Gözyaşları

gozyasi

Gözyaşları günahlarımızı yıkadı. Gözyaşları yedi kat gökler gibi gözlerimizin önüne gerilen vehimleri yıkayarak eritti. Hayal olan eşyanın arkasındaki hakikat gözüktü; yaşlı gözlerle Levh-i Mahfuz okundu.

Bekâya ermek için geçilen yolu iyi biliyor musun? Bedenin sırtında geçirilen bu dünya ömrü çorak, kuru, Ölü bir âlemindir. Kupkuru bir gölgeye sığınarak buradaki yaşayış, duygusuzluk devridir. Arık hem de güneşsiz çölü geçip de ötesinde gözyaş­larının tadını alacak mısın? O yeni bir hayatın müjdesidir. Bırak insanlar, içersinde esir yaşadıkları bu dar kafeste olur olmaz söy­lensinler, birbirlerine çarpsınlar, devirsinler; bırak seni de taşla­sınlar, isterlerse dâra yükseltsinler. Bunlara hayıflanma sakın! Sen gözyaşlarının muradına ermeğe bak. Varsın zâlimler, gözya­şı lezzetleriyle her an yenilenen bir hayat nasibine eremedikleri için, mazlum kanlarıyle arzı yıkamak sevdasına tutulsunlar. Sen bu akan kanlardan, yaşıyan mazlumlar için gözyaşı iksirini çıkar­maya çalış.

Gözyaşları şikâyettir; ama zayıflar için, hastalar ve korkaklar için; acıya alışmayanlar için. Olgun gönüllerin şikâyeti sabırdır, el bağlamak, duygusuz durmaktır; daha ne olsun?

Gözyaşları duadır, doğru, ancak ümitsizler için. Ümit ağacı kuruyup da köklerini sulamak isteyenler gözlerinden kanlı yaş akı­tırlar. Bütün ümitlerin kesildiği bir kapının eşiğinde ağlayabilenler ne bahtiyardır! “Gel!” diyen sesi onlar kapının arkasından almasalar bile gözyaşlarıyla çalkalanan içlerindeki deryada duyarlar ve ümitli yaşarlar. Onlar ta ölüme kadar ümitlidirler.

Gözyaşları şükrandır; var olan herşeye minnettar gönüller, varlıkları onunla selâmlarlar. Şükran, her varlığın içine dolup yine ondan taşmaktır. Herşeyde öldükten sonra yine herşeyde doğmak­tır; Rabb’i herşeyde karşılamaktır. Gözyaşı bizi herşeyle birleştiren bizdeki sonsuzluktur. Eline ve gücüne bakıp da kendini fani ve sınırlı zanneden insan, kendi gözyaşına bakmasını bilse onda ne âlemler görecek? Gözyaşında Allah görünenleri görmüyor musun?

Gözyaşları ummandır; seni fenadan kurtarır. Rahmet ummanı- na dalıp da onda ıslanmayan kuru gözler görür mü sanırsın? Göz­yaşları sonsuzluğun temas ettiği gözlerden fışkıran ummandır. Yaş­sız görülür mü o âlem? Nasıl taşmasın umman? Sonsuzluk, sonu olan varlığa sığmıyor. Bir damlada bir umman barındıran insan, taşıp taşıp kendine dolmadıkça, aklın karanlıklarında gömülmeye mahkûmdur. Gözyaşı ölümlerden koruyucu İlâhî iksirdir; onu doya doya iç ki hayat bulasın; hem de ölçüsüz iç onu, korkmadan iç!

Gözyaşları ilhamdır; gerçekten gelen işaret, hem de beşarettir; Allah’tan haberdir. Okuyamadığım onunla okursun. Ağaç mı, bül­bül mü, sevda mı nedir o gördüklerin? Hayır, Rabb’inin gözyaşlarıdır onlar. Sana öyle görünmeleri seni denemek içindir. Gözy aşlarıy­la bakan, Rabb’ini herşeyde âşikâr görüyor. Eski gördüklerin nasıl da evham ve rüya imişler!.. Kuru göz kör değil de nedir? Herşey Bir şey’den ibaretken o, Bir şey’i herşey gibi görüyor. Hepsi hepsi Bir şey var. Dünyaya gelip de O’nu görmeden gidenlere yüzbin-lerce esef! Yazık onlara, yazık ölü canlara! Onlar deryada resimler görüp deryayı anlamadılar. Gönüllere ilham sunan gerçek mürşid gözyaşlarıdır. Gözyaşları, Bir olan bütünle konuşturucu lisanı öğre­tiyor. Ağaçlarla dost olup kuşlarla konuşmayan, rüzgârla inleyip toprakla sabır ve sevgi kardeşliği yapmayan gönüller, gözyaşlarıyla sulanmayan katı gönüllerdir.

Gözyaşları Rabb in lisânıdır. Ya akıtılamayan yaşlar, onlar çile tarlasının İlâhî tohumlarıdır. Çile gözyaşlarının tükendiği bir mıntıkada başlayan Allah yolculuğudur. Çilesine sonuna kadar dayanmayan bu yolculuğa çıkmasın. Gözyaşlarının da geride bıra­kıldığı bu çile mıntıkasında geçilen yol çetindir, dikenlidir, kan­lıdır. Ancak gözyaşlarıyla sarhoş olanlar bu yolculuğa çıkarlar. Çile, kurtuluş ve zafer vehimlerinin bütün bütün kuruduğu yerde boyun bükerek ve günün birinde mutlaka isteyerek, Allah istediği için isteyerek, sevilen acıdır. Çile, Tanrı lokmasıdır; hazır değilsen hazmedemezsin.

Ona hazımsız başlayıp da çile lokmasını kader eliyle yedikten sonra alıştırılırsan, çile sende bir kılıç kesilir; sonunda hiç doyul­mayan azap olur.. Beklenen büyük günde aşkın sultanları safına geçmek isteyen, şimdiden çilenin serdarı olsun.

Nurettin Topçu,Var Olmak,Dergay yay.

Yazar: Muhammed Ali

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*