını bu ayda açarlar, iman edenlerin üzerine çokça rahmet saçarlar. Cennetlik olanları Cehennemlik olanlardan bu günlerde ayırıp birbirinden seçerler.

Mümin isen, belini bağla ve sağlam dur, zamanı gelince ağlayanları avundur. Tanrı’nın verdiği ve ulaşabildiğin çeşitli nimetleri bayram günü dağıtarak yetimleri sevindir. Bey; yaşadığın sürece hayatın güzel geçsin, sana düşmanlık düşünenler, sonra senden utansın. Gündüz giyecek, gece yiyecek bulamasınlar, onun hali hangi gün benden iyi olduysa kendisi için kötü olsun. Sıkıntılı günlerinde seni bekleyen, sana yardım eden bir olan Tanrı olsun, O, ibadetlerini kabul etsin ve bayramın kutlu olsun.

Dilersen yarın orada tatlı canını kurtarırsın, Tanrı için kurban kes ve kutlu kan akıt. Kutlu günde kan akıtmak kutlu olur iyi bil, kutlu günde kan akıtılmasını rabbim olan kadir Tanrı sever.

İnanan kişiye dünyayı sevmek iyi değildir, iman ediyorsan dünya sana sevgili olmaz. Az veya çok kim dünyalık toplarsa, bilsin ki tüketinceye kadar yiyecek değildir. Sanma ki dünya sana ebedî kalır, dünya geçicidir ve kimseye sonsuza kadar kalacak değildir. Ömrün yüz bin yaşa erse, dünyayı baştanbaşa ele geçirsen, altın, inci, yakut, gümüş ile büyük büyük köşkler ve saraylar yapsan bu dünya hiç kimseye vefa göstermez ve seni bir gün tatlı aşa doyurmaz. Bir gün sana vade yetip geldiğinde Kaf dağını aşarak kaçsan da kurtuluş yoktur. Bilmeden kendine âlim deme, bilmeden biliyorum diye düşünüp yüksekten bakma, bilim öğrenmeye çalış, bilgin herkesin önderidir, öğrenmekten sakın ola ki geri durmayasın!

Din sarayı bilgi öğrenmekle yükselir, ey evlat cahillikten kendini koru, dinini yıkma. Cahillik yakan ateştir, akıllıysan kendini cahillik ateşine yakma. Bilim öğrendiysen onunla amel et, dünya ile ilgili uzun emeller seni aldatmasın. Dünyada hiç kimse sonsuz değildir, gafil olma bir gün sana da ecel gelecektir.

Bilim öğrendiysen sakın onu satma, halka hoş gelsin diye sözlerine yalan katma. Dini dünyaya değişip yarın Yahudiler gibi, Cennetten mahrum kalıp kendini Cehenneme atma. Yaratılmışların hepsi ikişer, Tanrı tektir, bu Levh’te yazılmıştır ve bunda şüphe yoktur. İnançsızlar bunda şüphe etse de köpeğin işemesiyle deniz kirlenmez.

Gönlümden geçiriyorum Yusuf’un yanmasını, gökyüzündeki ayı ve güneşi ayıramıyorum. Bende olan bu dert eğer sende de olsaydı, sen de gökteki ayı ve güneşi ışıktan seçemezdin.

Yağmurdaki yel gibi geçti gençliğim, koştum ama ben ona yetişemedim. Yağmurdaki kar olarak geldi yaşlılığım, kaçtım ama ben onu geçemedim.

Nasırüddin b. Ahmed b. Muhammed 1988. “Koşuklar”, Behcetü’l-Hadâîk fî-Mev’izeti’l-Halâyık’ten Koşuklar, çev. Sadettin Buluç, TDAY Belleten 1963, Ankara: Türk Dil Kurumu Yayınları, s. 161–201.

Alev Alatlı – Bize Yön veren Metinler 2

Gelen arama terimleri:

  • koşuklar

Yazar Hakkında: Muhammed Ali

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*