Kadının Gücü !

Kadının Gücü !

Kadının gücü insanlığı doğurup yetiştirmesindedir. Ve bu yüce görev için de bütün meziyetlere de sahip olarak yaratıl­mış. İnsanları yetiştirmekten daha büyük bir güç olabilir mi? Fakat annelik ve ev hanımlığı aşağılanarak, kadınların bu kutsî vazifesine burun bükülüyor ve kadına zoraki güçler atfedilerek, kadın erkekleştirilmeye çalışılıyor.
Kadının gücü şefkat ve teslimiyetindedir. “Kadın güçlenme­li…” sözlerinin altında bir kışkırtıcılık var: “Siz kadınlar aciz, zavallı varlıklarsınız, güçlenmelisiniz.” mesajı da gayet net oku­nuyor. Sizi güçsüz bırakan kim? Tabii ki erkekler…
Kadının gücü iletişim yeteneğindedir. Kadınlar doğuştan halkla ilişkiler uzmanı olarak yaratılmışlardır. Kadın iletişim yeteneği sayesinde hem aileyi hem toplumu çok güzel yönlen­direbilir.
Güçlendirme ve özgürleştirme kampanyalarıyla, takma ka­natlarla kadınları zorla uçurmaya çalışıyorlar. Oysa kadının fıt­ratında aile olma ve bağlanma duyguları var. Kadın uçtuğu za­man değil, bir erkeğe bağlandığı zaman mutlu olur. Yaradan öyle yaratmış…
“Ancak erkeklerin yaptıklarını yaparsan güçlü olursun” diye erkeklere karşı kadınları kışkırtıyorlar. Gücü özgür olmakta ve para kazanmakta zanneden kadınlar, taşıyabileceklerinden daha fazla yük almaya başladılar.
Tahsilli, çalışan, güçlü görünen; fakat yalnız yaşayan ve mut­suz olan pek çok kadın var. Erkeğe ihtiyacı yokmuş gibi davra­nan, yalnız kaldığında ise bolca gözyaşı döken… Güçlü, mutsuz ve yalnız kadınlar ordusu…
Ve bu orduya yeni neferler katmak için uğraşıyorlar. Genç kızlar, üniversite sınavına hazırlanırken aileleri ve öğretmen­leri tarafından: “Okuyun, erkeklere muhtaç olmayın, evlenip anlaşamazsanız kocalarınızı kapıya koyarsınız…” diye motive ediliyorlar. Bu telkinlerle yetişen genç kızlar evlendikleri za­man kendilerinden kaynaklanan sorunlarda bile çözüm yerine boşanmaya kalkıyorlar. Fakat para mutluluk getirmiyor.
Medya dünyasına baktığımızda şöhretli, zengin, çok güzel kadınlar sürekli sevgili değiştirmekten mutlu görünmüyorlar Hepsi evlenmek, yuva kurmak istiyor Ne kadar modern gö­rünmeye çalışılsa da fitrat inkâr edilemiyor demek ki.
Güçlülük gazı, kadınları çok etkiliyor. Kadınların çoğunda bir ezilme korkusu var. Neredeyse her seminerimde “Biz erkek­lere yumuşak davranırsak, onlar bizi ezerler.” itirazı kadınlar­dan mutlaka geliyor. Sanki kadınlar çim, erkekler de fil; onları ezmek için fırsat kolluyorlar.
Kadınlar masum, kibar, iyi; fakat erkekler kaba saba ve anla­yışsız, demek çok tehlikeli bir söz ve Allah’a karşı kötü zandan başka bir şey değildir. “Yaradan, kadınları iyi, erkekleri kötü yaratmış…” demek olur ki bu söz “Allah, erkekleri kadınlara Zulmetsin diye yaratmış…” demekten başka bir şey değildir.
Allah (cc) erkekleri, koruma ve kollama insiyakıyla yarat­mış. Kadın, erkekle güç mücadelesine girmediği müddetçe, er­kek kadının yanında olur; onu koruma ihtiyacı duyar.
Fizik olarak kadın zayıf, erkek güçlü yaratılmış. Evlerde ço­cuklar zayıf, anne babalar güçlüdür; ama sevgi ilişkisinden do­layı güçlü olan ebeveynler zayıf olan evlatlara hizmet eder. Mü­him olan, gücün kimde olduğu değildir.
Kadınlar, güçlü olmak için oyun oynuyorlar. Kadınlığın te­melinde olan şefkat ve teslimiyeti bir yana bırakıp güçlü görün­mek adına asık yüzlü, inat, iddiacı ve sert olmaya çalışıyorlar. Erkekle güç çatışmasına giriyorlar.
Evlerde yaşanan huzursuzlukların çoğunun temelinde kadın-erkek güç çatışması vardır. Rabb’imiz, güç çatışmasına girmesinler diye, kadınlara gizli güçler, erkeklere açık güçler vermiş. Birbirlerini tamamlasınlar diye.
Kadın kendine verilmiş güç ve kabiliyeti kullanmayıp er­keksi roller alarak, erkek silahı ile silahlanıyor. Kendine bir za­rar gelmesin diye de kibirden bir kalkan örüyor. Evlendirme programlarına bir bakın, kadınların ne hâle gelmiş olduğunu görürsünüz.
Erkekler güçlüdürler; fakat kadına karşı zayıftırlar. Hz. Mevlânâ bunu güzel bir misalle anlatır:

“İnsan, yiğitlikte Zaloğlu Rüstem bile olsa, Hamza’dan bile cesur olsa yine de hükmetme hususunda karısının esiridir. Gö­rünüşte su, ateşten üstündür… Fakat ikisinin arasına bir tence­re (sevgi) girdi mi ateş o suyu kaynatır, buharlaştırır, yok eder. Görünüşte su nasıl ateşten üstünse sen de kadından üstünsün; fakat hakikatte ona mağlupsun, onu istemektesin.”
“Şah bile sevgiye kuldur, köledir.” Kadının asıl istediği sevgi­dir. Sevgiyi de erkekten kavga ederek alamaz. Bu yüzden de ka­dını mutlu etmeyecek sahte güçler; kadına yük olmaktan başka bir işe yaramaz.

 

Sema Maraşlı-Sevmek Bu Kadar Güzelken

Yazar Hakkında: Muhammed Ali

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*