İman mı Akıl mı ?

İman mı Akıl mı ?

‘İman mı daha önemli, akıl mı daha önemli konusu geliyor akla… Bizim asrımızda,aklın imandan. daha önemli olduğu eğilimi var. Fkat ben burdaşunu halletmek istiyorum ki, hiç bir zaman akıl imandan daha önemli değildir ve olamayacaktır. Pozitif ilimlere inananlar, pozitif ilmin akıl mah­sulü olduğunu; halbuki imanın hiçbir tecrübeni ve deneyi olmadığını söylerler. O  bakımdan doğru,fakataslında pozitif ilimlerle uğraşanlar da iman­dan istifade ediyorlar. Siz bir ilim adamı, fizikçi, kimyacı olarak laboratuvarda çalışmaya giderken, evinizde çoluğunuzu, çocuğunuzu bırakırken akşamları onların sıhhat ve afiyet inanmıyorsanız nasıl çalışırsınız ?Hiçbir makul ve mantiki sebep yoktur.Öyle olmasına rağmen,siz akşam eve geldiğiniz zaman hepsini yerli yerinde bulacağınıza inanırsınız.Demek ki bir inanç müessesesi, iman müessesesi, her yerde insanın yardımcı­sıdır. Aklın tökezleyeceği veya aklın uğraşamaya- cağı, aklın tek başına kaldığı yerde iman, insan için çok daha önemli bir beşerî taraftır.

Pascal diyor ki: “Allah olmasa idi, matematik ol­mazdı.’’ Bu bana göre şu demektir: Her doğan çocuğa matematiğin prensiplerini kim ezberletiyor, kim öğ­retiyor? Çünkü gidin tımarhaneye sorun, iki artı ikinin beş ettiğini söyleyenlerle karşılaşırsınız. Hatta Aristo hiç matematik bilmeyen, hiç geometri bilmeyen bir köleye ciddî matematik ve geometri problemleri çözdürüyor.

Demek ki, bizim doğuştan bir matematik kafamız var, bunu bize Allah Teala veriyor. Yoksa tesadüfler değil. Matematikte de, mantıkda da yine iman Önemli. Siz bir mantık problemi çözüyorsunuz, ak­şamlan her şeyi olduğu yerde bırakıyor, evinize gi­diyorsunuz. Bıraktığınız yerden aynı mantık zinciri içinde problemi çözmeye devam etmeniz için hiçbir geçerli sebep yok. Değişik bir mantık yapışıyla o güne kadar geldiğiniz bütün yolu redd etmeniz pek­âlâ mümkün. Ama buna inanıyorsunuz.

Astronomi de dahil, tıp da dahil, bunun böyle olduğunu görüyorsunuz. İnanç bir bütündür. Allah’a ina­nırsınız, bir çitlembik ağacına inanırsınız, Allahın olmadığına inanırsınız veya Komünizm’e inanırsı­nız. Bu bir inanç meselesidir. Müslüman, Allahın varlığına inanır. Allah’ı gördün mü diye sorduğu­nuzda, “İnanıyorum” diye cevap verir. Bir başkası da Allahın yokluğuna inanır. Niçin yoktur diye sorduğunuzda, o da ispatını yapamaz. Bir insan ancak se­kiz saat laboratuvarda aklı ile yaşâr,bunun ötesinde aklı ile yaşayamaz. Duyguları ve imanı ile yaşar.Akıl medeniyetlerinin birtakım müsbetterâfları var, ama akıl herşeyi çözmüyor ve akıl iman ile takviye olmadığı zaman, bazı meselelerde yalnız kalıyor. Mesela harbe giden bir insanı akıl ile harbe sürükle­yemezsiniz. Yapamayınca da, aklı o seviyesine in­dirmeden adamı ölüme götüremezsiniz. Bir zerrecik akıl olsa adam gidip de toprağın üstüne düşmez. O vakit ne yapıyorsunuz? Aklı tamamen yok ediyorsu­nuz ki, iman ile adamı ölüme götürebilirsiniz.

İman medeniyetleri, bana göre, akıl medeniyetle­rinden daha sağlam ve kalıcıdır. Çünkü iman, de­vamlı olarak, mensuplarına göstereceği bir hedef bu­lur ve yıpranmaz.

Nitekim ben “îslâmda Vazife Şuuru” diye 20-25 sene önce iki makale yazmıştım. Orada benim pren­sibim şu idi: “Kant, Ahlak felsefesini kuruyor; kate­gorik impatifler, ipotatik imparatifler diye ikiye ayırıyor ve vazife için vazife anlayışını getiriyor.

Diyor ki, ‘‘Bir insan vazifeden zevk aldığı için vazife yapıyorsa, o adam ahlaksızdır, çünkü zevk almaz ise vazifesini yapmayacak demektir.” Bu bizde tasavvufta 1500 sene evvel vardı. Bir insan zevk aldığı için ibadet ediyorsa, Allah’ına değil, zevkine tapıyordu Kant ahlak felsefesini kurunca, ‘insan ancak vazife esnasında ahlaklıdır’ diyor. Fakat Kant’a göre vazife ahlakı, kişinin ölümüyle bitiyor.

Bir ölüye Kant çıkıp da “kalk bakayım, evinin önü kirli’’ diyemiyor. Fakat İslâm’da öyle bir vazife ahlakı var ki öldükten sonra da devam ediyor. Kara  Tekin diye bir zat var. Çankırı’nın fatihi,Çankırı’da tepede yatıyor. Onu ziyarete gittiğimde dediler ki;’’Kara Tekin büyük kumandan,Çankırı’yı Hristiyanlardan alıyor,Müslüman yapıyor ve diyor ki;, ‘öldükten sonra beni şu tepeye gömün, beni mezarımda Çankırı’yı koruyayım,bekleyeyim”. Şimdi, korur mu koruyamaz mı bilemem.Ama bildiğim bir şey varsa,İslamı vazife şuurunu ölüm ötesine taşımıştır.Mesele budur.

Demek ki, islâm inancına göre biz öldükten sonra da vazifemiz vardır ve ölümle vazifemiz sona ermez. Bütün vakıf müessaseleri bu noktadan hareketle yapılmıştır. Bu bir mesajdır. Yani insanlar, kendilerini öldükten sonra da birtakım vazifelerle vazifelenmiş hissediliyor.

Onun için iman medeniyeti, bana göre akıl mede­niyetinden çok daha üstün. Çünkü akıl sonsuzu dü­şünür, ama sınırsız değildir, bir yere gelirsiniz son­suzu düşünürken bile kafanızda bir sınır koyarsınız. Fakat iman medeniyetleri, sonsuzu düşünmezler, inanırlar. Bir kişi düşünür ama yüzbin kişilik bir cemaat, bir grup düşünemez. O bakımdan kişiler dü­şünür, toplum inanır. Siz bir demirciyi, bir maran­gozu, bir nalbantı düşündüremezsiniz, fakat inandı­rabilirsiniz. Aslında cemiyeti yapan da, çoğunlukta olan bu avam tabakadır. Düşünen beyinler devamlı azdır, onbinde üç veya beş. Bunlar cemiyeti kurarlar, medeniyeti kurarlar, ama besleyen, para veren, ekin eken hep halk tabakasıdır. Onlar da düşünmez, ina­nırlar.

Demek ki, düşünceleri inançlar güdümlüyor. Onun için inanmak, düşünmekten son derece kıy­metlidir. İnandığınız zaman düşünebiliriniz. Düşündüğünüz zaman da, aslında inanmanız gerekir ama bunun nasıl dengeleneceğini zaman göste­rir.

2 günü birbirine eşit olan ziyandadır.’’buyuruyor.Yine ‘’Gücünüz yettiği kadar harb için silahlanın’ kaybetmek için değil, karşı tarafın tecavüzünü önlemek  için. Bu prensipler açık açık dururken bunu değerlendirmemek büyük hata.
Konuya yukarıda söylediklerimiz ışığında bakıldığında ortaya çıkan tablo şudur:İslam Medeniyeti

insanlara, insanların ihtiyacı olan. manevî herşeyivaad etmiş ve bunu genelleştirerek insanların önüne açmıştır. Yukarıda vazife şuuru konusunda söylediklerimiz, “insan olma şuuru” konusunda da geçerlidir. Öldükten sonra da vazifelerin devam edeceğinin farkına varma, “insan olma şuuru” nun ta kendisidir. Söylediklerimin bütününden anlaşılacağı üzere, insan için ideal olan medeniyettir. Çünkü “insan olma şuuru”na ancak İslâm medeniyetinin bir ferdi olmakla ulaşılır.

Ali Murat Daryal – İslamda İbadetlerin Sosyo-Psikolojik Temelleri

Gelen arama terimleri:

  • kader ibadetmi ahlakmı imanmı
  • İman mı akıl mı önce gelir
  • Ilim mi akilmi
  • edep mi önemli ilim mi
  • edebiyat mi ustun akil mi
  • akilmi üstün imanmi
  • akilmi ilimmi
  • akıl mı üstün iman mı üstün
  • akil mi ilimden once gelir ilimmi akildan once gelir
  • akıl imanın şartlarından mıdır

Yazar Hakkında: Muhammed Ali

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*