Hikmet Nedir?

Hikmet lügatte, hakka uygun söz, adâlet, ilim, hilm, felsefe anlamlarına gelmektedir.

Cürcânî, Tar’ifat’ında hikmet için özel olarak şu mânâları ver­miştir: Hikmet, kendisinde eşyanın hakikatinden bahsedilen bir ilim; aklın aşırdıklarından uzak, itidâl hâlindeki bilme gücü; ilim, icâd ve efâl; helâl ve haramın bilinmesi; hakka uygun söz; ma’kûl ve haşviyattan uzak söz; amelle beraber ilim…(1)

Nâkib Attas hikmeti şöyle tanımlıyor: “Hikmet, kendisinde bilgi olan kişinin bu bilgiyi, adâleti tezâhur ettiren bir tarzda tatbik etmesini sağlayan Tanrı vergisi bir bilgidir.”(2)

Ali Medar, hikmet “Mantıklı düşünmek, gerçekleri araştırmak ve gerçek bilgi anlamına gelir.” diyor.(3)

Ahlâkın esasını hikmet, şecâat, iffet ve adâlete bağlayan Gazzalî hikmet için şunları söylüyor: “Hikmet, bir hâl ve keyfiyettir ki ihtiyarımızla yaptığımız işlerimizde doğruyu yanlıştan onunla ayırt ederiz.” Başka bir ifadesinde ilim kuvvetinden bahisle diyor ki: “Bunun güzelliği (ilim kuvvetinin) iyiliği sözlerde, doğruyu ve yalanı inançlarda, hak ile bâtılı işlerde, güzel ile çirkini kolaylıkla ayırt edebilecek bir hâl almasıdır. İlim sayesinde bu kuvvetlerin elde edil­mesinden meydana gelen neticeye de hikmet denir.(4)

Gazzaliye göre “hikmet” sözü iki anlama gelmektedir;

“1– Eşyanın düzeninin ve en ince en yüce mânâlarını mücerred olarak kuşatmak ve onlardan umulan gâye tamamlanıncaya ka­dar bu eşyanın nasıl olmaları gerektiği hususunda belirli bir hükme varmaktır.

2-  Eşyanın tertip ve düzeninin yaratmaya ve bunları tam ve sağ­lam bir şekilde tesise sebep olan bir kudretin bu lafza eklenmesidir.”(5)

Gazzalî’, tefekkür kuvvetinin gerektiği şekilde terbiye ve ıslah edilmesiyle hikmetin hasıl olacağını söylüyor.(6)

Allah (c.c.) Kur anda şöyle buyuruyor: “Allah, hikmeti dilediği­ne verir Kime hikmet verilmişse şüphesiz ona çokça hayır verilmiştir Bundan ancak akıl sahipleri ibret alır; ’(7)

Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır, bu âyeti tefsir ederken hik­met kelimesinin 29 mânâsına işaret etmiş. Bunlardan 23 tanesini tadât ediyor. Özede şöyledir: Hikmet;

1-Kavilde ve fiilde isabettir; 2- İlm u ameldir; 3- İlim ve fıkıh demektir; 4- Meânî-yi eşyayı mârifet-ü fehimdir (Eşyanın hakika­tini anlama yeteneği); 5- Akıl fî emrillâhdır (Allah’ın emrindeki akıldır); 6- Fehm demektir; 7- İcâd demektir; 8- Eşyayı mevzî ve mertebesine koymaktır (Her şeyi kendi yerine koymak); 9- Ef’âli hasene-i sâibeye ikdâmdır (Fiilleri güzel şeylere yöneltmek);10- Siyâsette insan tâkati ölçüsünde Allah’a iktidadır; 11- İlâhî ahlâkla ahlâklanmaktır; 12- Tefekkür fî emrillâh ve ona ittibâdır;13- Allah’a tâat, fikıh, din ve ameldir; 14- Kendisiyle vesvese ile makam fark edilen bir nurdur; 15- Doğruya isabet eden cevap süratidir; 16- Savaba reddir; 17- Ervâhın müntehâ-yî sükunet ve itmînânıdır; 18- Sebepsiz işârettir; 19- Cemî ahvâle hakkı işhâddır; 20- Din ve dünya salahdır; 21- İlm-i ledünnîdir; 22- Vurûd-ı ilhâm için tecrîd-i sırdır; 23- Bunların hepsidir.(8)

Mukâtilden rivâyet olunduğuna göre hikmet kelimesi Kur’ân’da dört anlamla yorumlanmıştır:

1-Kur’ân mânâsında. Örnek: Bakara 2/231.

2-İlim ve anlayış mânâsında. Örnek: Lokman 31/12.

3- Nübüvvet mânâsında. Örnek: Nisâ 4/54.

4- Acâib-i esrâriyle” Sûre-i Nahilde geçen âyetlerdeki mânâlarda.Örnek:12/125.

Fahreddin Râzî, bu dört mânânın “ilim” mânâsına râcî olduğu­nu söylemiştir.(9)

Bursalı İsmail Hakkı,”Felâsifenin hikmet tesmiye ettiği mâkûlât hakikatte hikmet değildir zira mü’min ve kâfir anda müsavidir ve âfet-i vehm-ü hayâl şevâibinden hâlî değildir. Bir mânâ ki kesb-i fikir ile hâsıl olmuş ola, zannıdir ve bir emir ki keşfi-i Hakla vücud bulmuş ola, kat’ıdir.’diyor. Ona göre vahiv nasıl “mevhihe-i enbiya’’ ise hikmet de ‘’mevhibe-i Evliyadır.(10)

Yukarıda da belirttiğimiz gibi Kur’ânda sultan, âyet, burhan kelimeleri de kesin bilgi ve hak anlamında kullanılmıştır.(11)

Prof.Dr.Yaşar Fettahoğlu – Kur’an’da Zihin Eğitimi,Çamlıca Yayınları,syf:181-184

Dipnotlar:

1- Cürcânî, Ta’rifât, “hikmet” md.

2- Attas, a.g.e., s. 174.

3- Ali Medar, İslâm Eğitiminin Kur’ânî Metodu, s. 89.

4-  Gazzalî, İhyâ, c. III, s. 126,127.

5-  S. Hayri Bolay, a.g.e., s. 157; el-İktisâd, s. 165’den.

6- Çamdibi, a.g.e., s. 161.

7- Bakara 2/269.

8- Muhammed Hamdi Yazır, Hak Dini Kur’an Dili, c. I, s. 915-926.

9- Elmalılı, a.g.e., c. I, s. 928.

10  Fuad Köprülü, Türk Edebiyatında İlk Mutasavvıflar, Ankara 1976, s. 81.

11-Bk. Âraf 7/71; Yûnus 10/68; İbrâhim 14/10; Yusuf 12/105; Yunus 10/92; 4/174; Mü’minun 23/117.

Yazar Hakkında: Muhammed Ali

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*