Hz. Peygamberin İnsanları Tezkiyesi Nasıl Olur?

Peygamberin dördüncü sıfatı, onları “tezkiye etmesi” dir.

Bilmek gerekir ki, insanın mükemmelliği şu iki hususta ortaya çıkar:

1) Onun, bizzat Hakk’ı, Hak olduğu için tanıması;

2) Hayrı da, onunla amel etmek için tanımasıdır. Eğer insan, bu iki şeyden birini ihlâl ederse, rezillik ve noksanlıklardan temizlenemez ve bunlardan arınamaz.. Cenâb-ı Hak, fazi ve kemâl sıfatlarını zikredince, peşinden rezillik ve eksikliklerden temizlenmeyi zikrederek, buyurmuştur.

Bil ki, peygamberin mükellef kimselerin (kulların) içinde tasarrufta bulunmaya gücü yoktur. Böyle bir gücün O’nda var olduğunu kabul etsek bile, O onlarda yine tasarruf sahibi olamaz. Aksi halde, bu temizleme işi o mükelleflerde seçmeye bağlı olarak değil de, cebrî olarak meydana gelmiş olur.

Bu durumda bu tezkiyenin iki açıklaması bulunur:

a) Hz. Peygamberin okuması Kitab’ı ve Hikmeti öğretmenin dışında, yapmış olduğu şeylerdir. Böylece bu iş, onların temizlenmelerinin adeta bir sebebi olur.

Okuma, Kitap ve Hikmeti öğretmenin dışında onun yapmış olduğu işlerse, ona va’adde bulunması, uyarması, va’zû nasihati, hatırlatmalarda bulunması ve bunları onlara sık sık tekrarlamasıdır. Ayrıca, onlar iman edip hallerini iyileştir inceye kadar, dünya işleriyle ilgilenmesidir. Hz. Peygamber (s.a.s), onları iman edip sâlih amel işlemeye götüren sebeblerin kuvvetlenmesi için, bu cinsten, yani dünyevî işlerle ilgili pekçok şey yapmıştır. İşte bundan ötürü Cenâb-ı Hak O’nu, “En büyük bir ahlâk üzerine olmakla, ve O’na en güzel ahlâkın verilmiş olduğunu belirtmekle” methetmiştir.

b) Hz. Peygamberin onları tezkiye etmesinin manası, tezkiyecinin şahid-leri temize çıkarması gibi, kıyamet gününde her nefse yaptığı hususlarda şehâdette bulunduğu zaman, onların temiz olduklarına şehâdet etmesidir. Birinci şıktaki izah, daha güzeldir. Çünkü bu, O’nun duasından maksadının bu olmasına daha yakın görünmektedir.

Çünkü O’nun duadan maksadı, zürriyetinin cenneti elde ederek kemâle ermesidir. Bu da ancak Kitab’ı ve Hikmeti öğretmekle, daha sonra da amel hususunda son derece teşvik edip, ameli ihlâl etmekten sakındırmayla olur ki, işte tezkiye budur. Bu ayet hakkında kısaca özet olarak söylenecek söz budur.

Fahruddin Er-Râzi, Tefsir-i Kebir Mefâtihu’l-Gayb, Akçağ Yayınları: 3/474-475.

Yazar Hakkında: Muhammed Ali

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*