Müslüman Saati

İstanbul’u yenileştiren ve yerlisini şaşırtan istilaların en gizlisi ve en tesirlisi yabancı saatlerin hayatımıza girişi oldu. “Saat”ten kastımız, zamanı ölçen alet değil, fakat bizzat zamandır. Eskiden kendimize göre yaşayışımız, düşünüşümüz, giyinişimiz ve kendimize göre, dinden, ırktan ve ananeden hayat alan bir zevkimiz olduğu gibi, bu üslub-ı hayata göre de “saat”lerimiz ve “gün”lerimiz vardı. Müslüman gününün […]

Ucundan tutuyoruz her şeyin.

Ucundan tutuyoruz her şeyin. İlgilerimiz samimiyetsiz, yapay, sahici olmaktan uzak… Konaklamıyoruz hiçbir yerde, hiçbir meselede, hiçbir soruda; hep gelip geçecek şeylerin peşindeyiz. Kök salmıyoruz, toprakla ünsiyet kurmuyoruz, bir yere ait olmamak için didinip duruyoruz adeta. hiçbir esaslı tedbir almıyoruz, esen her rüzgarla oradan oraya sürüklenmemek için. Ne kendimizi tanımaya, ne başkalarını tanımaya niyetimiz var. Hep […]

Ertelenmiş gecikmeler

Her gün birçok şey geçiyor içimizden. Bir gün şu meseleye bir el atayım diyoruz mesela, şu meseleyi uzun uzadıya tefekkür edeyim, şu konudaki kitapları ardı ardına okuyayım, uygun vakitte bir vesileyle o kişiye hissiyatımı ifade edeyim, sevdiklerime sevdiğimi söyleyeyim, muhabbetimi kelimelere dökeyim, falanca zatı ziyaret edeyim, elini öpeyim, nafile güzellikler gerçekleştireyim, birilerine iyilik yapayım, birilerinin […]

Kim bilir kim, nasıl, ne kadar?

Söylemeye cesaret edemediğimiz bir söz, kim bilir neyi, neleri, ne kadar eksik bırakıyor. Zamanında kalkmayan bir otobüs, yerine ulaşmayan bir mesaj, meşgul çalan bir telefon, üstünde durulmayan bir beklenti, önemsenmeyen bir hayal, adı konmayan bir muhabbet, ifade edilmemiş bir pişmanlık, kim bilir kimi, kimleri, neresinden, ne kadar kırıyor. Dikkatsizlikten, özensizlikten, gamsızlıktan türetilmiş kabalıklarımız yüzünden kim […]

Divan Edebiyatı

Prof. Dr. Ali Nihad Tarlan Divan edebiyatımız, medeniyet âlemine büyük bir iftiharla sunabileceğimiz bir sanat mahsulüdür. Onun için de insan zekâsı, kendi yolunda varabileceği son merhaleye varmıştır denebilir. Bilhassa arûz vezninin dar sahası içine bu kadar çeşitli renkli fikir, his ve heyecanı sığıştırmak, tablo üstüne tablo çizmek, hiç de kolay olmasa gerektir. Divan edebiyatına havâs […]

Yunus Emre – ‘Çıktım Erik Dalına’Şiirinin Açıklaması

Çıkdım erik dalına, anda yedim üzümü Bostan ıssı kakıdı, der ne yersin kozumu. Kerpiç koydum kazana poyraz ile kaynattım Nedir, deyip sorana bandım verdim özünü İplik verdim çulhaya sarıp yumak etmemiş Becit becit ısmarlar, gelsin alsın bezini Bir serçenin kanadın, kırk kağnıya yüklettim Çifti dahi çekmedi, şöyle kaldı kazını Bir sinek, bir kartalı salladı vurdu […]

Ben ağlamayayım kim ağlasın?

217. Hikmet Doldu ömür kadehi, ben ağlamayayım kim ağlasın? Şeytan gönül hemhanesi, ben ağlamayayım kim ağlasın? Kılmaz nasihat hiç kimse, isyan ile oldu işim, Böyle geçip günah işim, ben ağlamayayım kim ağlasın? Katı günah oldu işim, cehennemde oldu yerim, Ahir gazab kılsa Kerim, ben ağlamayayım kim ağlasın? Kur’an yazısını görmez gözüm, ayet-hadis değil sözüm, Kulum […]