El Vucüh Ve’n Nezair

Vücuh; değişik mânalarda kullanılan tek kelimeye verilen addır. Ümmet kelimesi buna misaldir. Bu konuda müstakil bir kitap yazdım. «Mu’ tera- ku’l-Ekrân Fi Müştaraki’l-Kur’an» adını verdim.

Nezâir; Birbirine benzeyen kelimeler demektir.

Nezâirin kelimelerde, vücuhun, mânada kullanıldığı söylenir. Bu görüş zayıf kabul edilmiştir.

Şayet bu tarif kabul edilseydi aynı mânadaki kelimeler, tek kelime kabul edilmiş olurdu. Halbuki bu görüşte olanlar kitaplarında ayrı bir nevi olarak değerlendirmişlerdir.

Bazı ulema da bunu, Kur’an’ın mucize olduğuna işaret eden nevilerden biri saymıştır, öyle ki Kur’an’da bir kelime, yirmi mânaya geldiği gibi, daha az veya daha çok mânaya da gelmekte, beşer kelamında ise böylesine mâna zenginliği bulunmamaktadır.

…..

İbnu Sa’d bir başka rivayette İbnu Abbas’ın Hz. Ali’ye şöyle dediğini rivayet eder: «Ya Emira’l-Mü’minîn, ben Allah’ın Kitabını onlardan daha iyi bilirim, çünkü Kur’an’ın nüzûlüne bizler şahid olduk, deyince, Hz. Ali: «Doğru söylüyorsun, Kur’anda muhtelif vecihler vardır, sen bir vecih ileri sürerken onlar da diğerlerini ileri sürerler. Fakat sen gene sünnetle mukabelede bulun; çünkü onlar hadisde aynı şeyi yapamıyacaklardır.»

Bu konuşmadan sonra İbnu Abbas Haricilere gitti, yaptığı münakaşada hadislerden delil getirdi, Hariciler İbnu Ab- bas’ın karşısında delilsiz kaldılar.

Bu konuda en önemli misaller şunlardır:

“Hidaye”Kelimesinin Kur’anda Değişik Mânalarda Kullanılışına Dair Misaller:

«Bizi doğru yolda sebat ettir.» (Fatiha, 6.) âyette sebat mânasında,

«Onlar, Rablerinden (gelen) açıklık (hidayet) üzerindedirler.» (Bakara, 5.) âyette beyan mânasında,

«Şüphesiz din (doğru yol) Allahın dini (yolu) dur..» (Âli imran, 73.) âyetinde din mânasında,

«Allah hidayet edenlerin feyzini artırır.» (Meryem, 76.) âyetinde feyz mânasında,

Onları emrimizle doğru yolu gösteren önderler yaptık..» (Enbiya, 73.) âyetinde önder mânasında,

«..her toplumun bir yol göstericisi vardır.» (Ra’d, 7.) âyetinde önder mânasında,

«..Benden size bir hidayet(ci rehber) gelir de..» (Bakara, 38.) âyette elçi ve kitaplar mânasında,

«..onlar yıldız (lar)la da yol bulurlar.» (Nahl, 16.) âyetinde ulaşırlar mânasında

«İndirdiğimiz açık delilleri ve sünneti saklayanlar yok mu..» (Bakara, 159.) sünnet mânasında,

«andolsun onlara Rablerinden bir (hidayet) Kuran gelmiştir.» (Necm, 23.) âyetinde Kur’an mânasında,

Andolsun ki biz Musa’ya hidayeti (Tevratı) verdik.»(Gâfir, 53.) âyetinde Tevrat mânasında,

«…ve onlar doğru yola erenlerin ta kendileridir.» (Bakara, 157.) âyetinde hakka rücû mânasında,

«…Allah kâfirler güruhunu muvaffak etmez.) (Bakara, 258.) âyette muvaffak kılmak mânasına,

«Biz, eğer senin maiyetinde tevhid (doğru yol)unu tutup sana uyarsak..» (Kasas, 57.) âyetinde tevhîd mânasına,

«…biz de hakikaten onların izlerine uymuşlarız..) (Zuhruf, 22.) âyetinde uymak mânasında,

«…Onların gittiği doğru yolu tutup ona uy..) (Enâm, 90.) âyetinde yol mânasına,

«..Muhakkak Allah hainleri hilesinde muvaffak etmez.» (Yusuf, 52.) âyette ıslah mânasına,

«Her şeye hilkatini veren, sonra da doğru yolu gösterendir…» (Tâhâ, 50.) âyetinde yol göstermek mânasında,

«Biz (tevbe ederek) sana döndük) (Araf, 156.) âyette tevbemânasında,

«..umarım Rabbim beni doğru yola irşad eder, dedi.» (Kasas, 22.) âyetinde irşad mânasında kullanılmıştır..

….

Salat”Kelimesinin Kur’an’da Değişik Mânalarda Kullanılışına Dair Misaller

«..Namazı dosdoğru kılarlar..) (Bakara, 3.) âyetinde beş vakit namaz mânasında,

«namazdan sonra alıkoyarsınız da..» (Mâide, 106.) âyette ikindi namazı mânasına,

«..namaza çağrıldığınızda…» (Cuma, 9.) âyette cuma namazı mânasına,

«..onların hiç birinin namazına durma..» (Tevbe, 84.) âyetinde cenaze namazı mânasına-»

«..onlara dua et…» (Tevbe, 103.) âyetinde dua mânasında,

«..Dinin mi emrediyor..» (Hûd, 87.) âyetinde Din mânasında,

«..kıraatında pek bağırma…» (isra, 110.) âyette kıraat mânasında,

«..şüphesiz ki Allah ve melekleri o Peygambere çok salât ederler..» (Ahzâb, 56.) âyetinde rahmet ve istiğfar mânasında,

«sarhoş iken namaza yaklaşmayın..) (Nisa, 43.) âyetinde namaz kılınan yerler mânasında,

«..Allahın adı zikredilen ve namaz kılınan mescidler..» (Hac, 40.) âyetinde namaz kılınan yerler mânasında,

….

Zikr”Kelimesinin Kur’an’da Değişik Mânalarda Kullanılışına Dair Misaller

«..atalarınızı andığınız gibi, hatta dahakuvvetli bir anışla Allah’ı anın..» (Bakara, 200.) âyette dil ile zikir mânasına,

«..Allah’ı hatırlayarak hemen günahlarının bağışlanmasını dilerler..» (Âli imrân, 135.) âyette kalb ile zikir mânasında,

«..içinde olanı hatırlayın ki..» (Bakara, 63.) âyette ezberlemek mânasına,

«Öyle ise beni anın ki ben de sizi anayım..» (Bakara, 152.) âyette taat ve mükafat mânasında,

«..Güvene kavuştuğunuzda Allah’ı anın…» (Bakara,239.) âyette beş vakit namaz mâ nasında,

«Ama yine de hatırlat, çünkü hatırlatmak Mü’minlere fayda verir.» (Zariyat, 55.) âyette öğüt mânasında,

«Ne zaman ki onlar, kendilerine hatırlatılanı unuttular…»(Araf, 165.) âyetinde öğüt mânasına,

«Rabbinizden bir zikir gelmesine şaştınız mı?» (Araf 63.) âyette beyan mânasında,

«..Beni efendin (kralın) yanında an…» (Yusuf, 42.) âyetinde söyle mânasına,

Kendilerine Rabblerinden gelen zikri..» (Enbiya, 2.) âyetinde Kur’an mânasına,

«Ama kim benim zikrimden yüz çevirirse.» (Tâhâ,124.) âyetinde Kur’an mânasına,

«..Tevrat ehlinden sorun…» (Nahl, 43.) âyette Tevrat mânasına,

«De ki: size ondan bir haber okuyacağım..» (Kehf, 83.) âyette haber mânasına,

«O (yol) sana ve kavmine bir şereftir…» (Zuhruf, 44.) âyette şeref mânasına,

«..Sizin tanrılarınızı diline dolayan bu mu?» (Enbiya, 36.) âyetinde ayıplama mânasında,

«Andolsun Tevrat- tan sonra Zebur’da da ‘Arza mutlaka iyi kullarım varis olacak diye’ yazmıştık.» (Enbiya, 105.) âyetinde Levhi mahfuz mânasına,

«Andolsun Allah’ın elçisinde sizin için Allah’ı ve ahireti arzu eden ve Allah’ı çok anan kimseler için (uyulacak) en güzel bir örnek vardır.» (Ahzâb, 21.) âyette senâ mânasında,

«Zikir okuyanlara.» (Saffât, 3.) âyetinde zikir mânasına,

«..Allah’ı zikretmek elbette en büyük (bir ibadetdir.) (An- kebııt, 45.) âyetinde namaz mânasına,

«..cuma namazına koşun..» (Cum’a, 9.) âyette cuma namazı mânasında,

«Süleyman: ‘Doğrusu ben bu iyi malla-n, Rabbimi anmayı sağladıkları için severim’ demişti..» (Sâd, 32.) âyetinde, ikindi namazı mânasına,

 

İmam Suyuti  – el-İtkan,cild 1,syf;379-380;382;386-387

Terc.Doç. Dr. Sâkıp YILDIZ ve Dr. Hüseyin Avni ÇELİK

Hikmet Neşriyat

Yazar Hakkında: Muhammed Ali

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*