Hz.Muaviye’nin Yezidi Veliahd Yapması Hakkında

Hz.Muaviye'nin Yezidi Veliahd Yapması Hakkında

Hz.Muaviye’nin, oğlu Yezid’iveliahd yapmasında bu durum bahis konusudur. Fakat Muaviye’nin hareket tarzı, ancak halkın bu hususta kendisine muvafakat etmeleri hali ile beraber bu konuda bir hüccet olmuştur. Lâkin başkasını değil de oğlu Yezid’in veliahdı iğini tercih etmeye Muaviye’yi sevkeden sebep sadece, o zaman meseleleri halletme ve karara bağlama yetkisine sahip olan Emevîlerin Yezid üzerinde ittifak etmeleri suretiyle halkın bir araya gelmelerini ve arzularını birleştirmelerini temin etmekten ibaretti.

Zira Kureyş’in, bütün müslümanların ve bunların içinden galebe çalanların asabesi ve özü olarak, Emevîler, o vakit ondan başkasının halife olmasına razı olmazlardı. Bu sebeple Muaviye, bu makama daha lâyık oldukları zannedilenleri bir yana bırakarak Yezid’i tercih etti. Şâri nazarında önemli bir husus olan “ittifakı temin etme ve değişik arzulan bir noktada toplama” konusunu hırsla istediğinden daha lâyık olandan vazgeçerek lâyık olanı veliahdlığa tayin etti. Muaviye hakkında bundan başka bir şey düşünülemez. Adâleti, dürüstlüğü ve sahabeden oluşu, başka türlü hareket etmesine mânidir. İleri gelen sahabenin bu hadiseye şahit olmaları ve onun karşısında sükut etmeleri, onda herhangi şüpheli bir durumun bulunmadığının delilidir Zira ashap, haksızlık karşısında susacak kimselerden değillerdi, Muaviye de, izzetine ve azametine bakıp da hakkı kabri etmiyenlerden değildi. Bunların tümü de çok yüce insanlardır, böyle şeylere tenezzül etmezler Bunu yapmalarına adaletleri ve dürüstlükleri mânidir.

Abdullah b. Ömer’in halifeliği kabulden kaçınması, ister mubah ister mahzurlu işlerden olsun. Herhangi bir şeye girişme konusunda gösterdiği verâ ve takvası ile yorumlanır.. Nitekim onun böyle davrandığı bilinmektedir. Yezid’ın hilafeti konusunda cumhurun ittifak etmiş olduğu o çağda, İbn Zübeyr’den başka muhalif kalmamıştı. Muhalifin nâdir oluşunun hükmü de malum bulunmaktadır. (Nâdir şeyler şâzdır, yok hükmündedir).

Sonra bunun benzeri olan durumlar Muaviye’den sonra gelen ve hak olanı araştırarak onunla amel eden Emevîlerden Abdülmelik ve Süleyman, Abbasîlerden Seffah, Mansur ve Harun Reşid ve bunların emsali olan zevat zamanında da vukua gelmiştir. Bu gibi şahısların adâletleri, dürüstlükleri, müslümanlar hakkındaki görüşlerinın gizliliği ve onlara bakış açıları malum bulunmaktadır.

İbn Haldun,Mukaddime,cild:1

 

Yazar Hakkında: Muhammed Ali

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*